Sütteki pas

Süleyman IŞIK 17 Aralık 2017 Pazar, 06:00

Yıllar önce telefonum çaldı, arayan büyük bir süt ürünleri firmasının Fabrika Müdürü'ydü. Yana yakıla, bir gazetenin kendilerinden reklam istediğini, vermeyince ertesi gün '... firmasının sütlerinde pas bulundu' diye haber yaptıklarını söyledi. O haberi ben de okumuştum. Çalıştığım gazete, rakip gazetede çıkan haber hakkında bir veterinerle görüşmüş, sütün paslanan bir materyal olmadığı ifade edilince konuyu izlemekten vazgeçmiştik.

Fabrika Müdürü'ne benden ne istediğini sordum. Şirket olarak yalan haber yazan gazeteyi mahkemeye vereceklerini, tekzip göndereceklerini fakat tekzip yayınlatmanın kurallarını bilmediklerinden yardım istediklerini söyleyip beni fabrikaya davet etti.

Fabrikaya vardığımda yöneticiler Genel Müdür'ün başkanlığını yaptıkları toplantıda malum konuyu konuşuyorlardı. Tekzip sürecini anlattım. Genel Müdür gazeteyi mahkemeye vereceklerini söyleyince 'Gerek yok' dedim. 'Mahkemeye vereceğinize bir basın toplantısı yapıp teşekkür edin.'

Adamcağız şaşkın şaşkın yüzüme bakıp dalga geçip geçmediğimi kontrol ettikten sonra ellerini açtı.

-Şaka mı bu?

-Yoo! Yarın basın toplantısı düzenleyin, o gazeteyi de çağırıp söze, o gazeteye insan sağlığı konusundaki hassasiyeti dolayısıyla teşekkür ederek başlayın.

-Olacak iş değil!

-Beni dinlerseniz böyle yapın. İnsan sağlığına gösterdiğiniz özeni vurgulayın. Kalite konusundaki çalışmalarınızı anlatıp gazetecilere tesisinizi gezdirin.

-Ee?

-E'si gazetelere bir teklifte bulunun.

-Ne teklifiymiş bu?

-Deyin ki, -Madem siz de biz de insan sağlığı konusunda bu kadar hassasız; o halde gelin hep birlikte sağlıksız biçimde satılmakta olan sokak sütüne savaş açalım- Bugünden tezi yok afişlerinizle, radyo ve gazete reklamlarınızla bu kampanyayı hazırlayın.

Genel Müdür ne kadar itiraz etse de Patron devreye girdi. Ertesi gün basın toplantısında Genel Müdür yeni bir kampanyanın startını vermişti: 'Sağlıksız sokak sütüne hayır.'

Kapı

Bir firma ziyaretine gitmek üzere Nilgün'le arabaya bindik. Garajdan arabayı çıkarıp binerek giriş kapısının önüne geldik. Kumanda Nilgün'ün elindeydi. Basacak, kapı açılınca siteden çıkacak ve yola koyulacaktık.

Baktım, Nilgün'de hareket yok 'Ee' dedim. 'Kapıyı açmak için ne bekliyorsun?'

Nilgün, 'Pardon' deyip arabanın kapısını açtı.