Bursa’nın belleğinde darbe izleri

N. Nuri YAVUZ 15 Temmuz 2017 Cumartesi, 09:09

Cumhuriyet tarihi, kırılma ve dönüm noktalarıyla dolu. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan, 15 Temmuz... Türk siyasi tarihi incelendiğinde ekonomik, sosyal ve politik alanda birçok yara açan bu darbe ve muhtıraların işgalini görürsünüz. Bu tarihlerin kent belleğindeki izlerine ise o dönem yayınlanan gazetelerde rastlarsınız. Bursa'nın hafızasına kazınan darbe ve muhtıraların izini sürdük...

İlk Darbe! (27 MAYIS)

Kent belleğine ilişkin taramalarımızda Bursa'da 27 Mayıs darbesinin izlerine üç gazetede rastladık. Hayri Terzioğlu'nun himayesindeki 'Hâkimiyet milletindir', Derviş Sami Taşman'ın çıkardığı 'Yeni Ant' ve N. Gerçeksöz'ün sahibi olduğu 'Ekspres Akşam Postası' gazeteleri, Bursa'da tarihin yükünü bugüne taşıyabilmiş yayınlar arasında yer alıyor.

Türkiye'de çok partili hayat, 1946'da Demokrat Parti ile başlıyor. Dört yıl süren muhalefetliğin ardından DP, 14 Mayıs 1950 seçimlerinden yüksek bir oyla çıkıyor ve 27 yıl süren tek parti iktidarına son veriyor. İlk dönemi sorunsuz atlatan DP, 2 Mayıs 1954'teki ikinci seçimleri de kazanıyor. Fakat bu dönemde DP, ekonomide gözlenen bozulmalar, muhalefetle girişilen sert kutuplaşma ve parti içindeki anlaşmazlıklardan zarar görüyor. Seçimler bir yıl öne alınıyor ve 27 Ekim 1957'de sandıktan yine DP çıkıyor. Fakat üçüncü dönemde ekonomi kilitleniyor. Dış borçlar ödenemez hale geliyor. Doların fiyatı 2.80 liradan 9.02 liraya çıkıyor. Ekonomik tablo kararırken DP, iktidar baskısını artırdığı üçüncü dönemde Türk siyasi tarihinin ilk darbesi 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi gerçekleşiyor.  Genç Subaylar İhtilali olarak adlandırılan 37 subay tarafından planlanan hareketin başına Orgeneral Cemal Gürsel geçiyor. Darbe ile Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes tutuklanıyor. 1961 anayasasının kabulüyle Adnan Menderes ve birçok siyasi idama mahkûm edilirken Celal Bayar'a yaşlılığı nedeniyle müebbet cezası veriliyor.

Gündem Kültürpark

Sene 1960. Bursa basınında tipo baskı modeliyle, el emeği göz nuru üretilen 4 sayfalık siyah beyaz gazeteler dönemi. Ankara gündeminin yoğunlukta olduğu sayfalarda iktibaslar, köşe yazıları, roman/hikâye kesitleri ve dünyadan haberler karşılıyor sizleri. Dönemin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik özelliklerine ilişkin çıkarımlarda bulunabileceğiniz sayfalarda şehir haberlerinin her türlüsüne rastlamak mümkün. Bursa'da takvim, 27 Mayıs darbesine doğru ilerlerken şehrin gündeminde Kültürpark bulunuyor. Her yıl biraz daha büyütüldüğünü okuduğumuz satırlarda parkın yeni eklenen pavyonlarla birlikte 28 Mayıs Cumartesi günü saat 18.30'da dev bir merasimle açılmasının planlandığı yazıyor. Fakat 27 Mayıs cuma günü gerçekleştirilen darbe sonrası açılış erteleniyor. Park, 4 Haziran'da merasimsiz olarak açılıyor.

