Sahipsiz keder!

N. Nuri YAVUZ 09 Kasım 2018 Cuma, 06:15

'İktidarın kitlelerin kederine ihtiyacı vardır!'

Spinoza'nın bu sözü, devlet-toplum ilişkisini özetleyen en iyi kurgulardan biri...

Bu kurgunun, Türk siyasi tarihindeki en net uyarlaması ise hiç şüphesiz AK Parti.

28 Şubat'ın geniş kitlede neden olduğu kederi sahiplenen ve derman olma vaadinde bulunan bu siyasi hareket, 16 yıldır iktidarda...

Bir kısım kederlere merhem olduğu doğru ama ya yeni kederler!..

Ezber ve klişelerin işgalindeki zihinlerin kustuğu politik fanatizm ya da bir başka deyişle siyasal holiganizm, tüm kederleri gölgede bıraksa da hakikat ortadadır.

Bugün kitlenin yeni kederleri var. Ve üstelik bu kederler sahipsiz...

Ne iktidar ne de muhalefet, bu yeni kederleri sahiplenme iradesi gösteriyor.

Ve kuşkusuz bu kederler, gündelik siyasetle çözülemeyecek kadar derin!..

***

Peki, kim çözecek? Yine bizler...

Nasıl? Vatandaşlık bilinci, kamusal sorumluluk ve bireysel yükümlülüklerimizi yerine getirerek.

Bir örnekle somutlaştıralım mı?

İşte bir emsal:

Bir gün iş arayan bir genç, rastgele bir fabrikadan içeri girer. Ortalıkta kimsecikler yoktur.

Fabrika sahibi yaşlı bir adam arkadan seslenir: Hayırdır Genç. Ne arıyorsun?

İşsiz Genç: İş... Çalışmak için iş arıyorum.

Yaşlı Adam: Yok delikanlı, yok... İşler kötü... Ülkenin halini görüyorsun... Biz de işçi çıkarıyoruz...

İşsiz Genç: Öyle mi?

Yaşlı Adam: Valla öyle... Piyasa bozuk...

İşsiz Genç: Kapıdaki Mercedesler de bozuk herhalde!..

***

Bu örnekte olduğu gibi ülkemizde kendisi dışında kimseye refah hakkı tanımayanların sayısı sürekli artıyor. Refah halinde kişisel konforundan başka bir şey düşünmeyen zihniyet, krizin bedelini ise çalışana ödetiyor.

AR-GE, inovasyon ve nitelikli personele kullanması gereken bütçeyi zevklerine heba edenler, bugün kriz çığırtkanlığı yapıyor.

Beyler, bu krizin sorumlusu sizlersiniz... Kıt kanaat geçinenler değil!