Ağaçkakan Hasan

Süleyman IŞIK 14 Mayıs 2017 Pazar, 09:31

Şirket çalışanları arasında halı saha maçları, yöneticiler için büyük risktir. Yöneticiler astları motive etmek gibi ulvi duygularla halı saha maçlarına katılırken, çalışanların bir kısmı bunu yağ çekmek için kullanırlar.

Doğru dürüst topa vuramayan yöneticinin vurduğu her sünepe top gol olur, dengesiz her hareketi de Alexvari çalıma dönüşür.

Ama bazı astlar vardır ki, halı sahayı bir hesap kesme vesilesi olarak görür. Amirinden sürekli baskı ve azar yiyen bu tipler, intikamını halı sahada alır.

Biraz futbol kıvraklığı varsa başka kimse yokmuş gibi dönüp dolaşıp amire çalım atar. Amir kaleciyse kevgire döner. Yok eğer amir santrforluğa soyunmuş, ast kaleciyse bu kez kalede devleşilir.

Ama ast futbol yeteneğinden yana fukaraysa, yani kazmaysa bu kez önce çaktırmadan, sonra göstere göstere tekmeler atar.

Hasan Bey, böyle biriydi. Satınalma Şefi'ydi ve her gün düzenli olarak Genel Müdür Muavini Sonad Bey'den fırça yiyordu.

O gün rakip takımdaydılar. Hasan Bey bundan dolayı çok keyifliydi. Maçın başlamasıyla birlikte Sonad Bey'i bir iki yokladı. Genel Müdür Muavini, cüssesi nedeniyle bana mısın demedi. Fakat bir süre sonra korner bayrağının orada fena kıstırıldı.

Hasan Bey, fırsat bu fırsat seri tekmeler atıyordu. Tekmelerden epey canı yanmış olacak ki, Sonad Bey eğilip topu aldı ve öfkeyle Hasan Bey'e bağırdı.

-Hasan Bey, Hasan Bey... Lakabınız ne sizin?

Hasan Bey, şaşırdı.

-Lakabım yok.

Sonad Bey öfke dolu bir sesle bağırdı.

-Saniyede 5 tekme attın, ayaklarım mosmor. Bundan böyle sana Ağaçkakan Hasan diyeceğim.

Ne zaman Eskişehirsporlu Hürriyet'i Alex'e tekmeyi yapıştırırken görsem aklıma nedense hep Ağaçkakan Hasan geldi...