Ekonomik derinlikte eksen kayması

N. Nuri YAVUZ 09 Mayıs 2016 Pazartesi, 07:00

Türkiye dış politikasında, 2010 yılında patlayan Arap Baharı sürecine gelene kadar gözlenen ve tartışılan eksen kayması, bugün yeni yön eğiliminde...

Küresel ekonominin içine düştüğü düşük talep sarmalının yanında seçimler, terör olayları, bölgesel riskler ve Rusya ile yaşanan krize rağmen direnen, birçok Avrupa ülkesine kıyasla güçlü görünen Türk ekonomisi, içine düştüğü politik patinajdan kurtulmanın yollarını arıyor.

Önce küresel piyasaları ele almak gerekirse ana aktör konumundaki Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımını sınırlayan politikaları, doların gelişmiş ve gelişen ülke para birimleri karşısında zayıflamasına neden olurken mali piyasalarda hareketlenmeyi sağladı. Bu hareketlilik kaynaklı iyimserlik, gelişen ülkelere yeniden sermaye akışını görünür kıldı.

Bu yıl dünya ekonomisindeki büyümenin yüzde 2,5 ile sınırlı kalacağı, gelişmiş ülkelerin yüzde 1,9; gelişen ekonomilerin ise yüzde 4,1 büyüyeceği beklentileri, bugünlerde görünen iyimser havayı biraz gölgeledi.

Bu kapsamda özellikle Çin merkezli talep yavaşlamasının ihracatçı ülkelerdeki büyümeyi sınırlaması, küresel ticarette geçen yıl yaklaşık yüzde 11 olan daralmanın bu yıl yüzde 3 olacağı beklentisini doğuruyor.

Türkiye'ye gelecek olursak politikanın ekonomi üstündeki etkisini, son olarak Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme ve kongre kararının açıklandığı gecede gördük.

O geceki kararın dolara yaptığı etki, Türk ekonomisi üzerindeki etki unsurlarını belirginleştirdi.

Anayasa değişikliği, başkanlık tartışmaları, dokunulmazlıklar, terör örgütleriyle mücadele, AB ile vize süreci, Davutoğlu sonrası oluşacak kabine ve erken seçim ihtimali, referandum olasılıkları... Vs. ulusal piyasaları etkileyen unsurlar.

1 Kasım sonrası sağlandığı düşünülen istikrar, ekonomiyi reform paketleriyle ayakta tutmaya çalıştı fakat terör eylemleri ve yakın coğrafyada yaşanan siyasi karışıklıkların doğurduğu riskler, bu reformların ekonomiye pozitif yansımanın önüne geçti.

Bugün, Türkiye ekonomisi için yeni bir süreç başlıyor.

2009 Davos krizi ile başlayan 2010'da Mavi Marmara olayı ile tıkanan İsrail-Türkiye ilişkilerinde normalleşme sinyalleri her geçen gün artıyor.

Son olarak Türkiye, NATO'daki İsrail vetosunu kaldırdı. Böylelikle NATO, İsrail'in temsilcilik açma talebine olumlu yanıt verdi.

Bir diğer umut ışığı ise Rusya-Türkiye ilişkileri için doğdu. Her ne kadar anayasa değişikliği için odaklanmış pasif bir başbakan tipiyle yola devam edileceği cumhurbaşkanlığı kaynakları tarafından vurgulansa da yeni başbakanın Rusya ile ilişkileri düzeltmesi bekleniyor.

Öte yandan, Rusya Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Aleksey Puşkov, 'Davutoğlu'nun gitmesi ilişkileri düzeltmez, önemli olan Erdoğan'ın kararı ve tavrıdır' dese de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Avrupa Birliği'ne 'herkes kendi yoluna' çıkışı, Rusya ile ilişkiler için yeni beklentileri filizlendirdi.

Dilerim, 2001'de ülkenin başbakanı olması gerektiğini düşündüğümüz Ahmet Davutoğlu'nun başbakanlıktan gidişinin ardında siyasi cambazlıklar ve birtakım kurnazlıklar değil ülkenin geleceği ve ekonomik kaderi için kritik bir zaruriyet vardır.

Gayrısı bizi teselli etmez...

***

Ne oldu ne olacak?

Geride kalan haftanın gündeminden öne çıkan ekonomi başlıkları:

  • Enflasyonda yıllık moral... Nisan ayında TÜFE yüzde 0,78 artmasına karşın, yıllık bazda yüzde 6,57 ile Mayıs 2013'ten beri en düşük seviyeye geriledi.
  • Çinliler geliyor... Dünyanın en büyük bankalarından Bank of China'ya (BOC) Türkiye'de kuruluş izni verildi.
  • Avrupa'nın Türkiye ile imtihanı... Avrupa Komisyonu, Türkiye için 2016 büyüme beklentisini yüzde 3,4'ten yüzde 3,5'e yükseltti.
  • Pazar daralıyor... Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı nisanda yüzde 7,3 küçüldü ve 84 bin 887 adede geriledi.
  • Paylaşılamıyor... Kuzey Marmara Otoyolu Projesi Kurtköy-Akyazı kesimi işinin yap-işlet-devret modeliyle ihalesinde 8 firma teklif sundu.
  • Kamu Denetçiliği Kurumu, 7 Ocak 2015 tarihinden önce emekli olup 30 yıldan fazla hizmet süreleri için ikramiye alamayanların başvurusunu haklı buldu.

***

Bu haftanın ekonomi gündeminde yer alması beklenen başlıklar:

  • Sanayide üretim ne olacak? Mart ayı sanayi üretim endeksi açıklanacak.
  • Perakendede durum ne? Satışlarda mart ayı verileri aktarılacak.
  • Trafikte büyüme sürecek mi? Motorlu kara taşıtları mart rakamları bildirilecek.
  • Şubatta azalan cari açık martta ne olacak? Merkez Bankası ödemeler dengesini duyuracak.
  • Sanayi cirosunda artış devam edecek mi? Sanayi ciro endeksi mart istatistikleri paylaşılacak.

Dış ticarette erime duracak mı? Mart ayı dış ticaret endeksleri ilan edilecek.