Bir gramofon hikayesi

Süleyman IŞIK 24 Ocak 2019 Perşembe, 06:00

Siyasi yazılar yazmayı sevmem. Bu yazı ne kadar siyasidir kararı size bırakıp bir konser haberinin fotoğrafıyla başlayayım.

Fotoğrafta Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşiyle birlikte gittiği konserde Fazıl Say'ı kutlayıp onunla tokalaşıyor.

Ee, bunda ne var? Fotoğrafın neresi tuhaf? Medeni bir ülkede bir siyasinin konsere gitmesi kadar ne olabilir?

Söz konusu ülke bizimkiyse birilerine doğal gelen öbürüne acayip gelebilir.

Toplumsal fay hatlarının siyasilerce her gün biraz daha gerildiği seçim sath-ı mailinde bu haber ve fotoğraf muhalif kesimde birbirinin zıddı etkiler yarattı. Bir kısmı bunu normal, hatta yumuşamaya yönelik olumlu olarak değerlendirirken bir kısmı yandaş olma yolunda gördükleri Fazıl Say'a epey saydırdı.

Yılmaz Özdil'in bira içmeyi, Rutkay Aziz'in Mozart dinlemeyi önerdiği Erdoğan, bu önerileri bir dayatma olarak görmüş ve sert tepki göstermişti.

Bunun ardından gerçekleşen konser buluşması bana İsmet Paşa'yı hatırlattı. Birinci Dünya Savaşı'nda çöllerde İngilizlere karşı savaşmaktayken düşmandan bir gramofon ve birkaç plak ganimet olarak ele geçirilir.

Aylardır çöl koşullarında, medeniyetten uzak bir yaşam süren Yarbay İsmet Bey (İnönü), maiyetindeki subaylara müjdeyi verir. Akşam yemeğinden sonra bir araya gelinip gramofonda plak çalınacaktır.

İsmet Bey de subaylar da ilk kez Batı müziği dinleyecekleri için heyecanlıdır. Yemekten sonra emir eri gramofonu getirir, plağı koyar ve klasik müzik parçası çölün karanlığında kulaklara ulaşır. Parça hareketsiz, sinek vızıltısını andıran, tatsız tuzsuz bir şeydir. Hani şu bazılarının gıygıdı tabir ettikleri cinsten.

Suratlar asılır. Herkes birbirine bakar ama çare yok parçayı sonuna dek dinlerler. Müzikten hiç hoşlanmamışlardır. Parça bitince gözler İsmet Bey'e döner. Aslında o da müzikten yana hayal kırıklığına uğramıştır ama belli etmek istemez.

Er, gramofonu ortadan kaldırırken yarbayın sesi duyulur. 'Çocuklar' der. 'Ecnebiler bu müziği seviyorsa biz de sevebiliriz. Bunun için biraz dişimizi sıkmalı ve gayret etmeliyiz'.

İsmet Bey o günden sonra inatla klasik müzik dinleme seansları düzenler. Maiyetindekiler bu durumdan hoşnut olmasalar da İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı olduğunda senfoni orkestrasının konserlerini eşi Mevhibe Hanım'la hiç kaçırmaz.

Bir gün konserde çöldeki o parça çaldığında Mevhibe Hanım'ın kulağına gramofon hikâyesini anlatır.

İster misiniz Cumhurbaşkanı Erdoğan da Mozart'tan Beethoven'e, Bach'tan Ulvi Cemal Erkin'e klasik müzik eserlerinin, senfoni konserlerinin müdavimi olsun.

Neden olmasın...