Süleyman IŞIK 29 Nisan 2018 Pazar, 06:56

Sunuş ve beden dili eğitiminde iletişimde mesafeler konusunu işliyorduk. Katılımcıların çoğu 23-30 yaş arası gençlerden oluşuyordu.

Sunuş esnasında izleyicilerle aralarında kalacak mesafelerden bahsederken '25 santime kadar olan mesafe mahremdir. Sakın ola ki bu mesafeyi ihlal etmeyin. Karşınızdakilere rahatsızlık vermiş olursunuz' dedim.

Ardından katılımcılar arasından çok dikkat çekmeyen esmer, gözlüklü bir kızı yanıma davet ettim. Kızcağız çekinerek yanıma geldi. 'Merhaba' deyip elini sıktım.

Aramızdaki mesafe yaklaşık 40 santimdi. Gözlerinin içine bakarak 'Nasılsınız?' diye sorarken yavaş yavaş yaklaştım. Bunu fark ettiğinde kız elini çekip geriye doğru gitmeye çalıştı. Arkası duvar olduğundan geriye gidemiyordu. Kızın kasıldığını hissetmekle birlikte yaklaşmayı sürdürdüm. Sanırım 20 santim kaldı kalmadı, kızın gözlerinin kısıldığını, suratının allak bullak olduğunu fark ettiğimde çok geçti. 'Şırrraakkk' diye bir ses duymamla yüzümün yanması bir oldu. Kız, panik halde 'Ne yaptım ben?' havasında bir sınıfa bir önüne baktı. Bana bakmaya cesaret edemiyordu.

Doğrusu tokat yemek hesapta yoktu ama olan olmuştu. Katılımcılara dönerek gülümsemeye çalışıp 'Mahrem mesafeyi ihlal edersek ne oluyormuş?' diye sordum. Gelen yanıt netti: 'Tokatı yiyormuşuz...'.