4 Nisan…

Turgay AKBULUT 04 Nisan 2017 Salı, 06:06

Her toplum ve insan az ya da çok milliyetçidir.

İnsanın kendini tanımlama biçimi ve eğilimleri; din, ekonomi, coğrafya, kültür ve siyasetten bağımsız düşünülemez.

Bu nedenle milliyetçiliğin boyutları ve etkilediği kitlenin genişliği de dönemsel şartlarla doğrudan ilgilidir.

Nitekim Ankara'nın-Bursa'nın-İstanbul'un gözde caddelerinde, belki de dış dünyadan yalıtılmış halleriyle, 'yalancı barış ve kardeşlik naraları' atan, devlet ve ordu kavramlarıyla arasına mesafe koyan kimselerin, kaderin bir cilvesi olarak vatani görevlerini yapmak için gönderildikleri Şırnak dağlarında aldıkları hali bilirim.

***

Milliyetçiliğin hikâyesi, refleksleri, beslendiği kaynaklar, düşmanları, karşısında ve yanında konumlandırdıkları coğrafyadan coğrafyaya da değişir.

Fransız, Alman, Türk, Arap ve Fars milliyetçilikleri arasındaki farkları, toplumların tarihi, kültürel, dini, ekonomik, siyasal hikâyelerinde aramak gerekir.

Milliyetçiliği anlamak, hedef ve vizyonunu kavramak için, kavramın beslendiği fikir ve siyaset adamlarını da irdelemek gereklidir.

Zira genel-geçer bir kavram olmayan, toplumdan topluma farklılık gösteren milliyetçilik fikri, kişilerden bağımsız düşünülemez.

Bu açıdan Türk milliyetçiliğini kavramak için de Ziya Gökalp'i, Yusuf Akçura'yı, İsmail Gaspıralı'yı, Hüseyin Nihal Atsız'ı ve Alparslan Türkeş'i bilmek, anlamak gerekli.

***

Türk milliyetçiliğinin fikrini ve vizyonunu tayin eden bu isimler arasında şüphesiz Türkeş'in yeri ayrıdır.

Türkeş'i farklılaştıran husus, onun siyasal ve aksiyoner milliyetçiliğin mimarı olmasıdır.

Etki-tepki meselesinden bağımsız bir şekilde bugün Anadolu topraklarında var olan milliyetçiliğin ilham kaynağı Türkeş'tir.

Onun çizdiği yol ve gösterdiği hedef bugün milyonlarca insan tarafından benimsenmiştir.

***

Hayatının büyük bölümünü siyasetin göbeğinde geçiren Türkeş'in hatırası, bugün siyaset üstü kabul edilmektedir.

Zira Türkeş, siyasetle uğraşması bir yana, hayatı boyunca milli bir gençlik yetiştirmekle meşgul oldu. Savunduğu Türk milliyetçiliği fikrini geliştirdi, besledi, nesillere aktardı, yol haritasını çizdi.

Türkiye'de bugün, Türkeş'ten bağımsız şekilde siyasal milliyetçiliği ya da Türk milliyetçiliğini konuşmak/tartışmak mümkün mü?

Siyasal milliyetçiliğin baş eseri de yine Türkeş'in kaleminden çıkan '9 Işık'tır.

Türkeş'in etki alanı Anadolu'yla da sınırlı değildi.

Orta Doğu ve Orta Asya, Kafkaslar... Türk'ün olduğu her noktaya bir şekilde ulaşmıştı Türkeş.

***

Bugün 4 Nisan...

Başbuğ Alparslan Türkeş'in uçmağa varışının 20'nci yılı.

Geriye dönüp baktığımda, Türkiye bu 20 yılda çok büyük değişimler, felaketler yaşadı.

Siyaset arenasında saflar karıştı.

Yeni bir nesil türedi.

Ancak Türkeş sevgisi millette baki kaldı.

Onu hiç göremeyenler dahi, bugün onun çizdiği yolda koşuyor.

Siyasette ayrışanlar Türkeş sevgisinde birleşiyor.

Belki de Türk siyasetinin bir daha hiç göremeyeceği ölçüde, sevgi, sadakat ve inanç konusunda milyonlarca insanı birbirine kardeş etmişti...

Türkiye'nin; Türkeş'in birleştirici gücüne, devletçi yanına, ağırlığına bugün çok fazla ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Mekânı cennet olsun...