Bu ekonomi seçim kazandırmaz!

N. Nuri YAVUZ 14 Kasım 2016 Pazartesi, 08:21

Maliye Bakanı Naci Ağbal, geçen hafta Reuters'a ekonominin gidişini özetleyen bir demeç verdi.

2016 için büyüme tahmininin yüzde 3,2 olarak revize edildiğini hatırlatan Ağbal, 'Problemin farkındayız, ekonomi yavaşlıyor' dedi.

Aynı hafta Merkez Bankası da ekonomideki olumsuz sinyalleri almış olacak ki kredi kartı faizlerinde indirime gitti.

1 ocak 2017'den itibaren kredi kartı faiz oranı aylık yüzde 2.02'den 1.84'e düşecek. Gecikme faiz oranı ise 2.52 yerine 2.34 olacak.

Bunun yanında Merkez Bankası, bir de "kısa vadeli kredi gereksinimi olan kredi kartı sahiplerinin, bu ihtiyaçlarını kredi kartları yerine tüketici kredileri yoluyla karşılamalarının menfaatlerine olacağını" tavsiyesinde bulundu.

Hatırlarsanız bir önceki hafta bankalar arası bir faiz indirim yarışı başlamış konut, taşıt ve ihtiyaç kredilerinde indirime gidilmişti.

Sanırım biraz da bunun etkisiyle olacak ki söz konusu tavsiyeyle tüketiciye 'sıra sende' deniliyor.

Ancak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK)  8 Kasım tarihli verilerine baktığımızda ise tüketicinin 1.660 milyar liralık kredi kullanıldığını, aynı verilere göre de bankalardaki toplam mevduatın ise 1.467 milyar lira olduğunu görüyoruz.

Bu, tüketicinin sırasını savdığının işareti olsa gerek...

O kritik söyleşiden bir alıntı daha yapalım;

"Üçüncü çeyrek rakamlarının tatmin edici seviyede olmadığını belirten Bakan Ağbal, bazı vergilerde geçici indirime gidilebileceğini de duyurdu."

Küresel ekonomi, 2008 krizinden bu yana aşılamayan büyük durgunluk sorunu ile boğuşurken Türkiye'nin 27 çeyrektir sürdürdüğü büyüme performansının bu yılın 3. çeyreğinde sıkıntıya girdiği görülüyor.

Önceki yazılarda kamu ağırlıklı tüketimin desteklediği büyümenin kaliteli ve sürdürülebilirliği olmadığını üretim ve ihracatın desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştık.

Bugün de büyümeyi sürdürmek adına kredileri şişmiş vaziyetteki tüketiciyi yeniden krediye mahkum etmenin sağlıklı sonuç doğurmayacağını tasarrufları artırıcı yöntemlere ihtiyacımız olduğunu görmemiz gerekiyor.

Bir yandan Bireysel Emeklilik Sistemi gibi modellerle tasarruf artırma çabasına girerken diğer yandan vatandaşı, ihtiyacını krediyle karşılamaya mecbur kılmak pek de rasyonel görünmüyor.

Daha fazla faiz prangası yerine halkın vergi yükünü hafifletecek modeller geliştirilmesi gerekiyor.

Yoksa bu ekonomik sıkışmışlık içinde seçmeninin yeni bir siyasal sistem için heveslenmesi ve motive edilmesi güç görünüyor.

Hele ki 14 yıllık istikrardaki ekonomik gücün etkisi düşünüldüğünde 'bu finansal çıkmazda girilen bir seçimin galibi olmaz' tahmini, bir tahmin olmanın ötesine geçiyor galiba...

***

Ne oldu ne olacak?

Geçen haftanın gündeminden akılda kalanlar:

  • Ocak-Ekim döneminde otomobil üretimi yüzde 15 artışla 739 bin, otomobil ihracatı ise yüzde 18 artışla 575 bin seviyesinde gerçekleşti.
  • Asgari Ücret Tespit Komisyonunda işçiyi temsil eden Türk-İş, TÜİK'in belirlediği bin 600 liraya imza atmaya hazır olduğunu bildirdi.
  • Altın ithalatı, bu yılın eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 28, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 388 arttı ve 7,1 ton olarak gerçekleşti.
  • Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Otokar Yönetim Kurulu Başkanı Koç, Milli ana muharebe tankı Altay'ın seri üretiminde görev almaya hazırız olduklarını duyurdu.
  • Cari işlemler açığı eylülde 1 milyar 684 milyon dolar olarak gerçekleşirken, 12 aylık cari işlemler açığı da 32 milyar 412 milyon dolara yükseldi.

***

Bu haftanın gündeminde yer edecek konular:

  • Ağustos dönemi işsizlik verisi aktarılacak.
  • Bütçe dengesinde ekim ayı tablosu paylaşılacak.
  • Özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcunda eylül rakamı duyurulacak.
  • Bu yıl 3. dönem uluslararası yatırım pozisyonu belirlenecek.
  • 2015 yılına ait sağlık harcamalarına ilişkin istatistikler açıklanacak.