PAZAR’LIK

Süleyman IŞIK 02 Ekim 2016 Pazar, 06:32

Mouse gezintisi

Bir gün patron yanında genç bir kızla odama girdi. 'Bu kız yeğenim olur. Yanında bir şeyler öğrensin' deyip girdiği gibi palas pandıras çıkıp bizi yalnız bıraktı.

Kızı oturtup sorularla tanımaya çalıştım.'Bilgisayar biliyor musun?' sorumu 'Windows bilirim, msn bilirim, MIRC bilirim, facebook bilirim' diye yanıtladı. İçimden 'Maşallah' dedim 'Epeyce de donanımlı'. 

Masaya oturtup bilgisayarı açtım. Masaüstüne 'Deneme' diye bir Excel dosyası oluşturdum. Sonra 'Bak, bu Mouse' dedim. 'Şöyle elinle tutup gezdireceksin. Açmak istediğin dosyanın üstüne gelince de soldaki butonu tıklayacaksın' diye gösterdim.'Sen en iyisi bu mouse'a elini alıştır, deneme dosyasını açıp kapamayı öğren ben yarım saate kadar gelirim' deyip yandaki muhasebe müdürünün odasına kahve içmeye gittim.

Daha kahveden ilk yudumu almıştım ki muhasebe müdürü telefonu uzattı. Arayan bizim kızdı ve sesi epeyce telaşlıydı.

'Koşun çabuk'diye seslendi. 'Hayırdır ne oldu?' diye sordum. Yanıt netti: 'Masa bitti...'.

Kabak sever misiniz?

Bir hafta sonuydu. Mahfel'e gidip arkadaşlarla laflamak üzere evden çıktım. Sokağı tam dönmüştüm ki, arkadan gelen sesle irkildim. Ayarsız, patavatsız bir ses 'Kabak alsana kabaakkk' diyordu.

Sesin sahibi tanıdık gelmediği için önüme dönüp yola devam etmek üzereyken aynı sesi yeniden işittim:'Sana diyorum sana. Kabak alsana'. Sinirlenip kabakçıya yanaştım. 'Almıyorum' dedim. Kabakçı biraz tehditkâr bir tarzla tısladı: 'Alacaksın. Senin yüzünden kabakçı oldum. Bu kabaktan alacaksın'.

Şaşırıp'Neden benim yüzümden?'diye sorunca'Hatırladın mı? Beni işten atmıştın. 2 yıl işsiz güçsüz dolaştım. Sonunda kabakçı oldum' yanıtını verdi.

Meselenin aslı anlaşılmıştı. Biraz ileride yürüyen bir kadını gösterip'Şu kadına bak' dedim. 'Karşıdan karşıya geçmeye çalışıyor. Yolun ortasındayken bir araba gelip çarpsa ve kadın ölse. Kimse de oralı olmasa kadını yerden kaldırır mısın?'. Kabakçı 'Sorulur mu? İnsanlık ölmedi ya' dedi. Sorumu sürdürdüm:'Peki kadının kimsesi olmasa, cenazesini ortada bırakır mısın?

Kabakçı: 'Bırakmam tabii. Ne lazım gelirse yaparım. Sevaptır'dedi. Bunun üzerine devam ettim 'İşte ben de bunu yaptım. Sana çarpan çarptı ve sen öldün. Ben de sana karşı İnsan Kaynakları Müdürü olarak son görevimi ifa ettim, defin işlemlerini gerçekleştirdim. Yapmasa mıydım?' dedim.

Kabakçı biraz düşündü. Bu sefer oldukça yumuşak ve mahcup bir sesle 'Abi kabak alsana eve' dedi. 'Benden olsun'.

Kabakçının omzuna vurup'Sağ ol' dedim. 'Ben kabak sevmem...'

Motivasyon böyle olur

Bir aile şirketi. Patron yaşlı ama dinç biri. Ticaret müdürü de orta yaşlı, alımlı bir hanım. Kendine iyi baktığından yaşını kestirmek zor. Kadının dediğiyse iki edilmiyor. İstediği alınıyor, istemediği atılıyor.

Müsaitse patrona bildirgeleri imzalatsın diye bir gün patronun sekreterine uğradım. Baktım yok, 'Her halde patronun odasındadır' diye düşünüp kapıyı hafifçe tıklatarak içeri girdim. Girmemle çıkmam bir oldu. Çünkü, patronla ticaret müdürü kucak kucağa, dudak dudağaydı. Hatta öpüşmeyle yetinmemiş olacaklardı ki, hatunun üst tarafı yarı çıplaktı.

Kısa bir şaşkınlıktan sonra geri geri çıkarken beni görüp toparlandıklarını fark ettim. Odama varıp masama henüz oturmuştum ki, telefonum çaldı. Arayan patrondu. Yanına çağırıyordu. Gittim. Odada yalnızdı.  Alı al moru mor bir durumda, söze nasıl gireceğini bilemez haldeydi. İkimiz de göz göze gelmemeye gayret ediyorduk. 'Yanlış anlama diye çağırdım' dedi.'Müjgan hanımın morali bozuktu. Onu teselli etmek, motive etmek istemiştim. Bilmek istersin diye düşündüm' . Onu ne kadar anlayışla karşıladığımı belirten sözcükleri eveleyip geveledikten sonra izin istedim.

Birçok şirkette yaşanan bir sürü önemli sorun varken bu konu nereden aklıma geldi şimdi? Biraz önce eğitime ara verdik.Eğitimin konusuysamotivasyondu. Hoca çeşitli motivasyon teorilerini anlattı ama kucakta motivasyondan nedense hiç söz etmedi. Hocanın unuttuğunu ben tamamlayayım dedim.