Savunma, otomotivi 5 yıl içinde geçer...

N. Nuri YAVUZ 30 Ocak 2017 Pazartesi, 06:31

 

Hadi birkaç ezberi tekrarlayalım...

Bursa, önemli bir ihracat kenti. Türkiye'nin ihracatında daralmanın görüldüğü 2016 yılında Bursa, ihracatını yüzde 11,24 oranında artırdı.

2014'te 12 milyar 752 milyon, 2015 yılında yüzde 8,5 kayıpla 11 milyar 647 milyon dolar olan Bursa'nın ihracatı, 2016'da 12 milyar 959 milyon dolara yükseldi. 2016 yılının karanlığı düşünüldüğünde motivasyon sağlayan bu rakam, aslında bizi yeniden 2014 seviyesine götürdü.

Bursa'nın 2016 yılında gösterdiği ihracat performansında hiç şüphesiz en büyük etki otomotiv sanayisine ait. Zira 2015'te yüzde 5,11 oranında gerileyen Bursa'nın otomotiv ihracatı, 2016 yılında yüzde 19,60 oranında bir büyüme performansı sergiledi. 2014'te 7 milyar 69 milyon dolar olan otomotiv ihracatı, geçen yıl 8 milyar 455 milyon dolara yükseldi.

Bursa, otomotiv sanayisinin kalesi konumunda. Bir başka deyişle otomotiv sanayisi, Bursa ekonomisinin en önemli sektörü. Bursa'nın toplam ihracatında otomotivin payı yüzde 65'ten fazla. Yani otomotiv olmasa Türkiye geneli ihracat sıralamasında 2. olan Bursa, bir anda 7. sıraya geriler. İhracatçı kent kimliği iki senede yok olur.

Bursa'nın ihracatçı kent kimliğini koruması gerekiyor. Bunun en önemli unsuru ise üretimde çeşitliliğin sağlanmasıdır. Bunun için de kamu politikalarının ve küresel ekonominin gelişim yönü takip edilmelidir.

Türkiye bugün uzay, savunma ve havacılık sanayi alanında yeniden bir uyanış yaşıyor. Devlet politikalarıyla desteklenen savunma sanayisi, yerlilik ve millilik amacının yanında ihracata dönük en yüksek potansiyele sahip sektörler arasında yer alıyor.

Şöyle bir bakacak olursak, Türkiye'nin 2015'te 1 milyar 654 milyon dolar olan savunma ve havacılık sanayisi ihracatı, 2016'da yüzde 1,4 oranında artışla 1 milyar 677 milyon dolar seviyesine erişti.

Bursa'da ise 2015'te 1 milyon dolar seviyesinde bulunan savunma ve havacılık sanayisi ihracatı, 2016'da yüzde 615 oranında büyüdü ve 7 milyon 205 bin dolara kadar çıktı.

2016 yılında savunma ve havacılık sektörünün yüzde 615, otomotivin ise yüzde 19'luk büyüme oranları hesaplanarak her şey yolunda gider ve bu büyüme oranları korunursa beş yıl içinde savunma sanayisinin otomotiv sanayisini geçmesi mümkün.

Rakamla açıklayacak olursk 2016'da 7 milyon 205 bin dolar olan savunma ihracatı bu yıl da yüzde 615 oranında büyürse yıl sonunda 51 milyon 555 bin dolar olacak. Yüzde 615'lik büyüme korunursa 2018'de 368 milyon 889 bin dolar, 2019'da 2 milyar 629 milyon dolar ve 2020'de ise 18 milyar 885 milyon dolara erişebilir.

Otomotiv sanayisi ise 2016'daki yüzde 19'luk büyümesini korursa 2017'de 10 milyar dolar, 2018'de 12 milyar dolar, 2019'da 14 milyar dolar, 2020'de ise 17 milyar dolar seviyesine ulaşabilir.

Tabii ki bu rakamlar gerçekçi değil ama bir bakıma da imkansız değil, yalnızca savunma sanayisinin dünya genelindeki ticari hacmi 2 trilyon dolardan fazla. Maalesef ki bu hacimde Türkiye henüz konuşulmaya değer bir ciddiyete erişmedi. Fakat kısa vadede bizim için savunma ihtiyacımızı yerli ve milli enstrümanlarla karşılama açısından savunma ve havacılık sektörü stratejik olsa da orta vadede sanayi kentleri adına özellikle yüksek teknolojili üretim anlamında önemli bir alternatiftir.