Darbe sevinci

Darbe, Bursa'da 28 Mayıs gazetelerine yansıyor. Hâkimiyet Milletindir gazetesi, darbeyi "Dünden itibaren memleket idaresi Türk Silahlı Kuvvetlerine intikal etti" başlığıyla veriyor. Hâkimiyet Milletindir gazetesinde darbeye yönelik herhangi bir duygu belirtisine rastlanmazken Yeni Ant gazetesinin darbeyi sevinçle karşıladığı görülüyor. Yeni Ant'ta "Türkiye 27 Mayıs Demokrasi Bayramının heyecanı içinde" başlıklı haberde sokakların bayraklarla donatıldığı ve halkın bu mutlu günü gözyaşlarıyla kutladığı söyleniyor. Aynı tarihte yayınlanan Ekspres Akşam Postası, 28 Mayıs tarihli yayınında darbeye ilişkin "Tüm yurtta tam bir sükûnet hüküm sürüyor" başlıklı bir habere yer veriliyor.

15 günde 4 vali

O günlerin gazetelerinde darbe sonrası Bursa Valisi İhsan Sabri Çağlayangil görevden alındığı ve yerine Askeri Vali Rasim Gökbel atandığı paylaşılıyor. Fakat Gökbel'in görevi uzun sürmüyor. Bir süre sonra Bursa Valiliğine Albay Fehmi Albayrak getiriliyor. 2 Haziran'da göreve başlayan Albayrak 14 Haziran'da vazifesini Turgut Başkaya'ya devrediyor. Darbe ile Bursa'da 15 günde valilik makamının 4 kez el değiştirdiği görülüyor.

4 albayın aşkı

Darbenin gerçekleştirilmesiyle sıkıyönetimin ilan edildiği bankaların, sinemaların kapatıldığı basına yansıyor. Silah taşımak yasaklanıyor.  Yaz aylarındaki Bursa'da 30 Mayıs'ta Uludağ'a kar yağıyor. Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu'nun sezonu '4 albayın aşkı' adlı oyunla kapatıldığı aktarılıyor. Yine Kurban Bayramına denk gelen günlerde kurbanlık fiyatlarının yüksek olduğu ve satışların düşeceği bilgisine yer veriliyor.

 

Ültimatom! (12 MART)

Bursa basınında 12 Mart muhtırasının yansımalarını Hayri Terzioğlu'nun 'Hâkimiyet milletindir' yayını, Ersan Suphi Karakaptan'ın sahibi olduğu 'Bursa'nın Sesi' ve Ertuğrul Mat'ın çıkardığı 'Millet' gazetelerinde bulduk.

Süleyman Demirel idaresindeki Adalet Partisi'nin iktidara geldiğinin ikinci yılı, 1971'de ülkede üç yıldır süren terör olayları tırmanışını sürdürüyor. Öğrenci hareketlerinin de yoğunlukta olduğu dönemde güvenlik zafiyetinin genişlettiği çatışma ortamı, gözlerin orduya çevrilmesine neden oluyor. 12 Mart tarihine gelindiğinde ise Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur tarafından Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a hükümetin istifasının istendiği bir muhtıra veriliyor. Başbakan Süleyman Demirel İstifa ediyor...

O tarihlerde Bursa basınında, tırmanan çatışma ortamının da etkisiyle Ankara merkezli haberlerin yoğunluğu göze çarpıyor. Siyah beyaz satırlar arasında Mudanya'daki Şükrü Çavuş İlkokulu bahçesindeki Atatürk büstünün açılışının yapılacağı, aynı törende İstiklal Marşı'nın kabulünün 50. yılının kutlanacağı duyuruluyor. Şehrin ana gündeminde ise 12 Mart'ta İnegöl'de bazı binalara yönelik bir takım genç gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırılar geniş yer tutuyor. 13 Mart tarihli Bursa'nın Sesi gazetesinde söz konusu olay, 'Genç ülkücülerin yönettiği gericiler' üst başlığı ve 'Dün İnegöl'de bazı binaları tahrip ettiler' başlığıyla duyuruluyor. Aynı olay, Hâkimiyet Milletindir gazetesinde 'Tahrik edilen halk İnegöl ilçesinde bazı işyerlerini tahrip etti' başlığıyla aktarılıyor. Millet gazetesi ise olay, 'Ülkü ocaklarının tahrik ettiği' üst başlığı ve 'Halk İnegöl'de bazı binaları tahrip etti' başlığı ile paylaşılıyor.

