Delilik politik değildir!

Serap ÖZTÜRK 28 Ekim 2019 Pazartesi, 06:00

İnsan her şeyi anladığında mutlaka ağır bir sinir krizi geçirir. Bilinçlilik bunu gerektirir...

Kendinizi arıyorsanız kendi içinizde ve"mış" gibi yapamıyor/yaparken yavaş yavaş tükendiğinizi hissediyorsanız hoş geldiniz cehenneme... Gary ile aynı evrendesiniz demektir.

Dayatmalar ve zorunlulukların beraberinde getirdiği aidiyetsizlik duygusuyla delirme noktasına gelirsiniz.

Ve doğal olarak bir öz savunma geliştirirsiniz...

Romain Gary:Toplumun normalliğine/ikiyüzlülüğüne dayanamayan, "mış" gibi yapamayan ve bu nedenle de kendini bile isteye toplumun ötekisi yapan yazar.

Aynı zamanda yönetmen, savaş pilotu, diplomat...

Asıl ismi Roman Kacew olan fakat Romain Gary ismiyle tanınan, Emile Ajar mahlasıyla dünyada büyük ün salmış yazarın hayat hikâyesi de ilginç sayılabilecek türden.

Hukuk fakültesini bitiren Gary, bu yıllarda ilk öykülerini yayınlamaya başlar. Üniversite sonrası İkinci Dünya Savaşı'nda Özgür Fransız Kuvvetleri bünyesinde savaş pilotluğu yapar.

Gary, savaş bittikten sonra 1956 yılında çıkardığı "Cennetin Kökleri" romanıyla, Fransa'nın en prestijli edebiyat ödülü olan Goncourt Ödülü'ne layık görülür.

BİR BEDENDE İKİ KİŞİ

Yazar daha sonra "Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı, "White Dog" adlı romanlarını çıkarır fakat okuyuculardan gelen acımasız eleştiriler karşısında tükendiğini hisseder; Emile Ajar takma ismini alır.

Bu mahlasıyla ilk olarak "Koca Tembel" kitabını yayımlar.

Gary, her yazarın hayatı boyunca ancak bir kez alabildiği Goncourt Ödülü'nü, Emile Ajar ismiyle çıkardığı "Onca Yoksulluk Varken" eseriyle ikinci kez alır.

Emile Ajar'ın, Romain Gary'nin yeğeni olduğu sanılır. Yazarımız kimliğini öyle ustalıkla gizlemiştir ki iki ismin de aslında aynı kişi olduğu o ölene kadar ortaya çıkmaz.

Eserleri dünya çapında ünlenir.

Emile Ajar mahlası ile 30'un üzerinde roman, anı ve öykü kitabı yazdı. Ben, Ajar'ın "Yalan Roman" kitabıyla tanıştım.

"AİDİYET YAKAMI BIRAKMIYORDU..."

Aidiyet sancısını dibine kadar çeken yazarımız, Yalan Roman'da kendini bazen piton, bazen çakı, bazen de anahtarlık gibi nesnelere büründürüyor...

Normal olmadığı düşüncesi ile çeşitli hastanelerde defalarca tedaviden geçiriliyor.

"Beni uzmanlara gönderdiler, incelediler, testlerden geçirdiler... Tedavi edildim ve yeniden piyasaya sürüldüm..."

Normalliği anormallikte gören Gary, içsel dünyasındaki bu çalkantılı okyanusun içinde boğulmamak için can simidi olarak kalemini ve hayal gücünü kullanır.

Yazdıkça zehrini akıtan bir pitondur ya da patlamamak için kâğıda boşalan bir yüksek gerilim hattı...

"Eğer böylesine yoğun bir yazar ihtiyacı beni yiyip bitiriyorsa, demek ki hayatım boyunca beni yoksunluk içinde bırakmış bir adamın oğluyum."

"Her şeye rağmen yine yazmaya koyuldum. Çünkü yazmazsam ilaç tedavisi görecektim. Beni normalleştirmek için bilmem ne iğneleri..."

Gerçekliğin korkunç, bilinçliliğin bela, beynin ise doğanın bir hatası/ aşağılık haince bir kasıt olduğunu düşünür.

Genel-geçer normların içinde erimemek, duyarsızlaşmamak ve hissizleşmemek için düştüğü hasta yatağında kendini iyileştirmek için tek çareyi yazmakta bulur.

"Günde bilmem kaç saat "mış" gibi yapamam, bunu bir de dinle ideolojiyle desteklemem gerekiyor."

"Deli damgası yediğiniz andan itibaren herkes size iyi niyetle yaklaşır, çünkü delilik politik değildir. Pitondan kurtulmak için onu yazmam gerekti. 'Koca Tembel' ilk kendi kendimi tedavi çabam oldu. Buna self servis deniyor. Pitonum daha ilk sayfalarda silinmeye başladı. Kitabımı bitirmeye başladığımda bütünüyle yok olmuştu. Artık kendi kendimi savunmak ve boşaltmak için bir başka konuya ihtiyacım vardı."

Ajar yani Gary bu süreçte, "Onca Yoksulluk Varken" adlı eserinin hazırlığındaydı...

Kendini toplamdan çıkarmak için her şeyi yapan ama başaramadığını düşünen ve herkesin birer artı olduğunu düşünen yazarımız, Yalan Roman'da kimlik bunalımını şu sözlerle ifade ediyor:

"Kendimden kaçmak için her yolu denedim. Hatta Svahili dilini öğrenmeye bile kalktım; benden fersahlarca uzaklarda olsa gerekti. Çalıştım, çok uğraştım ama boşuna, Svahili dilinde bile kendimi anlıyordum. Aidiyet yakamı bırakmıyordu."

Gündelik hayatımızdaki eylemlerimizle aslında "mış" gibi oyununu oynadığımızı söyleyen yazar, bir çöpçünün de muhasebecinin de biletçinin de günde defalarca aynı şeyi yaptığını, farkında olmadan rol yaptığını söylüyor.

"... Böylece kimse dokunmaz onlara. İçlerine kapanıp orada gizli bir hayat sürer, ancak geceleri, rüyalarında ve kâbuslarında ortaya çıkarlar."

Gary, edebiyatçıların acıyı araçsallaştırdığını söyler ve bunu samimiyetsizce bulur.

"-Aptallık etme, en büyüklerin yaptığını yap. Dostoyevski, Balzac, Soljenistin gibi yap, şaheserler böyle çıkar ortaya."

-Şaheserler olacağına Pinochet olmasın. Soljenistin olacağına kan olmasın. Ralkolnikov olacağına Dostoyevski olmasın. 'Savaş ve Barış'ın maliyet fiyatı fazla yüksek."

Gary kitabın sonunda bunun son eseri olduğunu söylese de 1979'da (Yine Ajar mahlası ile) "Kral Solomon'un Bunalımı" adlı kitabını çıkarır.

Yalan Roman'da intihar düşüncesinin belirtilerini gösteren yazar 1980'de silahla intihar eder ve gerçek kimliğini arkasında bıraktığı notla açıklar:  "Çok eğlendim, teşekkür ederim. Hoşça kalın..."