Rize çayı

Süleyman IŞIK 05 Mart 2017 Pazar, 08:27

 

Bir proje çalışması için 2 danışman Trabzon'a gittik. 'Önce kahvaltı edelim' diyerek çarşı meydanında bir lokantaya girdik. Kulağında ve elinde bir kalemle garson geldi, yiyecek siparişlerimizi aldı. İçecek olarak ne istediğimizi sordu. 'çay' dedik. Sonra tembihledik.

-Fincanda olmasın.

Baktım garson boş gözlerle bakıyor yineledim.

-Cam bardak olsun. Hani şu ince belli...

Garson kafasını kaşıyıp yanıtladı.

-Zaten çaylarımız Rize'dendur da.

Şaşkınlıkla 'İyi de' dedim. 'Çayın nereden geldiğini değil, kabını söylüyorum. İnce belli, cam bardakta istiyorum çayı'...

Garson kızdı.

-Ula ne laf anlamaz uşaksun da. Kaç kere diyeceğuz? Çaylar Rize'den deyi. Tobetobe.

Daha da kızdırmak istemediğim için sustum ve bekledim; acaba nasıl gelecek? Gele gele fincanda geldi.

Kafayı taktım, öğreneceğim. Trabzonlu bir mühendis arkadaşıma yaşadığım bu olayı anlattım ve sordum.

-Garsonla iletişimde neyi atladım da bir türlü anlaşamadık?

-Atladığın bir şey yok.

-O halde neden anlaşamadık?

-Aslında ortada anlaşmazlık falan yok. Sen çayın dışına takılmışsın, o içine. Hepsi bu...

Ya işte, hepsi bu kadar basitmiş, anlamış olduk!..

Vali Bey

Sakarya'dan bir grup arkadaş, Trabzon'da göreve başlayan Valilerini ziyarete gittiler. Dönüşte gruptan biri Vali Bey'in selamıyla birlikte ziyaretime geldi. Bir yandan çay içerken bir yandan da lafladık. Merak ettim, 'Vali Bey nasıl? Alışabilmiş mi?' diye sordum. Arkadaş, 'Ne gezer?' diye yanıtladı. Nedenini sorunca da 'Bak bir olay anlattı. Dinle de kararı sen ver' dedi.

Meraklanmıştım. Anlatmaya başladı. Vali Bey, konutundan çıkmış, makamına gidecek olmuş. Oldukça dar bir yoldan geçmesi gerekiyormuş. Adamın biri yolun ortasında durmuş, yanına dek gelen arabadan habersiz havaya bakıyormuş. Neyse adamın nereye baktığını anlamaya çalışıp birkaç dakika beklemişler. Çekilen olmayınca çaresiz korna çalmışlar, adam tınmamış. Bir daha korna, sonra bir daha. Fakat amca ısrarla gökyüzüne bakıyormuş.

Vali Bey kızmış. Şoföre, amcanın yanına yanaşmasını söylemiş. Camı açıp 'Ya mübarek; yolu kapatıyorsun. Çekilsene geçelim' demiş.

Amca, başını bulutlardan indirip Vali Bey'e doğru bakmış bakmış ve cevap vermiş: 'Farz et ki, ben bir ağacum da'...

Kahkahayı bastık. 'Peki, Vali Bey ne demiş amcaya?' diye sordum. Arkadaşım cevapladı: 'Valla onu biz de sorduk Vali Bey'e. Diyecek laf bulamamış'.

Hakikaten ne denir ki? Buradan dünün efsane Valisi bugünün Milletvekili, adam gibi adam Nuri Okutan'a selam ve sevgilerimizi gönderelim.