İnegöl'de ayaklanma

İnegöl'deki olaya ilişkin 13 Mart tarihli gazetelere yansıyan haberlerde 12 Mart'taki olayın bir önceki gece Genç Ülkücüler Teşkilatına mensup bir grup gencin, "Dev-Genç mensubu gençler yarın İnegöl'e gelecekler ve Cuma namazında camileri basacaklar" şeklinde halkı tahrik ettiğini yazıyor. Aynı satırlarda tahrik sonrasında galeyana gelen halkın 'komünistlere ölüm', 'kahrolsun komünistler' ve 'komünistler Moskova'ya' gibi sloganlar atarak solculara ait olduğu düşünülen ev ve işyerlerine saldırdıkları aktarılıyor. 14 Mart gazetelerinde olaya ilişkin 27 kişinin gözaltına alındığı, 12 kişinin ise beş yıl hapis istemiyle tutuklandığı duyuruluyor. Aynı haberlerde dönemin Bursa Valisi Enver Saatçıgil'in açıklamalarına yer veriliyor. Saatçıgil, 6 dükkân ve bir evin hasar gördüğünü söylerken 'can kaybı olmaması bizi teselli ediyor' ifadelerini kullanıyor.  Olayda İlerici Gençlik Teşkilatı Binası, Halil Tosun'a ait fotoğraf stüdyosu, Kadir Köseleci'ye ait kitapçı, Avukat Kemal Keskin'e ait ev ve büro ile Zeki Kuaföre ait işyerinin tahrip edildiği aktarılıyor. İnegöl ilçe kaymakamı Hayrettin Güven'in de olay günü özel bir işi nedeniyle izinsiz olarak şehir dışında olduğu tespit ediliyor ve kendisi hakkında soruşturma başlatıldığı aktarılıyor. 15 Marta gelindiğinde olayın yankısı gündemden düşüyor.

 

Son darbe! (12 EYLÜL)

Türkiye, terör ve anarşi olaylarıyla sarsılıyor. 12 Mart muhtırasının dizginleyemediği olaylar, ülkede kaosu daha da fazla tırmandığında takvim, 12 Eylül 1980'e erişiyor. Askerin ikinci ve son kez yönetime el koyduğu darbeye ilişkin araştırmalarımızda Bursa'da haftalık yayın yapan Kazım Tayan'ın sahibi olduğu Haber gazetesinde rastlıyoruz.

Tarih 12 Eylül 1980'ne gelene kadar ülkede 12 Mart muhtırası da güven iklimini inşa edilemediğini, 1972'de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamının kaotik çatışma ortamını daha da alevlendiğini görüyoruz. Ülkede her gün bombaların patladığı, ölümlerin arttığı, üniversiteli gençlerin sağ ve sol kapışmasına tutuştuğu günlerde eski başbakanlardan Nihat Erim'in suikasta kurban gitmesi bardağı taşırıyor ve Türk Silahlı Kuvvetleri devlet yönetimine el koyuyor. İhtilal bildirgesi Genelkurmay Başkanı Kenan Evren tarafından televizyon aracılığıyla okunuyor. 61 anayasası kaldırılıyor. Bütün siyasi partiler kapatılıyor.

Bir ayda 25 kişi öldü

Bursa'da o tarihlerde yayınlanan birçok gazete bulunmasına rağmen arşivler bizleri haftalık yayınlanan Haber gazetesiyle yetinmeye itiyor. 6 eylül tarihli haftalık yayınında Haber gazetesi incelendiğinde Bursa'da bir ayda terör olaylarından 25 kişinin öldüğü görülüyor. Dönemin Bursa Valisi Zekai Gümüşdiş, açıklamalarında "Bursalılar şehirde anarşinin önlenmesini istiyorlarsa biraz sabırlı olmalılar" diyor. Orhangazi'de bulunan zeytin kooperatifinin o yıl için 6 milyon kilo zeytin alacağı duyuruluyor. İnegöl'de 5 derslik bir ilkokulun temelinin atılacağı müjdeleniyor.

