Süleyman IŞIK 27 Eylül 2016 Salı, 06:28

Bir güvenlik amirimiz vardı, adı Ali. Terörle mücadeleden emekli bir polisti. Son derece işine bağlı, efendi bir insan olan Ali Bey idari açıdan bana bağlıydı. Ne zaman çağırsam üzerinden kolay çıkarmadığı mont-pardösü karışımı giysisiyle şangır şungur ses çıkararak gelirdi.

Önceleri bu şangırtıya pek anlam veremedim. Belki bozuk paraydı. Bir gün dayanamayıp sordum: 'Ali Bey, nedir bu cebinizde şangır şungur eden?'

Ali Bey mahcup bir edayla yanıtladı: 'Efendim biliyorsunuz fabrikadaki her kapının bir anahtarı var bir de yedeği. Yedekleri bende duruyor. Ses çıkaran onlar.' 

Cebindeki anahtar sayısının 73 olduğunu söyleyince dayanamayıp sordum 'Allah aşkına Ali Bey, hiç bu kadar anahtar cepte gezdirilir mi? Masanızın çekmecesine koysanıza.' Adamcağız boynunu büküp 'Koyamam efendim' dedi. 'Nedenmiş o?' diye sorunca aldığım yanıtla şoke oldum: 'Çekmeceye koyamam, çünkü çekmecenin anahtarı da bu yığının içinde...'.

 

Ama baba biz Türküz!

Eskiden genel müdürler ulaşılmaz değildi. Hatta evlerine oturmaya bile gidilebiliyordu.

Sanırım 25 yıl önceydi. Bir akşam çalıştığım şirketin genel müdürünün evine çay içmeye davetliydik. Eşim ve küçük oğlumla elimizde yaş pasta yola koyulduk.

O zamanlar böyle rezidanslar, ultra lüks siteler yoktu. Gittiğimiz ev, birkaç apartmandan müteşekkil, bahçeli bir siteydi. Taksiden inip kapıya yöneldiğimizde bizi kocaman bir levha karşıladı: 'Yabancılar giremez.'  Oğlum heceleyip yazıyı okuyunca soran gözlerle mırıldandı: 'Ama baba biz Türküz...'

Sade fakat hoş döşenmiş evde etrafı meraklı gözlerle inceleyen oğlum, genel müdüre 'Siz fakir misiniz?' diye sordu. Genel müdürden gülerek 'Evet, fakiriz' yanıtını alınca bizim velet bilmiş bilmiş söylendi: 'Belli, belli. Daha sobanız bile yok. Babama söyleyeyim de size soba alsın.' Gülelim mi, mahcup mu olalım bilemedik. Çocuk haksız sayılmazdı. O güne kadar gördüğü her evde soba vardı. Genel müdürün eviyse kaloriferliydi. Neyse çaylarımız geldi. Bizimkinin önüne de meyve suyu koydular. Buna rağmen gözleri fıldır fıldır bir şeyler arıyordu. Sonunda dayanamayıp sordu: 'Neden bizim pastamızdan ikram etmiyorsunuz?'

Yerin dibine girdik. Kem küm ettik. Sağ olsun genel müdür 'Bu çocuk adam olacak' deyip durumumuzu kurtardı. Neyse pasta geldi, bizimki şapırdata şapırdata yerken mırıldandı 'Ne güzel pasta almışız değil mi baba?'