Özel(l)eştirme!

N. Nuri YAVUZ 18 Temmuz 2018 Çarşamba, 06:40

Türk ekonomisinde kamu hizmetlerinin piyasalaştırılması ya da bilindik adıyla 'özelleştirme', en tartışmalı konuların başında geliyor.

Aslında Türkiye için özelleştirme bir tercih değil, adeta bir zorunluluk.

Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) üye ülkelerin 1995'te karşılaştığı, Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS), kamu eliyle yürütülen hizmetlerin uluslararası ticaret haline getirilmesini şart koşuyor.

Türkiye, GATS'a göre hizmet sektörlerine ilişkin taahhüt listesini 1994, 1997 ve 1998 yıllarında DTÖ'ye sundu.

Taahhüt listesi, 9 ana hizmet sektörü ve bunlara bağlı 84 alt sektörden oluşuyordu.

Bunlardan en çok tartışılanları ise stratejik önemleri dolayısıyla eğitim, haberleşme, sağlık ve mali hizmetler ana başlıklarında yapılan piyasalaşma ve serbestleşme çalışmaları oldu.

Örneğin, Türk Telekom'un özelleştirilmesi, bugün içinde bulunduğu finansal kriz nedeniyle de hâlâ tartışılıyor.

***

Enerji alanı da yine stratejik önem atfedilen ve özelleştirilmesi tartışmalı konulardan biri.

Türkiye'nin GATS kapsamında DTÖ'ye verdiği taahhüt listesinde yer almasa da bu alanda da ciddi bir özelleştirme gerçekleştirildi.

Önce 1970 yılında kurulan Türkiye Elektrik Kurumu (TEK), 1993 yılında Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş. (TEAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) adı altında iki ayrıldı.

Özelleştirmeye hazırlık, 2001'de Enerji Piyasası Denetleme Kurumu kurulmasıyla başlandı.

2004 yılında TEDAŞ, özelleştirme kapsamına alındı.

2006'da elektrik dağıtımı açısından Türkiye 21 bölgeye ayrıldı ve 21 şirket kuruldu. 2008 yılında bu şirketler için başlayan özelleştirme süreci Aralık 2010'da tamamlandı.

26 yıllığına kiralama şeklinde yapılan özelleştirmeden 15,8 milyar dolar gelir elde edildi.

Peki, bu para nereye gitti? Ya da ihaleyi kazanan firmalar, ödemeyi taahhüt ettikleri parayı nereden buldu? Bugün başımızın belası olan dış borcumuzda özelleştirmelerin payı nedir? Bilen yok!..

***

Diğer yandan Bursa'nın da içinde yer aldığı Balıkesir, Çanakkale ve Yalova'dan oluşan bölgede hizmet veren Uludağ Elektrik Dağıtım AŞ ihalesini Limak, 18 Şubat 2010 tarihinde 940 milyon dolara aldı.

Özelleşme sonrası, Limak Enerji Uludağ Elektrik adıyla hizmet verilmeye başlandı.

İşte dün bu şirketin Genel Müdürü Ali Erman Aytac'la bir araya geldik.

Aytac, özelleştirmelerin en başarılı olanlarının elektrik piyasasında gerçekleştirildiğini savundu.

Şirket olarak hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetine önem verdiklerini ve bunun istatistiklere yansıdığı belirten Aytac, "Kendi yaptığımız anketlerde müşteri memnuniyeti yüzde 88, bakanlığın yaptığı anketlerde ise şirketimize yönelik müşteri memnuniyeti yüzde 85 olarak belirlendi" dedi.

Elektrik piyasasında ciddi bir rekabet yaşandığını belirten Aytac, "Son rakamlara göre piyasada 142 şirket var. Biz de bunlardan biriyiz. Biz, şu an 66 ilde elektrik satış hizmeti veriyoruz. Ve müşterilerimize şu ana kadar 350 milyonluk indirim sağladık" ifadelerini kullandı.

Aytac, müşteri memnuniyetine yönelik birçok proje gerçekleştirdiklerini vurgularken "Müşterilerimizin fatura ödemelerinde indirim alabilmeleri için yeni bir proje geliştirdik. FastPay uygulaması üzerinden elektrik faturası ödeyenlere yüzde 5 indirim sağlıyoruz" dedi.

Öte yandan Aytac, sektörün nitelikli personel ihtiyacına yönelik kurdukları Enerji Akademisi ile de insan kaynağına yatırım yaptıklarını açıkladı.

***

Bugün görünen tabloyu yorumladığımızda hizmet alanında özelleştirmenin devleti, bürokratik hantallıktan kurtardığını görebiliyoruz.

Siyasi kadrolaşma depolarına dönen kamu kurumlarının özelleştirilmesinin hem vatandaş, hem de kamu kaynakları açısından önemli sonuçları var.

Vatandaşa sunulan hizmet kalitesinin artırılmasında özel sektörün devlete kıyasla daha maharetli olduğu da özel sektörün içinde bulunduğu rekabet koşullarında kazananın vatandaş olacağı da bir gerçek.

***

Fakat vatandaş hâlâ bu özelleştirmeleri içselleştirebilmiş değil.

Ülke genelinde elektrik faturalarına yönelik, kayıp-kaçak bedeli, TRT payı, dağıtım bedeli gibi başlıklardan kaynaklı çok sayıda şikâyet var.

Özel sektör, her ne kadar bu şikâyetleri göğüslemeye çalışsa da devletin bu şikâyetlere artık kayıtsız kalmaması gerekiyor.

Örneğin, ülke genelinde en düşük kayıp kaçak oranına sahip olan Bursa ve buradaki aboneler hâlâ diğer bölgelerdeki kayıp-kaçak yükünü sırtlıyor. Artık bunun da ulusal tarifeden çıkarılması ve yerelleşmesi gerekiyor.

Yine televizyon seyretmek için yayın platformlarına abone olmaya yönlendirilen vatandaş, abonelik parası vererek izlediği TRT'ye bir de elektrik faturasında para ödüyor.

Artık bu ilkelliğe de bir son verilmesinin zamanı geldi de geçiyor bile!..