'Siz nasıl iş adamısınız?'

N. Nuri YAVUZ 13 Mart 2020 Cuma, 06:04

Bu ifade, Güvenlik Politikaları Uzmanı Mete Yarar'a ait!

Önceki akşam Almira Hotel'de düzenlenen GESİAD Sinerji Gecesi'nin konuğu olan Yarar, katıldığı TV programlarında zikrettiği ezberin hemen hemen aynısını, o geceki konu bütünlüğü arz etmeyen sunumunda da sergiledi.

Neredeyse spontane veya retorik bağlamda doğaçlama diyebileceğimiz bir kürsü hitabında bulunan Yarar, belki de anlatısının gelişi güzelliğinden kaynaklanan bir boş bulunmayla, kendisini dinlemeye gelen iş dünyasının genç isimlerine 'Siz nasıl iş adamısınız?' diye seslendi!

***

Yarar, Irak'la ilgili tecrübelerinden bahsederken 'Burada Irak ile ticaret yapan var mı?' diye sordu, salondan ses çıkmadı...

Afrika hakkında bilgi verdiği dakikalarda da benzer soruyu yöneltti, yine salondan ses çıkmayınca Yarar, 'Siz nasıl iş adamısınız? Nereyle çalışıyorsunuz?' ifadelerini içinde tutamadı...

Salonun bir bölümünden 'Avrupa' sesi gelince Yarar, 'Ooo rahat... Risk yok' dedi... Salon da Yarar da kırılan potu gülüşmelerle yumuşattı... Aslında gülünecek bir durum değildi!..

***

Söz konusu ifade, her ne kadar nezaketsiz olsa ve bazılarımız bu ifadeye içerlese de bu sözde bir nebze olsun haklılık payı bulunuyor...

Öyle ki ülkemizde müteşebbis ruhun evrildiği hali ortaya döken bir söz olarak kayda geçti. Eskilerin bavulunu alıp dünyanın en ücra köşelerine kadar ticaret seferine çıkan Türk girişimcileri yok artık...

Özellikle ülkenin umudu niteliğindeki gençlerin riskten uzak ve kişisel kazanımlara odaklanan ticari anlayışı, ekonomimizin ihtiyaç duyduğu dinamizmi ne yazık ki sağlamıyor!

Ülke ve kent ihracatının en büyük pazarı olan Avrupa'nın dışında alternatif yönler arayan iş adamı sayısı çok az...

Bu durumda özellikle son yıllarda girişimcilik tanım ve algısında yaşanan değişimin de etkisi var. Ayrıca dijitalleşmeyle değişen küresel ticaret şartlarını da göz ardı etmemek gerekiyor, fakat o alanda da birkaç istisna hariç elle tutulur bir başarımız yok...

***

Oysa Avrupa ekonomisinde yaşanan en ufak daralmanın ülkemiz ve kentimiz ihracatını ne denli etkilediği her seferinde rakamlara yansıyor.

Ülkemizin ithal bağımlılığı ve ihracatın ithalata dayalı olmasının eksikliğini her dönemde yaşıyoruz. Keşke sermaye gücü olan genç iş insanlarımız, ellerindeki kaynağı birlikte bir güce dönüştürebilse ve ülkenin ihtiyaç duyduğu ritmi yakalamasında lokomotif olabileceklerini görse!..

***

Öte yandan 30 yıla yaklaşan geçmişiyle kentimizde önemli organizasyonlara imza atan Bursa Genç Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği'ni (GESİAD) de yadsımamak gerekir.

GESİAD'ın yeni Başkanı Murat Kaya ve dernek üyesi 140 genç iş insanı, hem ülkemiz hem de kentimiz açısından birer şanstır.

O gecenin açılış konuşmasında Başkan Murat Kaya'nın şu ifadeleri umutları canlı tutmaya yetmiştir:

"Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet'in genç müteşebbisleri olarak, Ulu Önder'in açtığı yolda hiç durmadan yürümeye, toplumumuza gösterdiği 'muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma' hedefi doğrultusunda, 'Her fabrika bir kaledir' sözünün rehberliğinde çalışıp üretmeye şevk ile devam edeceğiz..."

***

Asıl fırsat ne?

Dünkü 'Yok, artık daha neler!' başlıklı ve ülkemizdeki fırsat algısını konu edindiğim yazı hakkında çok sayıda geri bildirim aldım.

Özellikle ithalata dayalı üretim yapan bazı sektör temsilcileri, ham madde tedarikinde sıkıntı yaşadıklarını ifade etti. Satışlarında ise öyle; büyük bir fırsat algısı oluşturacak artış olmadığını söyledi!

İyi bir okuyucu ve aynı zamanda araştırmacı yazar olan kimya mühendisi Ekrem Hayri Peker de konuyla ilgili görüşlerini bildirenlerdendi.

Çin'deki durumdan kaynaklı Bursa'da tekstil sanayinde birçok fabrikanın boya bulmakta sıkıntı çektiğini söyleyen Peker, koronavirüs açısından ülkemiz için asıl fırsatın ithal bağımlılığını azaltacak yatırımlar olduğunu söyledi.

Devletin de öncülüğünde ülkenin ithal ettiği ürünlerin içerde üretilebilmesi için yatırım yapmanın tam zamanı olduğunu vurgulayan Peker, ihracatta da ancak bu şartla başarı sağlanabileceğini savundu.

Peker'in görüşlerine katılmamak mümkün değil!

Ancak ne yazık ki kamu hizmetlerinin piyasalaştırıldığı, devletin geri çekilip özel girişimin önünün açıldığı günlerden geçiyoruz...

Hatta gelecek adına birtakım vaatlerle kurulan yeni partiler dahi Kit'leri özelleştirmeyi ve devleti üretimden çekmeyi savunuyor. Diğer yandan küreselleşme de ülkemize bunu dayatıyor!

Bu noktada bütün sorumluluk; ülkesi için üretme ve istihdam sağlama gayretinde olan müteşebbisin omuzlarında... Allah kolaylık versin!..