Devlet 'ekonomi' O 'ego' derdinde!

N. Nuri YAVUZ 12 Şubat 2019 Salı, 06:00

Son günlerde bir 'beka' polemiğidir aldı başını gidiyor. Gereksiz bir tartışma aslında...

Gereksiz çünkü ABD Başkanı Donald Trump'ın "Eğer Suriye'de PYD'ye müdahale olursa Türk ekonomisini mahvederiz" şeklinde açıklamasını yapalı 20 gün bile olmadı.

Yine ABD Dışişleri Bakanı Pompei, ortadan ikiye ayrılmış sözde Türkiye haritasını yayınlamasının üzerinden 10 gün bile geçmedi. Akıllı insan önce şu soruya cevap bulmalı:

"Ekonomisi çöken bir ülkenin ordusu ne kadar güçlü olabilir? Bir işgal girişiminin önüne geçme veya terör operasyonlarının hedefe ulaşması konusunda ne kadar başarılı olabilir?

Dolayısıyla "Güçlü ekonomi, güçlü Türkiye ve güçlü bir Türk Silahlı Kuvvetleri demektir..."
Elbette ki Türk ekonomisindeki daralmanın, dünyanın sayılı ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gücünü kırmak için dünden bugüne yürütülen her çeşit operasyonun siyasi sorumlularının sorgulanması, eleştirilmesi gerek!

Ancak beka konusu hiç öyle 'ti'ye alınacak veya 'koltuk derdi' gibi basit bir anlayışla millete sunulacak mesele değil. Hele iç cephenin ayrıştırıldığı, sınırlarının dibine kurulacak bir uydu devletle bölünmesi hedeflenen Türkiye'nin, başta gıda ve biyolojik olmak üzere her çeşit terörle mücadele halinde olduğu düşünülürse meseleye bu kadar basit bir gözlükle bakanı değil, 'kime hizmet ettiğini' sorgularım...

***

Hepimiz aynı gemide ve böylesine hassas bir süreçten geçerken mutlak suretle Türkiye'nin normalleşmesi ve hepsinden önemlisi tüm dinamikleriyle üretim ve ihracat başlığına yoğunlaşması gerekiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki mevcut ekonomi kurmaylarının da bütün gayretleri bu yönde zaten...

Geç kalınmıştır veya kalınmamıştır bu ayrı bir tartışma konusu ama Türkiye'nin bu girdaptan çıkması için her başlıkta üretim gücünü artırmak, katma değeri yüksek ürünlerle uluslararası pazarlarda daha güçlü bir pozisyon elde etmek, dış ticaret açığını kapatmak gibi bir zorunluluğu var...

Yani dış ticaret hanesinde fazlalar oluşturarak ülkeyi daha güçlü bir pozisyona taşımak hedefi üzerine kurgulu bu politik duruşta, iki önemli başlık var: Birincisi, tüm olumsuz koşullara rağmen Türkiye için üretim kararlılığında olan iş dünyasının desteklenmesi... İkincisi bu hedefe inanan ve bu yönde inisiyatif alabilen bürokrasi yönetiminin kamuda ağırlık kazanması...

***

Peki, gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, gerek Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, gerek Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın, gerekse Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın sıklıkla vurguladığı bu politik duruşa bürokrasi kanadının yaklaşımı nasıl?

Size aktaracağım tek bir örnek ile durumun pek parlak olmadığını söyleyebilirim. Bu aktaracağım örneğin; kahramanları ise Uludağ Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Hasan Eken ile Türkiye'nin ithal etmek zorunda kaldığı poliamit ve polyester ipliği Bursa'da üretmenin ve böylelikle dış ticaret açığını kapatmanın mücadelesini veren tekstil firmaları...

Olayın hikâyesi ise şöyle:

Bursa'da Alman BBE ve Barmag firmalarından ileri teknoloji POY/FDY ve tekstüre makineleri satın alarak kurduğu tesiste 2014'te faaliyete geçen bir tekstil firması, 6 ton/günlük kapasitesiyle Türkiye'nin ithal etmek zorunda kaldığı iplik çeşitlerinde başta savunma ve tıbbi medikal sanayi olmak üzere yerli bir tedarikçi konumuna geldi.

Lifi kimyasal dizilişine göre 6.0 ve 6.6 olarak isimlendirilen iplik üretiminde ulaştığı kapasiteyle özellikle 6.6 iplikte Türkiye ithalatını yıllık 25 bin tondan 22 bin tona çeken firma, küçük de olsa Avrupa ülkelerine ihracat yapmaya başladı.

