Tasarım ve marka ile sıçrayacağız

Serdar ÖMEROĞULLARI 27 Ağustos 2018 Pazartesi, 06:15

Türkiye ekonomisinin en fazla cari açık yaratan sektörlerinin başında enerji, kimya, makine, demir çelik, mücevher, ilaç, bakır ve maden geliyor. Öte yandan hazır giyim, konfeksiyon, otomotiv, inşaat malzemeleri ve mobilya ise fazla veren sektörler arasında öne çıkıyor. 2017'de hazır giyim ve konfeksiyon 14 milyar 781 milyon dolarlık cari fazla verirken, otomotiv 6,5 milyar dolar, inşaat malzemeleri ise 5,9 milyar dolarlık cari fazlayla dikkat çeken sektörler olmuş. Dikkat ederseniz cari fazla veren sektörlerden üçü; tekstil, otomotiv ve mobilya, Bursa'nın iddialı olduğu sektörlerin başında geliyor.

Çok fazla üretim odaklıyız

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hadi Karasu geçen aylarda düzenlediği bir basın toplantısında "Tekstil ve konfeksiyonda dünya, üretim odaklılıktan tasarım ve organizasyon odaklı bir yapıya dönüşüyor. Biz ise çok fazla üretim odaklıyız... Tasarım ve organizasyonunda da çok başarılı değiliz... Tasarım dediğim marka tarafı, diğeri ise lojistik ve dünyaya yayılmak... Artık bu sektörde nerede ürettiğinizin çok önemi yok... Tasarımı, fiyatı ve belki markası önemli..." demiş.

Bursa, üretim şirketlerinin adeta merkez üssü. Çok güçlü üreticileri var ancak marka üreten şirketler tarafı eksik. Kendi satış kanallarını kurmuş, kendi tasarımlarının üzerine kendi markasını koyup satabilen şirketlerimiz neredeyse yok gibi. Üreticiler bu yola girdiklerinde, üretimden kazandıkları müşteri portföyünü kaybetmekten korkuyorlar.

Geç olsun güç olmasın

Karasu'nun sözleri beni eskilere götürdü. İki binli yılların başlarıydı. BUSİAD'ın Kültürpark'taki merkezinde, Almanya'da yayınlanan, tekstil sektörü ile ilgili bir derginin Alman genel yayın yönetmeni konuk olmuştu. Simultane çeviri ile dinledik. Pek çok şey anlattı ama aklımda kalanlar "Fason üretimle bir yere varamazsınız, dünyanın farklı bölgelerinde alternatif daha ucuz iş gücü ortaya çıkıyor, aynı makineleri kullanarak sizin yeteneklerinize hızla ulaşacaklar ve müşterilerinizi elinizden alacaklar" diyordu. "Bundan sonra izlemeniz gereken yol kendi koleksiyonlarınızı ve kendi markalarınızı üretmektir" demişti özetle.

Kuşkusuz teknoloji yatırımı, AR-GE ve inovasyon çalışmaları rekabet için önemli unsurlar ancak sektörün geleceğini tasarım ve marka yatırımları şekillendirecek. Hadi Karasu'nun söylemlerine bakınca aradan geçen 15 yılda, Alman misafirin söylediği noktaya ancak gelmişiz gibi görünüyor.

Bursa'da bir Eczacıbaşı yok mu?

Tasarım ve markanın ortaya çıkması için gereken ekosistemin içerisinde mutlaka sanat da olması gerekiyor. Tekstilin en önemli ülkeleri olan İtalya ve Fransa'ya bakacak olursanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. İşte tasarım ve markanın oluşmasına zemin hazırlayan mekânlara; mühendislerin, öğrencilerin, yöneticilerin hatta patronların gezip fikren besleneceği, düşünce dünyasını zenginleştireceği alan ve aktivitelere ihtiyaç var.

Bülent Eczacıbaşı ve eşi Oya Hanım sanata büyük ilgi gösteren, sanatçılara önemli destekler veren bir aile. Bu katkıları yeterli bulmamış olacaklar ki 2004 yılında İstanbul Modern'i kurarak, sanatseverlerin hizmetine sunmuşlar. İçerisinde sergi salonları, fotoğraf galerisi, video, eğitim ve sosyal programları, kütüphanesi, sineması, kafesi ve tasarım mağazasıyla sanatla dolu bir dünya. İstanbul'da daha pek çok sanat merkezi ve galeri bulunmakta.

Bursa'nın da tekstilde tıpkı İtalya'nın Napoli bölgesi gibi bir merkez olabilmesi için eksik olan alan aslen burasıdır. Bursalı ve Bursa'dan ekmeğini kazanan iş insanlarından tasarım ve markanın gelişmesi için şehre bu alanda da yatırım yapmalarını bekliyoruz.