TARİHE TANIKLIĞIMDIR

Serhat İNCİ 15 Temmuz 2020 Çarşamba, 06:05

Tarih 2016 Temmuz 15,

Yer, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü (FSM) girişi.

Saat tam olarak 9'u biraz geçiyor.

Ve trafik aniden yavaşladı.

İstanbul'a seyahat ettiğimiz otobüste bir şaşkınlık henüz yok.

Herkes malum İstanbul trafiği sanıyor.

Ağır aksak da olsa birkaç metre ilerleyebildik.

O kısacık ilerleyişte zaman geçmiyordu.

Telefonu elime aldım ve köprüyü askerlerin kestiğini okudum.

Henüz net olmayan bilgilere göre bomba ihbarı yapıldığı üzerine duruluyordu.

Nerden bilebilirdik ki o 'malum gece'nin yaşanacağını!

xxx

Otobüs aniden durdu.

Önümüzde iki sıra daha araç vardı.

Onca sıra gelmişken ve geçmeye çok yakınken kalakaldık.

Neredeyse 45 dakikaya yakın sadece onlarca metre mesafe alabilmiştik.

Sonra birden bir curcuna koptu otobüste.

Birileri darbeden bahsediyor.!

Heyecan ve panik bir arada. Ne olacağını kestiremeden olayların içinde kaldığımızı düşünüyorduk.

Ne olacaktı şimdi?

Geriye de dönemezdik. (Yakışır mıydı bize!)

Sigara içmek için bir an otobüsün kapısı açıldı.

xxx

Staj yaptığım zamanlardı. İzin alıp Bianet'in OHO (Okuldan Haber Odası) projesine dâhil olmaya gidiyordum.

Ben habere giderken haber bana gelmişti!

Bir an düşündükten sonra bu fırsatı kaçıramazdım.

Çantadan fotoğraf makinemi kaptığım gibi indim aşağıya.

Kaptan seslendi:

-Hey dur nereye!

-Sigara içmeye ineceğim (ki içmeyen biriyim)

-Otobüsün başında ayrılmayalım...

xxx

İner inmez sıyrıldım kalabalığın arasından.

Hemen iki sıra önde ilk durdurulan arabaların önüne koştum. (Henüz daha köprü ve askerler gözükmüyor olduğumuz noktadan)

Bir grup ellerinde telsiz ile meğer askerden önce onlar kesmiş.

Ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Sivil polis olduğunu tahmin ettiğim bir grup, ellerinde telsizler yuvarlak çizip istişare yapıyor.

Birkaç kare fotoğraf almaya başladım.

Ve ilk uyarı!

-Hey sen ne yapıyorsun? Çekme!

İlk 'fırçayı' yemiştim...

Karanlık gecede flaşsız çekim yapmanın yolunu aradım...

xxx

Polis telsizlerinden anons geçiliyor.

Ankara Gölbaşı'nda polis merkezi vurulmuş.

Çok sayıda polis şehit ve yaralı!..

O anda izlediğim grubun yüzü düştü.

Ben ürperdim...

Hala inanamıyorum.

(İnsan hayatında kaç defa darbe girişimine şahit olabilir ki...)

xxx

Önümüzde köprünün giriş ve çıkışı duruyor.

Biz henüz epey başındayız.

Derken tanklar ters şeritten Avrupa tarafına (köprüye doğru) akmaya başladı.

Her tankın tepesinde bir asker.

Tanklar süratle köprüye doğru ilerliyor.

1, 2, 3 derken tam tamına 6 tank saydım...

Sivil polislerden biri tepki gösterdi.

Gölbaşı'nda arkadaşlarının vurulmasını da hazmedemeyerek... (ama karşı koyacak hiçbir şey yok inançtan başka)

Elindeki pet şişeyi fırlattı.

Oda ne! Tam 6. tanktaki askerin kafasına isabet!

xxx

Sonra bir gri otomobil içinde dolu insan.

-Ateş etmeyin. Askeriz biz, ateş etmeyin.

Polisler dur ihtarı yapıyor.

Askerler durmamakta kararlı.