3 bakan Bursa'da

Bursa eğitim enstitüsünün kapatılacağının duyurulduğu gazetede Bursalı fırıncıların 'Ekmek fiyatları serbest bırakılsın' taleplerine de yer veriliyor. Yine Bursa'da uygun bina bulunduğunda bir Anadolu Lisesi daha açılacağı duyuruluyor. Yine aynı sayfada Turizm ve Tanıtma Bakanı Barlas Küntay, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Cemal Külahlı ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Selahattin Kılıç'ın Zeytin bağında inşa edilen balıkçı barınağının açılışı için Bursa'ya gelecekleri aktarılıyor.

İş dünyası darbeden memnun

Haber gazetesi 20 Eylül tarihli haftalık yayınında darbeye ilişkin Kenan Evren'in açıklamalarına yer veriyor. Evren'in "Demokratik rejim rayına oturtulacak" sözlerinin başlığa çekildiği haberde "Bakanlar kurulu bir hafta içinde açıklanacak. Geçici bir Anayasa hazırlanıp müteakiben Kurucu Meclis teşekkül edecek. Anayasa Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanununda değişiklikler yapılacak" bilgileri paylaşılıyor. Manşetteki haberin yanında ikinci manşet olarak Bursa Ticaret Odası Başkanı Ali Osman Sönmez'in açıklamalarına yer veriliyor. 'Silahlı kuvvetlerin yönetime el koyması Bursa iş çevrelerinde memnunlukla karşılandı' başlıklı haberde Sönmez'in Kenan Evren'e mektup gönderdiği ve görevinde başarılar dilediği görülüyor.

 

Postmodern darbe (28 ŞUBAT)

Türkiye milenyum çağına doğru ilerlerken Refahyol hükümeti iktidarda bulunuyor. Tarih, 28 Şubat 1997'ye gelindiğinde 9 saat süren Milli Güvenlik Kurulu'ndan çıkan kararlar, hükümete karşı postmodern bir darbe olarak yorumlanıyor. Bursa basınında bu olayın izlerine Bursa 2000 gazetesinde rastlıyoruz.

Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi, 24 Aralık 1995 seçimlerinden birinci parti olarak çıkıyor. Seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti güvenoyu alamayınca Refah Partisi ile DYP arasında kurulan Refahyol olarak adlandırılan koalisyon 8 Temmuz 1996'da güvenoyu alarak çalışmaya başlıyor. Fakat bu hükümet döneminde gerçekleşen bir dizi olay 28 Şubat kararlarını tetikliyor. Başbakan Erbakan'ın Mısır, Libya ve Nijerya ziyaretleri, başbakanlık konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar vermesi ve İslamcı söylemlerin yükselen reytingi irtica endişelerini artırıyor. Susurluk kazasının da meydana geldiği günlerde TSK, irtica temelli rahatsızlığı açıkça ifade ediyor. 28 Şubat 1997 Cuma günü gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu'nda Türk siyasi tarihinin dönüm noktası niteliğinde kararlar alınıyor. Bu kararlar hükümete karşı postmodern bir darbe olarak yorumlanıyor. Bu kararlar sonrası Türkiye'de irticaya karşı başlayan süreç, muhafazakâr kesime yönelik baskılara sahne oluyor. Bu dönemde başörtüsü yasağı öne çıkıyor. Kapalı öğrenciler okullardan atılıyor, başörtülerini çıkarmaları için ikna odaları kuruluyor, çok sayıda kamu personeli görevden el çektiriliyor. Türkiye bir başka sınavdan geçiyor.

Ordu uyardı

Bursa'da 28 Şubat Tarihli Bursa 2000 gazetesi, o gün düzenlenecek MGK için 'Refahyol'un zor günü' başlığını kullanıyor. Gazete, sıkıntılı geçeceğini öngördüğü MGK'da Genelkurmay Başkanı'nın hükümete şeriat tehlikesi konusunda sert bir uyarıda bulunacağını da bildiriyor. O yıl Şubat 28 çekiyor ve MGK detayları 1 Mart gazetesine yansıyor. Bursa 2000, 9 saat süren MGK'yı 'Ordu hükümeti açıkça uyardı' başlığıyla duyuruyor.

