Kavram mücadelesi

Turgay AKBULUT 04 Şubat 2017 Cumartesi, 06:29

 

Antisemitizm:

Yahudi düşmanlığını tanımlamak için kullanılan bir kavram.

Tarihsel olarak ucu İsa öncesine uzanır.

Eski Yunanlıların, Romalıların antisemitik olduklarına yönelik yüzlerce hikâye, tarihi kayıt vardır.

Bu kavramın çok yönlü bir yanı var.

Din, dil, ırk, kültür üstünden geliştirilen her türlü karşı söylem antisemitik olmakla suçlanmaya yetiyor.

***

Ancak durum tespiti için oluşturulan bu kavram zamanla, bir silaha ve Yahudilerin amaçlarına hizmet eden en önemli argümana dönüştürüldü.

Bugün Yahudilerin neyine düşman olursanız olun antisemitik olarak adlandırılırsınız.

Filistinlilerin öldürülmesine, yasa dışı yerleşim birimlerine, çocuk katliamlarına...

Sessiz kalmazsanız eğer Yahudi düşmanı ilan ediliyorsunuz.

Sanırım bu durumla en çok karşılaşılan yer ABD Kongresi'dir.

ABD'de, İsrail'e yardım yapılmasına karşı çıkan ya da bu ülkeyle ilgili en ufak eleştiride bulunan senatörler veya atanmışlar, antisemitizm kavramından alınan yetkiyle linç ediliyor.

***

Şunu inkâr edemeyiz ki, Yahudiler uzunca bir dönem hor görüldü, dışlandı ve ezildi.

İsrail'in bugünkü varlık sebebi de bu ezilmişliği ve dışlanmışlığı siyaseten çok iyi kullanması değil mi?

Avrupa'da ve Rusya'da türlü eziyetlere maruz kalan Yahudilerin, bugün İsrail devletini kurdukları topraklara yerleşmelerine, buraları Filistinlilerden gasp etmelerine yardımcı olan ülkelerin çoğu çıkardan ziyade nefret duygusuyla hareket etmiştir.

Özellikle Rusya'da, 19'uncu asrın başında gerçekleşen katliamlar, burada yaşayan Yahudilerin Filistin'e kaçmasına sebep olmuştu.

Yine insanlık adına çok büyük bir trajedi olan Hitler'in Yahudilere yönelik soykırım politikalarının Siyonistlere hizmet etmediğini, İsrail'in kuruluş sürecini hızlandırmadığını söyleyebilir miyiz?

Nitekim katledilenlerin çoğu, Filistin'e yerleşmek istemeyen, göç etmeyen Yahudilerdir...

Ve bugün o ezilen Yahudiler dünyanın en büyük barbarları!

Bebekleri öldüren bir toplumun, bir dönem ezildiğine inanmak insanın aklını ve vicdanını zorluyor.

Böyle bir toplumun, en azından bu toplumun ürettiği bir grubun;

Devlet sahibi olabilmek adına, Almanya'da ve Rusya'da yaşanan büyük Yahudi katliamlarının ardından ellerini ovuşturduğunu düşünürken, kendimi hiç ama hiç acımasız hissetmiyorum.

Hamasi söylemler, dramatik hikâyeler, uydurulmuş tarih bir yana, İsrail devletinin kuruluşunu, Yahudi katliamlarını, Filistin'in bugünkü halini yeniden düşünmek ve yorumlamak gerekli.

Yahudilerin ekonomik gücünün kaderlerini tayindeki önemi sabit olmakla birlikte, linç ve ajitasyon için kullanılan bir kavramın, dünyayı önemli ölçüde şekillendirdiğini kabul etmek zor geliyor.

Antisemitizm kavramının nelere kadir olduğunu, siyasi ve duygusal etkisi üzerine sanırım uzun uzun konuşmak gerekiyor.

***

Antisemitizm kadar eski olmasa da özellik bugünlerde yüksek sesle konuşulan yeni kavramı dünyaya monte etmeye çalışıyorlar; İslamofobi.

İslamofobi kavram olarak 'İslam korkusu' şekliyle adlandırılır.

Tek başına çok etkili bulunmayan bu kavrama bir de 'İslami terör' diye ilinti eklemişler.

Şimdi bu iki kavram üzerinden yeni bir dünya inşa etmeye çalışıyorlar.

Batı, her geçen gün İslam'a daha fazla düşman oluyor.

Yine de bu düşmanlığın ya da korkunun kavramsallaştırılmasının çok normal olduğunu düşünmüyorum.

Hele ki insanlar hayatı sadece kavramlar üstünden okumaya başlamışken.

Buradaki amaç, devlet düşmanlığını kavramlar yoluyla halka geçirmek değil mi?

Devletlerin karmaşık stratejilerinin; iki kavram, birkaç bombayla basitleştirilerek halka sunumundan başka bir şey değil yapılmak istenen.

