Hamdi’nin adı

Süleyman IŞIK 24 Nisan 2017 Pazartesi, 06:24

'Akçaabat'a sardın' diyeceksiniz ama ne yapalım... Yine Akçaabat'tayız. Deniz kenarı, şık bir restoranda. Akçaabat köftesi nefis. Porsiyonlar bol kepçe.  Restorandaki ambiyans ise müthiş. Yaşam, bu restoranda hızlanmış bir film gibi yaşanıyor. Garsonlar Hızlı Gonzales gibi durmadan koşuşturuyor,  siparişleri makineli tüfek hızında ve yöresel şiveyle aktarıyorlar.

Sırf bu ayak-dil koşuşturmasını izlemek için bile buraya gelinir.

Yine bir gün köfte ve Laz böreği için oradaydım. Yine garsonlar aynı tempo koşturuyorlardı ama o koşturmaya değecek kadar müşteri de yoktu. Şef olduğu duruşundan belli olanı seslendi: 'Ula Cemal, bizim Hamdi'nun adı neyidur?' Cemal yanıtladı: 'Hançi Hamdi'nun?' Şef sinirlendi: 'Ula bizim Hamdi yok mu? Kıvırcuk olanı diyeyrum' Garson Cemal omuz silkip 'Pilmeyrum' deyip uzaklaştı.

Şef bu kez önünden hızla geçen diğer garsonu durdurdu.

-Ula Recep, Hamdi vardı ya Hamdi. Hani kıvırcuk. Şişmam diyeyrum da. Bir ara paluk getiriyordu.

-Ee ne olmuş ki Hamdi'ye?

-Pen de onu diyeyrum. Adı neydi Hamdi'nun?

-Pilmeyrum.

Çevrilen 2 garson daha Hamdi'nin adını bilemeyince Şef epey kızıp 'Zate neyi pileyisunuz ki?' diye söylenip masama servis yapmaya gelince dayanamayıp sordum.

-Ya şefim, Hamdi'nin adını sorup duruyorsun. Hamdi'nin adı Hamdi'dir zaten. Kafan karışık galiba.

Şef kızsa da belli etmemeye çalıştı. Yüzüme bakmadan konuştu.

-Hamdi'yi niye sorayrım pileyimisun? Pen Hamdi'nun adıni sorarken şimdi ne iş yapayi, turumu nedur deyi sordum da.

Bir yandan o nefis köfteleri mideye indirirken kafam karman çorman 'Yok' diye söylendim. 'Bende bir şeyler eksik ama ne?'