10 bin imza

O günlerde kent gündeminde CHP'nin 'Bursa'ya demiryolu' başlığıyla imza kampanyası düzenlediği Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi'nin de desteğiyle 10 bin imza toplandığı haberi dikkat çekiyor.  Yine ülke genelinde yaklaşık bir ay süren "Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık" eyleminin 1 Mart tarihli finalinde Bursa'da da yürüyüşler düzenleniyor ve festival havasında bir kutlama yapılıyor.

Soydaşlara 10 tır un

O günlerde göçmen kenti Bursa'da Bulgarsitan'daki soydaşlara yönelik yardım kampanyası düzenlendiği ve 10 tır un gönderildiği görülüyor. Ali Osman Sönmez'in 1 Tır, Hüseyin Özdilek'in 1 Tır, DOSAB'ın 1 tır gönderdiği kampanyaya Bursa'nın tüm dinamikleriyle destek verdiği gözleniyor. Bursa Ticaret ve Sanayi odası üyelerinin destekleriyle Büyükşehir Belediyesi, Bal-Göç ve Fırıncılar Odası'nın öncülüğünde kapsamlı bir kampanya yürütülüyor. Bal-Göç Genel Başkanı Turhan Gençoğlu, kampanya ile Bulgaristan'daki soydaşların açlık sorununun önleneceğini söylüyor.

 

Sanal muhtıra (27 NİSAN)

Ülkede gözlerin cumhurbaşkanlığı seçimlerine odaklandığı günlerde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yakın siyasi tarihe damgasını vuran e-muhtırası gündeme bomba gibi düşüyor. 27 Nisan saat 23.00'da yayınlanan bildiri Bursa'da 28 Nisan gazetelerinde yer buluyor. Bursa Hâkimiyet, Olay ve Bursa Haber gazetelerinde gündemi yakından takip ediyor.

Türkiye'nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresinin dolmasına kısa bir süre kala Meclis, ülkenin 11. Cumhurbaşkanını seçmeye hazırlanıyor. Ülke gündemini forse eden bu seçim, beraberinde laiklik tartışmalarını da alevlendiriyor. AK Parti'de Cumhurbaşkanlığı için Abdullah Gül ismi öne çıkıyor. Ana muhalefet partisi CHP, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı'ndan sonra Çankaya Köşkü'ne de aynı partiden bir ismin çıkmasından duyduğu rahatsızlığı ifade ediyor. Laiklik tartışmalarının tırmandığı süreçte cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 oy kullanılması zorunluluğu gündemi daha da yoruyor. 27 Nisan'daki ilk turda Abdullah Gül tek aday olarak girdiği seçimden 357 oy almasına rağmen toplamda 361 oy kullanıldığı için seçim ikinci tura kalıyor. O günün gecesinde TSK, saat 23.00'da Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinden laiklik üzerine odaklanan tartışmalardan rahatsızlığını ifade eden muhtıra niteliğinde bir e-bildiri yayınlıyor. Kamuoyunun muhtıra olarak yorumladığı bildiri Bursa basınında da geniş yer buluyor.

Örneği yok

TSK'nın bildirisini, Bursa Hâkimiyet 'Muhtıra Gibi' başlığıyla görürken "Genelkurmay Başkanlığı, gece saat 23.00 sıralarında örneğine rastlanmayan sertlikte bir açıklama yaparak, laikliğe aykırı davranışlara dikkat çekti" açıklamasına yer veriyor. Bursa Haber gazetesi de bildiriyi 'Genelkurmay çok sert çıktı' başlığıyla görüyor. Olay gazetesi de TSK'nın hamlesini 'Muhtıra Gibi' başlığıyla duyururken bildiride geçen "Laiklik konusunda tarafız. Gerektiğinde tavrımızı net bir şekilde ortaya koyarız" açıklamasını öne çıkarıyor.

