PAZAR’LIK...Et ve çay!

Süleyman IŞIK 09 Ekim 2016 Pazar, 06:38

90'lı yılların başları. O zamanlar moda, emekli subay-ast subay çalıştırmaktı. Tepe yönetimler için en önemli yönetim fonksiyonu kontroldü. Çünkü insanlara güvenmiyorlardı.

Bizde de bir emekli astsubay vardı. İdare amiri olarak bana bağlı çalışıyordu.  En önemli özelliği ise kendini olur olmaz her konuda bilgi vermeye mecbur hissetmesiydi. Bir gün yanıma gelip yemekte sorun olduğunu, aşçının; bugün yemek geç pişeceği için yemek saatinin yarım saat ötelenmesini istediğini, ancak kendisinin böyle bir şeye asla müsaade edemeyeceğini aşçıya bildirdiğini ifade etti.

Merak edip 'Neden böyle bir aksama olmuş peki?' diye sordum. 'Aldıkları et tazeymiş. Dinlendirilmediği için bir türlü pişmemiş' diye yanıtladı.

'Peki ne olacak bu durumda, nasıl çözeceksiniz?'soruma aldığım yanıt askerceydi: 'Efendim ben aşçıya sıkı sıkı tembihledim. Bu et pişecek dedim. Merak etmeyin, herkes yemeğini tam zamanında yiyecek ...'.

'Onu anladım da ölmüş hayvan senin emrini nasıl algılayıpda başüstüne diyerek hemen pişecek?' diye sorunca idare amiri kışla subayı edasıyla yanıtladı: 'Emir demiri keser efendim'...

Bu kez emir demiri kesemedi. Yemek saatini yarım saat ileriye almak zorunda kaldık.

Bitkisel çay

Kalite furyasının ortalığı kasıp kavurduğu günlerdi. Patronu ISO Belgesi almaya ikna etmiş,kalite bölümünün başına da genç bir mühendis kızımızı, Aylin'i koymuştuk.

Kızcağız işinde titizdiama trend konularda takıntılıydı. Örneğin yediği şeye katkı maddesi var mı, yeterince organik mi sorularına tatmin edici yanıtlar almadan dokunmaz, 1,5 porsiyon İskender'den sonra vicdanını rahatlatmak için de mutlaka diyet kola içerdi. Tüm eşyalarıFeng Shui'ye göre yerleştirmekten yanaydı.

Patron ise zırt pırt hatalı üretimi bahane edip üretim bandını durdurduğu için Aylin'e hiç ısınamamıştı. Dahası, her yaptığına sinir oluyordu.

Kalite denetimi öncesi yaptığımız toplantıda patron, elinde telefon kimin ne içeceğini sordu. Herkes sıradan söyledi: 'Çay, çay, çay, çay'. Sıra bizim Aylin'e gelince 'Çay; ama bitkisel çay' diyerek tercihini belirtti.

Patron önce kafasını sallayıp cık cık yaptı, sonra da patladı: 'Aylin hanım Aylin hanım... Sizin çay bitkisel de bizimki hayvansal mı? O da çay bu da çay.

Ortalık buz kesti. Sonuçta denetim bitti, Aylin Hanım da gitti...