Türk tekstil sektöründe poliamit ve polyester iplikçi her firma gibi imalatta gerekli olan 'granül haldeki tekstil grade chips' ihtiyacını ithalatla karşılamak zorunda kalan kuruluş yöneticileri; işi öğrendikçe KDV oranları konusunda sektör genelinin mağdur edildiğini tespit etti. 2014'ten 2017'ye 3 yıldır yüzde 18 KDV oranıyla gümrükten çektikleri ham maddede KDV oranının yüzde 8 olması gerektiğini tespit eden kuruluş yöneticileri, ilk olarak Uludağ Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü yetkililerini uyardı. Konuyla ilgili sadece kendilerinin değil, sektördeki bütün firmaların mağdur edildiğini öne süren firma yöneticileri, gümrükten çektikleri ham maddenin KDV beyannamesini yüzde 8 olarak düzenleyince de 142 bin TL para cezasına çarptırıldı. Uygulamanın yanlış olduğunu Uludağ Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Hasan Eken'e aktaran firma yetkilisi Sadık Kutlucan şunları kaydetti:

"Gümrük Bölge Müdürü Sayın Hasan Eken'e 2007/13033 Nolu Bakanlar Kurulu kararında da açıkça belirtildiği üzere ham madde temininde KDV oranının yüzde 8 olması gerektiğini bildirdik. Çünkü yönetmelik gayet açık, bizim ithal ettiğimiz granül haldeki tekstil grade chips, sadece tekstil sektöründe kullanılabiliyor. Gümrük Bölge Müdürlüğü bu ham maddenin başka alanlarda da kullanılabileceğini iddia edince biz de ithal ettiğimiz ürünü Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü'ne tahlile gönderdik. Üstelik bu tahlili Uludağ Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü yetkilileri de üniversiteden resmi bir yazıyla istedi. Sonuçta Ekim 2017'de gümrüğe gönderilen analiz raporu bizim söylemlerimizi doğruladı. Üniversiteden gelen analiz raporunda söz konusu ham maddenin sadece tekstil sektöründe kullanılabileceği açık şekilde belirtildi."

Analiz raporuna rağmen tutumunu değiştirmeyen ve cezayı iptal etmeyen Uludağ Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Hasan Eken'in 'hakkınızı yargıda arayın' şeklindeki yaklaşımı üzerine Kasım 2017'de Bursa Vergi Mahkemesi'ne müracaat ettiklerini aktaran Sadık Kutlucan, şöyle devam etti:

"Bursa 2. Vergi Dairesi, nihayetinde bizi haklı buldu ve uygulamanın yöntem ve yasaya aykırılık teşkil ettiğine karar verdi. Cezanın iptaline, KDV oranın da yüzde 8 olarak düzenlemesine hükmetti. Biz bu kararla yeniden Gümrük Bölge Müdürü Hasan Eken'e başvurduk ve hatanın düzeltilmesini istedik. Bize 'bu kararı istinaf mahkemesine götüreceğim. Eğer orada da yargı sizi haklı bulursa gerekeni yapacağım' yanıtını verdi. Nitekim İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesi de Bursa'daki yerel mahkemenin kararını aynen onayladı. Biz yeniden Hasan Bey'e gittik ve mahkeme kararını uygulamasını istedik. Bu kez bize 'hayır olmaz, ben bunu Danıştay'a götüreceğim' cevabını verdi. Görüşmede söyledik kendisine, 'Bakın müdür bey, bu tutumunuzu anlamış değiliz. Tamam, biz banka teminatı verelim size, mahkeme kararını uygulayın. Eğer Danıştay, 5. Dava Dairesi'nin kararını bozarsa banka teminatı elinizde gereğini yaparsınız. Ancak gelin görün ki Gümrük Bölge Müdürü Hasan Eken tavrını değiştirmedi."

Sektörde ham madde teminini yüzde 18'le yapan firmaların mamul satışında ise yüzde 8 KDV'ye tabi olduğunu aktaran Sadık Kutlucan, "Haliyle bu sektörde faaliyet gösteren firmaların içerde ciddi miktarlarda KDV alacağı birikiyor. Birçok firmanın yeni bir yatırım kuracak kadar KDV alacağı birikmiş durumda. Biz dolar ve avro üzerinden ham madde ithalatı yapıyoruz ama TL bazında devletten KDV alacağımız oluşuyor. Hadi bunu bir kenara bıraktık. Biz yeni yatırım yapalım, istihdama katkı sağlayalım, Türkiye'nin cari açığını kapatalım mücadelesi verirken karşımızda kraldan çok kralcı bir bölge müdürü buluyoruz. Ama müdür beyimiz haklı... Ne de olsa o her ay maaşını düzenli alıyor. Riske biz giriyoruz. Açıkçası sektörde zaman zaman konusu geçiyor aramızda konuşuyoruz. Bu iplik işinde uluslararası sermayenin ciddi bir tekeli söz konusu... İtalya'da, İspanya'da özellikle lifli ipler işi onların elinde. Bazen yüksek sesle soruyorum kendime; acaba Uludağ Gümrük Müdürü Hasan Eken Türkiye Cumhuriyeti'ne mi hizmet ediyor, yoksa bu tavrıyla bilmeden bu güçlerin ekmeğine mi yağ sürüyor? Biz üretimin derdindeyiz, Sayın Bölge Müdürü Hasan Eken, Türk tekstilcilerini dövme derdinde... Vallahi de billahi de Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bürokrasi konusunda ne kadar haklıymış bir kez daha gördük..."