Basın sarayı

Ankara gündeminin işgalindeki gündemde yerel unsur olarak Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin Basın Kültür Sarayı açılışı dikkat çekiyor. Mart 2004 yılında temeli atılan ve 24 bin metrekarelik bir büyüklüğe sahip olan yapı, 28 Nisan Cumartesi günü açılıyor. Geniş bir katılımla açılışı yapılan Basın Kültür Sarayı, etkinlik ve sergi salonları, Basın Müzesi, Akkılıç Kütüphanesi ve alışveriş olanaklarıyla övülüyor. Bursa Hâkimiyet gazetesi açılışı 'Gurur Günü' başlığıyla detaylı olarak haberleştiriyor.

Miting Rüzgârı

Aynı günlerde önce Ankara Tandoğan'da arından İstanbul Çağlayan'da Cumhuriyet mitingleri düzenleniyor. Muhtıra Sonrası 29 Nisan Pazar günü düzenlenen Çağlayan mitingine bir milyondan fazla katılım sağlanıyor. Miting, Bursa'da 30 Nisan tarihli Olay gazetesinde 'Çağlayan da doldu taştı', Bursa Haber gazetesinde 'Kaç kişiyiz saydınız mı?' ve Bursa Hâkimiyet gazetesinde 'Bayrak Denizi' başlığıyla duyuruluyor.

 

Ve 15 Temmuz!

Türkiye, 15 Temmuz gecesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanmış bir takım cuntacıların kalkıştıkları darbe girişimi ile yüzleşti. O kanlı yüzleşmede savaş uçakları, helikopterler, tanklar ve tüfeklerle saldıran hainlere karşı Türk milleti, destansı zaferlerle dolu tarihinde olduğu gibi bir kez daha asil ve dirayetli duruşunu sergiledi. Türkiye'yi aydınlık bir sabaha çıkaran milletimiz, o gece karanlığın en hain olanıyla boğuştu ve şanlı tarihine bir zafer daha ekledi. Kuşkusuz bu zafer, 21. yüzyılda demokrasi ve özgürlüklerden yana yazılmış büyük bir destandır. Hem bu milletin bir parçası hem de gazeteci kimliğiyle böylesi bir destana tanık olmak bir gurur kaynağıdır.

Bu tanıklıktan hareketle cumhuriyet tarihinin dönüm noktaları olan darbe ve muhtıra tarihlerinde Bursa basının geleceğe bıraktığı izleri inceledik. Bu incelemede bir kez daha gazetecilik mesleğinin yalnızca düne ve bugüne karşı değil yarına karşı da sorumlu olduğunu gördük. Darbe ve muhtıra tarihli gazete sayfalarında Bursa'nın o günkü gündemine uzandık. Baskı teknolojilerinin sınırlı olduğu yıllardan modern tekniklerin uygulamaya girdiği yıllara gazetelerdeki değişimi de gözlemlediğimiz araştırmada Bursa basınının o kritik günlerde seçtiği gündemin özetini çıkardık.

Sorumlu Medya

15 Temmuz'un üzerinden tam bir yıl geçti. O gecenin dehşeti ve millet olarak karşılaştığımız ihanetin acısı hala yüreğimizi yakıyor. 249 vatandaşımızın şehit düştüğü ve 2 binden fazla insanımızın gazi olduğu  gecede hiç kuşkusuz en kritik sorumluluklardan birini de Türk medyası üstlendi. TRT'nin işgal edildiği, darbecilerin tüm uydu bağlantılarını kesmeye yöneldiği dakikalarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı bir telefon bağlantısıyla canlı yayına bağlayarak hain darbe girişimine karşı halka birlik ve beraberlik çağrısı yaptıran Türk medyası, o gece büyük bir sorumluluk yerine getirdi.  O yayınlar, hain darbe girişimine karşı halkın meydanlara inmesini sağlamış ve demokrasi adına büyük bir sorumluluk sergilendi.

"Asker Kışlaya!"

