Süleyman IŞIK 22 Ocak 2017 Pazar, 06:05

Mülakatlarda sık yaşanan olaylardan biri de pişti olmaktır. Mülakat öncesi bekleme salonunda, bazen çalışma arkadaşınız, amiriniz bazen de okul ya da mahalle arkadaşınızla, hatta komşunuzla burun buruna gelirsiniz.

Kendinizi kötü bir şey yaparken yakalanmış hissedersiniz. Arkadaşınız ya da astınız-üstünüzken bir anda rakibiniz olmuştur. Bunun mahcubiyetiyle gülümsemeye çalışır ama beceremezsiniz. Durumu kurtarmak için ağzınızdan kırık dökük birkaç kelime dökülür ama söylediklerinizi siz bile anlamazsınız.

Aslında bu durumun suçlusu, sizi pişti yapan zihniyettir. Bu zihniyetin temsilcileri, muhtemelen o anda içeride bu durumu umursamaksızın adaylardan birini bunaltmakla meşgullerdir.

İşte böyle bir durum, bu kez kapı karşı iki komşunun başına gelmiş. Kız da oğlan da aynı iş için aynı anda başvurmuşlar. İyi de bunda işletmenin ne suçu var; mülakatı planlayanlar, bekleyenlerin komşu, arkadaş olduğunu nereden bilsin değil mi?

Neyse gençler mülakat öncesi birbirlerine aslında öylesine müracaat ettiklerini, ısrarlı çağrılar karşısında da 'Ee hadi bir bakayım neyin nesiymiş bu iş?' diyerek geldiklerini anlatmışlar. Sonra peş peşe mülakata girmişler. Derken akşam kızın kapısı çalınmış. Kız kapıyı açıp bakmış, mülakatta karşılaştığı karşı komşusu. Aralarında şu konuşmalar geçmiş:

-Ya bugün mülakata girdim ya...

-Evet. Karşılaştık seninle. Nasıl geçti?

-Kötü geçti. Ama seninki iyiymiş.

-Kim söyledi?

-Görüştüğüm yetkili  -Seni işe alamayacağız. Çünkü komşunu işe almaya karar verdik- dedi.

-İlginç. Aramadılar halbuki beni.

-Benimle haber gönderdiler. Yarın gidip işe başlayacakmışsın...

Bunları anlatan kıza 'Peki' dedim. 'İşe başladın değil mi?' 'Hayır' dedi. 'Böyle bir şirkette çalışmayı asla istemedim.'

Bu şirket hangisi mi? KOBİ olsa 'Hadi neyse' diyeceğim. Büyük GSM şirketlerinden biri...  Belki de en büyüğü.