Her iki sektörün de dünyadaki büyüklüğü düşünüldüğünde Türkiye'nin ve Bursa'nın üretim kabiliyeti ve potansiyeli, doğru değerlendirilirse yakın ya da orta gelecekte bu iki sektörün birbiriyle yarışır hale gelebileceğine inanıyorum. Tabii burada milli ve yerli saplantısından kurtulup bilginin evrenselliği ışığında küresel ortaklıklar kurulmasının da bir seçenek olduğunu düşünüyorum.

Savunma ve havacılığa yalnızca alternatif bir sektör olarak bakmanın yanında, dünyada Trump'ın Meksika üzerinde kurduğu baskıyla Amerikan otomotiv devlerine yaptığı "ülkenizde üretim için geri gelin" çağrısının, Avrupa'da seçim arifesindeki birkaç ülkede öne çıkan aşığı sağcı liderler tarafından da sahiplenilmesi ve bununTürkiye'deki otomotiv sektörünü tehdit etmesinin de ele alınması gerekiyor.

Bir örnek verecek olursak seçimlerin kızıştığı Fransa'da aşığır sağcı aday Jean-Marie Le Pen'in Reanult'ya yaptığı "Fransa'da üretim yapın" çağrısı...

Bu çağrılar her ne kadar henüz politik cambazlık düzeyinde kalsa da olası gerçekleşeme durumunda Türkiye'de sanayinin yeni bir yön bulmak zorunda kalacağı ortadadır. Savunma ve havacılık sanayisi de en uygunlarından biridir.

Tamamlarken şunu da eklemek istiyorum. ABD'nin 45. Başkanı Trump'ı ilk ziyaret eden isim İngiltere Başbakanı Theresa May oldu. İlginçtir, May ABD ziyaretinin hemen sonrasında Türkiye'ye geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım ile görüştü.

Avrupa Birliği'nden ayrılma sürecindeki İngiltere, Türkiye'yle ticari ilişkileri artırmak istiyor. Sanırım bir süredir Türkiye'de pozisyon almaktan uzak duran Almanların aksine İngilizler Türk pazarına göz kırpıyor.

Ziyarette Erdoğan ve May, 100 milyon sterlinlik Milli Muharip Uçak Projesi'ni geliştirmeye yönelik bir anlaşma imzaladı. Projede Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI) ile İngiliz savunma devi BAE Systems rol alacak.

Türkiye ve İngiltere arasındaki bu yakınlaşmanın, Trump'ın Çin üzerinden sertleştirdiği Pasifik politikalarının ABD'yi sürüklediği ekonomik riskler düşünüldüğünde, Türkiye-ABD ilişkilerine de yansıyacağı söylenebilir.

Savunma ve havacılıkta en fazla ihracatımızı ABD'ye yaptığımız gerçeğinden hareketle bu sektördeki gelişimimizin de ABD'nin Trump'lı sürecinde geliştirilecek ilişkilerde göz önünde bulundurulması gerekiyor. 

***

Ne oldu ne olacak?

Geçen haftanın gündeminden öne çıkanlar:

  • Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye'nin kredi notunu 'BBB-'den 'BB+' seviyesine düşürdü, not görünümünü 'durağan'da tuttu.
  • Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P), Türkiye'nin kredi notunu korurken, not görünümünü 'durağan'dan 'negatif'e indirdi.
  • Tüketici güven endeksi, ocakta geçen aya göre yüzde 5,6 artış gösterirken aralıkta 63,4 olan endeks değeri bu ay 66,9 oldu.
  • Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, faiz koridorunun alt bandını yüzde 7,25'te sabit tutarken, faiz koridorunun üst bandını yüzde 8,50'den yüzde 9,25'e yükseltti.
  • Türkiye, uluslararası tahkim davasını kazandı. İran, Türkiye'ye ihraç edilen doğal gaz fiyatında yüzde 13,3 indirim yapılmasını kararlaştırdı.
  • Hizmet sektörü güven endeksi ocakta yüzde 6,2, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 1,7 ve perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0,2 azaldı.

***

Bu haftanın gündeminden başlıklar:

  • Ocak ayı ekonomik güven endeksi paylaşılacak.
  • 2016 yılı 4. çeyrek turizm gelirleri açıklanacak.
  • Ticaret açığında 2016 oranları belirlenecek.
  • 2016 yılı yabancı turist sayısı duyurulacak.
  • Ocak ayı ihracat rakamları aktarılacak.
  • İmalat sanayi satın alma endeksinde ocak tablosu netleşecek.
  • Enflasyonda ocak ayı seviyesi ilan edilecek.