Yıldırım’ın Altın Çağı ve Vişne…

N. Nuri YAVUZ 12 Mayıs 2017 Cuma, 06:13

Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, dün basın ordusunun karşısına çıktı.

"Yıldırım'ın Altın Çağı" başlığıyla tarihsel realite olarak "İslam'ın Altın Çağı", İlber Ortaylı'nın yeni Kitabı "Türklerin Altın Çağı" gibi tanımlamalara çağrışım yapan bir sunum gerçekleştirdi.

Gerçekten "Yıldırım'ın Altın Çağı", kent tarihinin hangi dönemidir, tarihçilerin ciddiyetle araştırması gereken bir konu.

Öte yandan Başkan Edebali'nin görevde kaldığı 3 yılın muhasebesi niteliğindeki sunumu, son derece kapsamlı ve ilçenin çözüm bekleyen sorunlarına el atan bir nitelikteydi.

İlçeyi hücrelerine kadar ele alan Başkan Edebali ve ekibini kutlamak gerekiyor.

Özellikle kentsel dönüşüm yoğun gündemde, yeni planlamalardaki insan faktörünü öne alan, çevreyi koruyan, kent kimliğini gözeten yaklaşım, Yıldırım'ın bugün değilse bile gelecekte, bu idealler hayata geçirildiğinde, 'Altın Çağı'nı yaşayabileceğinin ümidini veriyor.

Çoğu kez Yıldırım'a yönelik yapılan 'kentsel dönüşümde geç kalındı' tartışmaları, Başkan Edebali'nin sunumu incelendiğinde ilçenin ne denli büyük bir planlamaya ihtiyacı olduğu ve geçen süre zarfında bu konuda mükemmeliyetçi bir yaklaşımla hareket edildiği cevabını alıyor.

Özellikle 3 yılda 57 bin 327 metrekarede 40 milyon 392 bin 307 liralık kamulaştırma, belediyenin kentsel dönüşüm konusundaki istek ve samimiyetini ortaya koyuyor.

Artık Yıldırım'da ekskavatörlerin sesinin yükselme zamanı geldi.

İlçede dönüşüme tabi tutulacak bölgelerdeki insanların gelir grubuna uygun, sosyal konutların inşası, beraberinde sektörel dinamizmin sürekliliği adına belediye kadar kent müteahhitlerine de önemli görevler düşüyor.

Bu noktada kentin batısındaki yüksek kârlılığın cazibesine kapılıp, Yıldırım'daki dönüşümde elini taşın altına koymayanları da bu kentin hafızasına not düşmek gerekiyor.

Son olarak sunumu dinlerken içimden geçirdiğim "Bunca işe, soruna, projeye bir adam nasıl yetişir?" düşüncesini paylaşarak bu faslı tamamlıyorum.

***

Sayın Edebali'nin ayrıntılı sunumunda bir ekonomi takipçisi olarak dikkatimi çeken ikinci başlık ise "Vişne Han" projesiydi.

Hepimizin malumu ki Türkiye'de bebe çocuk konfeksiyonunun kalbi, 'Vişne Caddesi'nde atıyor.

Sektördeki imalatın yaklaşık yüzde 80'i bu cadde ve etrafında gerçekleştiriliyor.

Özellikle kayıt dışı ekonomi nedeniyle sektörün piyasa büyüklüğü konusunda rasyonel bir tahmin yapmak veya istatistik vermek mümkün olmuyor. Fakat ekonomi okuması yapanlar, dünya pazarında bebe çocuk konfeksiyonunun ulaştığı büyüklüğü ölçebiliyor.

Bölgede imalat yapan bazı büyük işletmelerin, son dönemde OSB fırsatlarından dolayı Gürsu'ya kaydığı konuşuluyor. Hatta Gürsu'da, Vişne benzeri yeni bir çarşı oluşturulması planlanıyor.

Bu çerçevede sektörün Yıldırım ekonomisindeki etkisi, tahmini pazar büyüklüğü ve gelişim potansiyeli düşünüldüğünde, Başkan Edebali'nin bölge için planladığı 'Vişne Han' projesinin ne gibi etkiler yapacağını etraflıca tartışmak gerekiyor.

Bölgedeki ticari hareketin, bir cadde üzerinde mi yoksa han mantığıyla inşa edilmiş bir yapıda mı daha aktif olacağını sektörün paydaşlarıyla ele almak gerekiyor.

Öte yandan buradaki imalatın tamamının ıslah edilmesi, daha planlı ve düzenli bir sanayi bölgesi haline getirilmesi gerektiği de sanırım hepimizin ortak kanaatidir.

Bu konuya binaen "Bölgede imalatın ıslahı adına düzenli, planlı bir sanayi oluşmasına yönelik projeniz var mı?" soruma Başkan Edebali, "Bölge kendi halinde sanayi düzenine geçiyor. Bölgede konutlarda insanlar yaşadığı için doğrudan sanayi bölgesi diye planlamak mümkün olmuyor. Bölgede sanayinin artmasıyla konut alanları taşınıyor, belki zaman içinde bir sanayi düzenine geçilebilir" cevabını verdi.

Kendi çerçevesinde bu açıklama, her ne kadar tatmin edici olsa da sektörün ekonomik parametreleri açısından maliyetlerin düşürülmesi adına OSB fırsatlarından yararlanılması, çevre kirliliğinin minimize edilmesi, sektörün kayıtlı hale gelmesi gibi sebeplerden ötürü planlı bir sanayi gereklidir.

Bu planlamayı zamana bırakmanın, bölgedeki ticari hareketin bir kısmının Gürsu'ya kaymasına ve Yıldırım için ekonomik kayba neden olabileceği de hesap edilmelidir.

Özetle ilçe ekonomisi için alternatifsiz nitelikte olan bu sektörün korunması adına atılması gereken adımlar olduğu ortadadır. Ümidimiz bölgenin kendi haline bırakılması değil, sahiplenilmesidir.