Bursa'da da sorumlu yayıncılık anlayışıyla YeniDönem gazetesi, her zaman olduğu gibi o gece de milli değerler ve ilkelerden yana bir duruş sergiledi. 15 Temmuz 2017 Cuma günü 22.00 sularında başlayan ve ilk dakikalarında kimsenin ne olup bittiğini kestiremediği olayı an be an takip eden YeniDönem Gazetesi, darbe girişimini 16 Temmuz 2017 tarihli gazeteye "Asker Kışlaya" manşetiyle taşıdı. Kamuoyu nezdinde takdir toplayan manşet, gazetecilik mesleğinin kamusal yükümlülükleri adına özel bir örnek olarak tarihe geçti.

Fomaradan demokrasi çağrısı

O gece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla birlikte tüm Türkiye'de olduğu gibi Bursa'da da halk meydanlara indi. Eski adıyla Fomara Meydanı'nda toplanan Bursalılar, ellerindeki Türk bayraklarıyla özgürlük ve demorkasiden yana sloganlar attı. Sabaha kadar meydanlarda bekleyen Bursalılar, milli birlik ve beraberlikten yana önemli bir duruş sergiledi.

 

"Biz bu ihanete uymadık!"

O gece başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok ilde askeri hareketlilik dikkat çekerken Bursa'da yaşananlarla ilgili YeniDönem Gazetesi, şu iki önemli bilgiyi paylaştı: "Bursa ve Jandarma Bölge Komutanlığı sorumluluk sahasında herhangi bir olay ya da kalkışma yaşanmazken, gerginlikle ilgili görev listesinde olduğu öğrenilen Bursa Jandarma Komutanı Albay Yurdakul Akkuş'un gözaltına alındığı iddia edildi. Bursa Garnizon ve Jandarma Komutanlığı'ndan üst düzey bir komutan da yaptığı açıklamada, Bursa'da Jandarma Teşkilatı yetkilileri, Bursa, Çanakkale, Balıkesir, Kütahya, Yalova'da jandarma teşkilatının, devletine, kanunlara ve sıralı komutanlarına bağlı olduğunu belirterek, "Biz bu ihanete uymadık" dedi.

YeniDönem Diyor ki...

YeniDönem gazetesi bir yandan mesleki yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışırken diğer yandan da bir baş yazıyla henüz, darbe girişiminin nasıl sonuçlanacağının belli olmadığı dakikalarda yürekli bir duruş sergileyerek şu başyazıyla okuyucusuna seslendi: "Değerli okurumuz... Türkiye Cumhuriyeti, ne yazık ki dün akşam saatlerinde bir grup cuntacının darbe girişimine sahne oldu. Kime ve neye hizmet ettikleri belli olmayan, TSK komuta kademesinden bağımsız hareket eden bu eli silahlı illegal yapı, Ankara ve İstanbul'da tankları sokaklara indirerek, karargah basarak, yolları ve köprüleri keserek demokrasimizi işlevsiz hale getirmek istemiştir. Şu unutulmamalıdır ki; milletimiz geleceğini silahların gölgesinde değil, sandıkla belirleme konusunda kararlıdır. Bu çerçevede milletin iradesine ve bu iradenin yansıması olan TBMM'ye ve aynı iradenin devleti yönetme yetkisi verdiği hükümete yönelik bu çirkin girişimi şiddetle kınıyoruz."

O günü herkes anlatmalı

O gece ve sonrasında ülke genelinde olduğu gibi Bursa basını da üzerine düşeni yaptı. Bugün şehrimizde o güne tanık olan bütün mecmualar yayın hayatını sürdürdüğü için herkesin kendini anlatma hakkına saygı duyarak 15-16 Temmuz'la ilgili aktarımı YeniDönem gazetesiyle sınırladım. Özetle genele baktığımızda 15 Temmuz'da yüce milletimizin diğer darbe tarihlerinin aksine bu kez önemli bir vazife üstlenerek demokrasiden yana bir duruş sergilediğini görüyoruz. Yakın tarihin en önemli sosyo-politik olayları arasında yer alacak 15 Temmuz'a tanıklık edenler, o günü anlamak, anlatmak ve bir daha öyle bir ihanetle yüzleşmemek adına gerkeli her sorumluluğu üstlenmek zorundadır. Okuduğunuz satırlar işte bu sorumluluk ve kent belleğine bir iz bırakma amacıyla hazırlanmıştır.