BASIN VE DUYGU SİYASETİ

N. Nuri YAVUZ 11 Ocak 2019 Cuma, 06:00

Dün, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü idi.

Öncelikle bu gün vesilesiyle telefonla arayan ve mesaj atan herkese teşekkür ediyorum.

Tabii özne gazeteci olunca, haliyle konu da 'basın özgürlüğü' üzerinde gelişiyor...

Bana gelen veya sosyal medyada bu günle ilgili paylaşılan birçok temenninin basın özgürlüğüne odaklandığını gördüm.

Ne yazık ki ülkemizde 'özgürlük' kavramında olduğu gibi 'basın özgürlüğü'nde de bir anlam karmaşası var.

***

Basın özgürlüğü, bir olgu olarak nedensellik içerir. Kesinliği kanıtlanabilir. İzafi değildir.

Vardır ya da yoktur!

Ve 'basın özgürlüğü'nün kaynağı halktır!

Fakat maalesef ülkemizde basın halktan kopmuş, siyaset ve siyasetçiye yaklaşmış durumdadır.

Bu tabloda konuyla ilgili hemen herkes, basın özgürlüğünü politik iktidar kaynaklı değerlendirmekte ve siyasetten özgürlük talep etmektedir. Bu beklenti hiçbir zaman karşılık bulmaz.

Yine ne yazık ki halkında basın veya doğru bilgi talebi yok denecek kadar az.

***

Basının halktan, halkın da basından kopuşunun sorumlusu, gazeteciler kadar siyasettir. Çünkü ülkemizde politika yapıcılar, büyük kitleyi duygu siyaseti ile idare etmektedir.

Öyle ki halkın korkuları, sevinçleri ve kederleri üzerinden şekillenen propaganda dilini, her seçim döneminde görüyoruz. Bu dilin, büyük kitlenin gerçek sorunlarından ziyade geliştiği ortadadır.

Kendi gerçeğinden kopup duygulara yönelen ana kitlenin beklenti ve talepleri de ona göre şekilleniyor. Ne yazık ki bu şematik içinde basına ilişkin bir beklenti ve talep bulunmuyor.

Buna kıyasla toplumsal gerçekler üzerinden siyaset yapılan dönemlerde basının ne kadar özgür olduğu tarihsel bir gerçektir.

Bu noktada Thomas Paine'in şu sözünü paylaşmak istiyorum: "Yalnız bedelinin hakkı verilen şeyler değerlidir."

Ötesi kadük...

***

BOZBEY'İN MESAJI

Dün, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle CHP'nin Büyükşehir Belediye başkan adayı, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Mahfel'de Bursalı basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Basın çalışanlarının gününü kutlayan Bozbey, eleştiri vurgusu yaparak 1 Nisan itibarıyla Bursa'da dünyaya örnek bir basın özgürlüğü seviyesine erişileceğinin vaadinde bulundu ve 'Bursa basını da gülümseyecek' dedi.

Toplantıda dikkat çeken ise Bozbey'in basınla buluşma programı için neden Mahfel'i seçtiğine yönelik açıklamalarıydı.

"Mahfel, bizim bir kültürümüz" diyen Bozbey, şöyle konuştu: "Tarihi, Bursa için önemi olduğu için burayı seçtik. Biliyorsunuz ki Türk Ocağı'nın kurulduğu yerdir. Bursa'nın kurtuluşu ile ilgili burada çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Öyle bir tarihi anlamı da vardır."

Yerel siyaset ve gündemin 'İttifakların' gölgesinde kaldığı bu seçim atmosferinde Bozbey'in kullandığı dil, önemli mesajlar içeriyor. Bursa ve en önemlisi de Ankara bu dili nasıl okuyacak? Zaman içinde göreceğiz...

Ayrıca Bozbey'in önünde konuşma yaptığı pano da toplantının bir diğer dikkat çeken öğesiydi. Anayasa'nın 25, 26, 27 ve 28'inci maddelerinin yazılı olduğu panoda bayrak zemini kullanılmış ve kalabalık gurup içinden uzanan bir el tasarlanmış.

Bozbey'in herhangi bir kurum, parti sembolü yerine ortak değerler üzerinden kurgulanan bir imajın önünde açıklama yapması, olaya yaklaşımının özeti niteliğindeydi.

***

MHP'Lİ KADINLARDAN ZİYARET

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Bursa İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Hülya Zeytun, Başkan Vekili Yasemin Apak, Genel Sekreter Haşime Kabaoğlu ve Sosyal Medya Sorumlusu Aslıhan Karabağ, dün 10 Ocak Gazeteciler Günü dolayısıyla bizleri ziyaret etti. Kırmızı karanfil dağıtan MHP'li kadınlar, gazete çalışanlarının gününü kutladı.

Ziyaretleriyle bizleri mutlu eden MHP'li 'Asenaların' 31 Mart'ta gerçekleştirilecek yerel seçimlere doğru gösterdiği motivasyon ve enerji dikkat çekici...