Devletler, İslam düşmanlıklarını ya da en doğru ifadeyle İslam coğrafyasındaki emellerini halklarının gözünde meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

İçinde ekonomi, bilim, sanat ve siyasetin olduğu çok yönlü bir saldırıdır bu.

 

***

İslamofobi; 'İslam Korkusu' anlamıyla üretilip bugün İslam ve Müslüman karşıtlığına, düşmanlığına dönüştürüldü.

'İslami Terör' ya da Merkel'in 'bu daha farklı' diyerek sunduğu 'İslamist Terör' nedir?

Batı'nın bugün İslam'la bir göstermeye çalıştığı El Kaide, Taliban,  DEAŞ gibi örgütler kaç gayrimüslim öldürdü?

ABD, Belçika, Türkiye, Fransa ve Almanya'da son 20 yılda yaşanan saldırılarda ölen Hristiyan ve Yahudi sayısı 3 bin 500 yok...

Bunun 3 bini zaten 11 Eylül saldırısında hayatını kaybetti.

Yani bu örgütler 11 Eylül'ü saymazsak son 20 yılda 500 yabancıyı öldürmemiştir.

Peki son 20 yılda kaç Müslüman katledildi?

Türkiye, Afganistan, Yemen, Libya, Mısır, Tunus, Irak, Suriye, Filistin...

Kaç Müslüman?

Batı yüzbinlerce Müslümanı öldürdü...

Bu terör örgütleri yüzbinlerce Müslümanı öldürdü.

Batı ve onun bugün 'İslami terör örgütleri' diye adlandırdığı grupların ortaklaşa yarattıkları kaosta milyonlarca Müslüman can verdi.

***

Peki ölen hep Müslüman ise korkan neden Batı?

Batı'da bugün Suriye'den, Irak'tan, Yemen'den daha güvensiz bir yer var mı?

Hangi Batı ülkesine Müslüman devletler tarafından savaş uçaklarıyla bomba yağdırıldı?

Roketlerle vurulan, kadınları tecavüze uğrayan ülkeler hangileri?

Bir saldırının meşrulaştırılması için devlet tarafından yapılmış olması mı gerekli?

***

Dünyanın gördüğü belki de en barbar örgütlerden biri DEAŞ.

Nasıl ortaya çıktı bu örgüt, nasıl bu kadar güçlendi?

Üç-beş pikapla yayıldıkları alanı görünce insanın gülesi geliyor.

Uçağı, topu, tankı olan modern ordular bu sırada ne iş yapıyordu?

ABD'nin, bu örgütü kendi eliyle yaratıp, ardından bölgeyi bu vahşiler tarafından dizayn ettiğini bilmeyen kaldı mı?

 

***

Batı'da ya da tüm dünyada hakikatle ilgilenen yok.

Sistem çıkarlar üstüne kurulu.

Güçlü olanın istediğini alması üzerine dizayn edilmiş ilişkiler ağıyla iç içe yaşıyoruz.

Hatta çoğu zaman, onlar gelip de almasın diye, belki korktuğumuz belki fiyakamız bozulmasın diye onlar istemeden, gelmeden, almadan kendimiz veriyoruz her ne isterlerse.

Halkın haberi bile olmadan...

Çünkü öğretilmiş çaresizlikle yaşıyoruz.

Bol bol nutuk atsak da gücümüzün kime yeteceğini kime yetmeyeceğini iyi biliyoruz.

Kavramlar üstünden öğretiyorlar her şeyi bize.

'Süper güç' kavramı ortada...

***

Yahudilerin, antisemitizm kavramını ve acılarını kullanarak inşa ettiklerine bakılırsa, Batı'nın İslamofobi ve İslami Terör kavramlarıyla neler yapabileceğini varın siz düşünün.

Toplumlara yerleştirilen kavramlar aşılmaz duvarlar olarak karşımızda duruyor.

Müslümanlara her yapılanı meşrulaştırma çalışmalarının en önemli silahı olan bu kavramlardan kurtulmak için çözüm üretmek zorundayız.

Kulaklarımızı tıkayarak bunu başaramayız.

Buyurun 'Ermeni Soykırımı' yalanına yıllarca kulak tıkadık, umursamadık.

Bugün bu yalan dünyaya tamamen yerleşti.

Arjantin'de sokakta gezen çocuk 'Türkler, Ermenileri öldürdü' diyor.

Almanya'da, Fransa'da öyle...

Tarih kitapları, arşivler, toplu mezarlıklar, hakikatler artık bu yalan kavramı söküp atmaya yetmiyor.

Dil her şey değil midir?

Toplumlar dille şekillenir, öğrenir, inanır.

O nedenle bugün bu tarz kavramlarla mücadele edemezsek 30 yıl sonra tüm Müslümanlar katil ilan edilir!..