Azılı terörist

Süleyman IŞIK 01 Ekim 2017 Pazar, 10:56

12 Eylül döneminde adını bile duymadığım bir örgütün yöneticisi olduğum savıyla gözaltına alınıp 38 gün boyunca gözlerim bağlı, her türlü psikolojik ve fiziksel işkenceye tabi tutulduğum günleri önceki sayfalarda anlatmıştım.

İnsanın gözleri bağlı olunca ve aradan biraz zaman geçince gecelerle gündüzler birbirine girmişti.

Siyasi şubenin 5. Kattaki sorgu odalarından birinde işkence sıramızı beklerken kulak kabarttığımız telaşlı koşuşturmalar kesilmiş ve yan tarafa tekme tokat yeni biri konmuştu. Kapıyı çarpıp gittiler. Aradan 1 saat geçti, geçmedi. Yeni gelenin konduğu odanın kapısı açıldı ve sorgu başladı. Adam daha birkaç tokat yer yemez ötmeye başladı. Polisleri uğraştırmadan konuştuğu için hakaret ve tokatların yerini 'Hadi koçum, hadi aslanımlar, anlat bakalımlar' almıştı.

Habire anlatıyordu: 'Şuraya bomba koydum, onu vurdum, bunu bıçakladım, şundan haraç aldım' diye.

Konuşmalardan, adama sigara ve çay ikram edildiğini anlıyorduk. Sonra işkenceci başı 'Kadife Ses Akif'in sözleri duyuldu: 'Sen dinlen aslanım bu gece. Sabah devam ederiz. Yormayalım seni daha fazla...'.

İşkenceciler, mal bulmuş mağribi gibi sevinçliydiler. Anlaşılan büyük balık yakalanmıştı ve bülbül gibi konuşuyordu. Hem de işkenceye falan gerek kalmadan. Büyük balık sayesinde o gece bize de ilişmediler.

Sabah yanımızdaki sorgu odasına yine polisler doluştu. Yan taraftaki odada önceki gece bülbül gibi ötene çayın yanında poğaça getirmişlerdi. Yemesini beklediler. Biz ise günlerden beri aç ve susuzduk. Kadife Ses 'Ee aslanım, iyi dinlendin umarım. Anlat bakalım şu bombaladığın karakolları' diye girizgâh yaptı. Adam 'Ne bombalaması?' diye karşı çıktı. 'Ben hayatımda hiç bomba görmedim'. İşkenceciler afallamışlardı. 'Sen bizimle dalga mı geçiyorsun lan' deyip birkaç tokat patlattılar. Kadife Ses, 'Peki ya vurduğun şu adam, o da mı yalan lan' diye gırtlağını sıkınca adam hırıltılı bir sesle zar zor yanıtladı: 'Ben hayatta kimseye tokat bile vuramam. Değil ki, tabancayla adam vurayım'.

İşkenceciler aldatılmışlık duygusuyla adamın üstüne çullandılar. Fena benzetiyorlardı. Adam bayılır gibi olunca biraz ara verdiler. Kesik kesik soluyor, küfür üstüne küfür ediyorlardı. Kadife Ses, iyi polisi oynamayı iyi bilirdi. Kırgın ve alttan alan bir sesle 'Ya aslanım, madem vurmadın etmedin. Neden gece bize -Ben yaptım- dedin?' diye sordu. Adam şaşkın şaşkın yanıtladı: 'Ne bileyim amirim. Gece beni meyhanede içerken yakalayıp buraya getirdiniz. Zil zurna sarhoştum. İsteseniz Kennedy'i bile ben vurdum derdim'.

Bu cevaba Kadife Ses bile güldü.