ANNENİZİN KIZLIK SOYADI

Süleyman IŞIK 12 Ağustos 2018 Pazar, 06:22

O gün bankanın sıra veren cihazı arızalı olduğundan kuyruğa girmiştik. Kuyruktayken önümdeki kızın hareketleri dikkatimi çekmişti. Birkaç dakika içinde elindeki cep telefonundan 50'den fazla mesaj göndermişti. O kadar seri yazıyordu ki, parmaklarının hareketini izlemek güçtü.

Sıra kıza gelince kimliğini uzattı. Gişe görevlisi, bilgisayarda işlem yaptıktan sonra sordu.

-Zehra Hanım, annenizin kızlık soyadı neydi?

- Niye soruyorsunuz? Annem kız değil ki...

Kuyruktakilerin yüzlerine bir gülümseme yayıldı. Anlaşılan gişe görevlisinin bu kızla epeyce işi vardı.

- Zehra hanım, dayınız varsa dayınızın soyadı olsa da olur.

- Dayımın kızlık soyadı olmaz ki... Dayım da kız değil.

- Kızlık soyadı demedim zaten. Annenizin kızlık soyadı, dayınızın şu anki soyadı olduğundan sordum. Dayınızın soyadını verebilir misiniz?

- Veremem.

-Neden Zehra Hanım?

-Çünkü dayımla küsüz.

*****

BAKAN OLACAK AĞA

Bazı fıkralar vardır, güler geçersin. Bazı fıkralar da vardır ki, yaşamdan derin izler ve dersler içerir. Bu yönüyle özünde bir felsefe barındırır.

Şimdi anlatacağım fıkra da öyle. En azından bana öyle geliyor. Karar sizin...

Muhtemelen Doğu bölgesinde bir köy. Ahali okey oynamakla meşgul. Derken kapıdan koca cüssesiyle o köy ve civar köylerin ağası içeri girince herkes ayağa kalkıp ağanın eline sarılırlar. Ağa epeydir ortalıkta görünmüyordur.

Hoş beş bitince ağa kahvecinin getirdiği okkalı kahvesinden bir yudum alıp karşısında el pençe divan duran köylüye sorar.

-Hele deyin bakim marabalar. Ağanız nereye gitmiştir.

Köylüler lafın nereye geleceğinin merakı içinde cevap verirler.

-Bilmiyiz ağam.

Ağa biraz kasılarak kahvesini höpürdeterek bir yudum daha alıp keyifle etrafını süzer.

-Safariye gitmişem.

Sonrası ağayla köylüler arasında şu konuşmalar geçer...

-Safari ne ki ağam?

-Avdır.

-Peki ne avlamişsen ağam?

-Zebra avlamişem.

-O ne ki ağam?

-Eşeği biliysen...

-Hee ağam.

-Eşeğin pijamalısıdır.

-Vışş. Başka ne avlamişsen ağam?

-Zürafa avlamişem.

-O ne ki ağam?

-Eşeği biliysen...

-Hee ağam.

-Eşeğin uzun boyunlusudur.

-Hele ağama bak. Başka ne avlamişsen ağam?

-Gergedan avlamişem.

-O ne ki ağam?

-Eşeği biliysen...

-Hee ağam.

-Eşeğin boynuzlusudur.

-Vay babo. Peki başka ne avlamişsen ağam?

-Boa yılanı avlamişem.

-O ne ki ağam?

-Eşeği biliysen...

-Hee ağam.

-Eşeğin şeyini biliysen...

-Biliyiz ağam.

-Onun üç metre uzunu ve kalınıdır ama eşek yoktur.

***

Şimdi diyeceksiniz ki ee ne olmuş? Hepi topu bir fıkra işte. Evet nihayetinde bir fıkra ama eğitim konusunda çok önemli teknikler içeriyor.

Bir eğitici, eğitim vereceği hedef kitleyi iyi analiz etmeli. Tıpkı ağa gibi. Bu hedef kitleyle aynı dili konuşabilmeli. Fıkradaki ağa misali.

Örnekleri, eğitim vereceği kişilerin yaşamından vermeli. Ağanın eşek metaforunu kullanarak diğer hayvanları anlatması gibi.

Eğitime katılan herkes anlatılanı anlamalı. Tıpkı o kahvedeki köylüler gibi.

Kısacası bir fıkra bu kadar öğretici olur. Elimde yetkim olsa, o ağayı Milli Eğitim Bakanı yaparım. Eminim çok da başarılı olur. Ne dersiniz?