Yavaşlayarak ve seslenerek önümüzden geçip gidiyorlar.

Polislerden biri silahına davrandı.

Ve ateş...

xxx

Karşı koymamız lazım ama nasıl?

Hangi güçle?

Derin bir sessizlik oluştu.

Biri sanki fısıldıyor.

"Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var"

Evet evet biri çıktı ve şöyle konuştu:

-Bu vatan hepimizin. Bunlar vatan hainleri. Ülkemizi bizden almak istiyorlar. Amaçları iç savaş çıkarmak. Bunlara dur demezsek Suriye'ye döneriz...

-Onlar bize sığındı ümmet olarak. Biz nereye gideceğiz. Avrupa bize kapılarını açacak mı? (Nerde görülmüş Türk'ün vatan toprağını bırakıp gittiği)

xxx

Kısa bir süre sonra tankların tersten gittiği şeritte trafik hareketlenmeye başlamıştı.

Polislerden biri bu sefer trafiği kesti...

Kontak anahtarları toplanmıştı.

xxx

İşte şimdi harekete geçme zamanı.

Ufak bir grup (sayısı 5-10'u anca bulan)

İçlerinden biri "Ben gideceğim Allah'ını seven benle gelsin"

xxx

Onları yalnız bırakmak olmazdı. Takip ettim. Hatta önlerine geçtim.

Flaşları patlatınca şaşırdılar.

Henüz daha yolun başında iken nerden haberi olmuştu basının?

Epeyce bir yürüdük. Karşı şeritten katılanlar oldu.

Yürüdüğümüzde mahallelerden yola çıkanlar oldu. Sayımız 50'yi bulmuyordu.

Bayraklar açıldı...

Darbecilere karşı vatan savunması başladı.

xxx

Ve nihayet önümüzde:

Askerler, tanklar ve Köprü.

Köprünün girişindeki polis merkezinde duruyorlar.

Önümüzden geçen tanklar peş peşe sıralanmış.

'Dağılın' anosları yapılıyor.

xxx

Müthiş bir uğultu var.

Herkes ama herkes bağırıyor.

Tepe bir yere geçtim.

Olayları izliyorum.

Birden silah sesleri "Ta ta ta ta ta ta ta"

xxx

Kimsede 'tık' yok.

En ufak bir korku belirtisi gösteren olmadı.

Yerlere uzanan dahi yok.

Kimse siper almıyor.

Halk bilakis:

"Devletin silahı ile bizi mi vuruyorsun" diye tepki gösteriyor.

Henüz tankların üzerine çıkan kimse yok. Ve işte çok kısa süre sonra ikinci bir dalga ve ilkinden daha kalabalık.

Öncü grup ile bütünleşti.

xxx

Oda ne!

Sel gibi akan kalabalığı gören askerler tank ile manevra yapıyor. Halka doğru dönen namlular direniş karşısında ters istikamete doğru yöneldi.

İşte bu elinde bayrağından ve imanından başka bir şeyi olmayan milletin demokrasi adına ilk kazanımıydı.

xxx

FSM Köprüsü'nde bulunanlar çok itidalli idi. Tanklar içinden tek tek askerler çıkarılıp polis merkezine götürüldü.

O gece asker olmak istemezdim.

Boğaziçi Köprüsü'nde (şimdi ki adı 15 Temmuz Köprüsü) yaşananları görünce anladım ne kadar da büyük bir vahameti en az sorunla atlattığımızı...

xxx

Köprünün açılışı...

İstanbul'un Avrupa yakasından gelenler ile bütünleşme gerçekten görülmesi gereken bir olaydı. İki yaka insanının köprü üstünde bütünleşmesi bu milletin ne kadar sıkı sıkıya birbirine bağlı olduğunu gösterir gibiydi.

Köprünün tam ortasında açılan dev bayrak ile darbecilere karşı zafer ilan ediliyordu. Tanklar köşeye çekilmiş yollar 3-4 saate yakın anca açılabilmişti.

Yolar açılmıştı açılmasına fakat uçaklar alçak uçuş yapıyor millete korku salınmak isteniyordu.

Anlaşılan o gece uyumak yoktu!..