20 sayfalık CV

Süleyman IŞIK 01 Ocak 2017 Pazar, 07:34

 

CV. Yani Curriculum Vitae. Türkçesi: Yaşam koşusu. Mülakata ve işe alınmaya giden yoldaki kartvizit.

Üniversitenin son sınıfına gelmiş her genç en az 3-5 kez CV yazma teknikleri eğitimini alıp öyle mezun olur. Birbirine çok yakın, neredeyse şablon CV'lerle işletmelerin kapısını çalarlar. Bu CV'lerde boşuna ruh aramayın, bulamazsınız.

Bugüne dek 2 CV farklı bir etki yaratmıştır bende. İlki, 7-8 sayfaydı. İlk okuduğumda aklıma gelen şey, 'Ya bu çocuk bitirdiği okulu yazmayı unutmuş galiba' cümlesi oldu. Tekrar tekrar okuduğumda gördüm ki, kaydolup okunan ancak bir türlü bitirilemeyen onlarca fakülte söz konusuydu.

Şöyle başlıyordu eğitim faslı: 'ÖSS sonrası İşletme Fakültesi'nde okumak için Frankfurt'a gitmek üzere uçağa bindim. Uçakta biriyle karşılaştım. Bana dedi ki: -Artık herkes işletme okuyor. Sen bir farklılık yap, iktisat oku-. Mantıklı geldi. Frankfurt'ta aktarma yapıp Münih'e uçtum ve İktisat bölümüne kaydoldum. İlk dönem sınav performansımı kutlamak için Barcelona'ya gittim. Gördüm ki, ben turizm için yaratılmışım. Okulu bırakıp İspanya'da turizm okumaya başladım. İlk yılın sonunda sınavları verip yaz tatilinde İstanbul'a geldim ve 5 yıldızlı bir otelde staj yapmaya başladım. Mutfak bölümündeydim. Aşçıbaşı beni çok sevdi ve İspanya'da turizm okuduğumu öğrenince : -Madem turizm okuyacaksın. Bu işin Harvard'ı İsviçre'dir. Senin yerine olsam İsviçre'de turizm okurdum- deyince söz dinleyip İsviçre'de bir okula kaydoldum...-

Sonu gelecek sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Sadece eğitim faslı tam 6 sayfa tutuyordu. Yanılmıyorsam 11 ayrı okulla yarım kalmış bir ilişki söz konusuydu. Hiçbiriyle sonuna dek gidilememiş, mezuniyet liseyle sınırlı kalmıştı.

İnsanı bunca yoran özgeçmişini okuyup kendilerini mülakata çağıracak cesareti ve gücü bulamamış olduğum için kendimi hiç affedemedim. Lakin beterin beteri varmış derler ya; okuduğum bir başka özgeçmiş yüzünden o gün için planladığım bütün mülakatları ertelemek zorunda kaldım.

Diğer özgeçmiş mal beyanıyla başlıyordu. Ama ne mal beyanı... Örneğin evlerin kışlıkları ile yazlıklarının sayısı 7-8 adetti. Arabalar ise hafta içi, hafta sonu ve arazi diye kategorize edilmişti. Banka mevcutları da hatırı sayılır miktardaydı.

Medeni hali sorusuna evli, eşinin mesleği kısmına ise 'Çok başarılı bir eşe destek olmak' yazmıştı. 'Çocukları olsaydı acaba misyon olarak ne yazardı?' diye düşünmüştüm.

Başarılarla dolu iş yaşamı parlak cümlelerle taçlandırılmıştı. Şirketleri diplerden alıp her seferinde zirveye taşımıştı.

Son bölümde ise okunan günlük gazete ve dergilerin listesi mevcuttu ki, liste 2 sayfayı aşıyordu. İster istemez 'Bu adam bunları okumaya kalksa iş için gram vakti kalmaz' diye geçmişti aklımdan

20 sayfalık özgeçmişin sonuna birlikte çalışırsak beni de başarılarla dolu bir dünyaya elimden tutarak taşıyacağı rüşvetini iliştirmişti.

İnsanda akıl ve feraset olmayınca böyle parlak fırsatları ıskalıyor işte.

 

Yürü de endamını göreyim

Mülakatla ilgili yaşanmışlıklardan bahsedip de sevgili Kaya Turhanoğlu'ndan örnek vermemek olmaz. 'Biz onun yalancısıyız' deyip sözü üstada bırakalım.

'Yıllarca bir şirkette personel şefi olarak çalıştıktan sonra gazetede çıkan ilana müracaat etmek üzere Sirkeci'de izbe bir hana gitmiştim. Han izbeydi ama gittiğim büro epeyce şatafatlıydı. Sekreter kız beni 2 saat bekletti. Patronun yanında misafiri varmış. Gitmekle gitmemek arasında bocalarken misafir çıktı ve huzura ben alındım.

Klasik bir kaç soruyu cevapladım. Sonra yaşlıca patron parmağıyla kapıyı göstererek 'Delikanlı, ayağa kalk ve kapıya kadar bir yürü bakalım' dedi. Şaşkın bir ifadeyle nedenini sordum. Yanıtı, 'Endamını bir göreyim' oldu.

Çok sinirlenmiştim. 'Ulan ben manken miyim?' diye homurdanarak kapıyı çarpıp çıkmak üzereyken patron arkamdan seslendi: 'Delikanlı, sinirlenme de gel anlatayım'. Öfke baldan tatlı ama merak da ediyorum, o nedenle burnumdan soluyarak yeniden oturdum.

Patron: 'Bak evlat' dedi. 'Ben yavaş yürüyeni sevmem. O nedenle yürüyüşünü merak ettim. Anlaşılan sen cevval bir çocuğa benziyorsun. Çünkü hızlı yürüyorsun. Seni işe alıyorum' dedi. Tabii kabul etmedim.

Ne var ki, bu olay bende merak uyandırdı. Yanıma mülakat için giren her adayın yürüyüşüne dikkat eder oldum. Hatta adımlarını ölçmek için odama ekose bir halı bile aldım'.