AYDIN MESELESİ

Turgay AKBULUT 02 Aralık 2019 Pazartesi, 06:06

Zifiri karanlık...

Evlerimiz, okullarımız, fabrikalarımız, iş yerlerimiz, sokaklarımız... Mum ışığıyla aydınlanan dünyamızı romantik söylemlerle ayakta tutmaya çalışıyoruz.

Kimimizin beyni kimimizin yüreği karanlığa gömülü...

Daha dün bir 'peygamberi' gömdük! Her birimizin içinde binlerce put kök salmış. Tüm yoksulluğumuzu, eksikliğimizi, acizliğimizi o putlarla örtmeye çalışıyoruz!..

                                                             ***

Ya hakikat?

Yediğimiz ekmek, içtiğimiz su, dağlarımız, bahçelerimiz, ormanlarımız ne olacak?

Yeni putlar inşa etmek için söktüğümüz o ağaçlar, önünü kestiğimiz dereler?

Anadolu'nun bir vakitler altın gibi parlayan tarlalarından şimdi kara dumanlar yükseliyor.

Neyin doğru neyin yanlış olduğunu göremiyoruz. Ortada bu karanlığı aydınlatacak bir devlet yapısı olmadığı gibi topluma yol gösterecek kimseler de kalmadı!..

                                                                ***

Toplumun en fazla önemsediği yapılar, ne yazık ki tarikat ve cemaatler olmuş durumda. Kendine 'din adamı' diyen, neye hizmet ettiği, nereden beslendiği belli olmayan adamların otoritesini kabullenmiş milyonlarca insan var çevremizde.

Tehlikenin farkında mısınız?

Kısa bir zaman önce tanklar sokaklarımızı işgal etmiş olmasına rağmen akıllanmıyoruz. Ne yazık ki siyaset kurumu da 'kontrolsüz yığınları' kendi yanında tutmak için bu tehlikeyi görmezden geliyor!

                                                                        ***

Modern dünyanın ve çağın tüm ihtiyaçlarını göz ardı eden, hatta toplumu cahil bırakmak için özel çaba sarf eden bu yapılardan kurtulmadan aydınlanmak mümkün mü?

'Kız çocuklarını okutmayın', 'uzayı araştırmayın', 'bilimle uğraşmayın' 'ahirette İngilizce bir işinize yaramayacak' diyen bu şizofren beslemelerden bizi kim kurtaracak?

Mazlum Anadolu insanını bu kanlıktan nasıl çıkaracağız?..

                                                                   ***          

Atatürk'ün, 'Türk aydını Batı'yı tanır ama halkına yabancıdır' sözü; sadece toplumdan kopuk bir aydın kitleyi tarif etmez. Kendi içinde değerlendirdiğimizde şu hakikat ortaya çıkar; Türk aydınlanmasının o dönemi Batı kaynaklıdır. 'Aydın' dediğimiz kitle Avrupa'da eğitim görmüştür. Batılı fikir adamlarının etkisi altında kalmıştır.

Çağa sırtını dönen Osmanlı, 'aydınlık talepleri' bastırmış hatta düşmanca faaliyetler olarak algılamıştır. Hal böyle olunca da bilim, eğitim ve aydınlık talep edenler Batı'nın yolunu tutmuştur.

Aradan bir asır geçmesine rağmen durum aynı değil mi? Türkiye'deki sistem içinde aradığını bulamayan gençlerimiz Batı'ya kaçıyor.

Bugün de tıpkı Osmanlı'da olduğu gibi en muteber kitle tarikatlar olmuş durumda!

Atilla İlhan'ın, 'Türk aydını Batı'nın manevi ajanıdır' sözü de aslında bu durumu özetliyor. Ne yazık ki bu toprakların aydınlık çocukları 'ithal' mallarmış gibi karşımızda durup, Anadolu'yu başkalaştıracak hatta yıkacak projeleri savunuyor.

Kars Sarıkamış'taki bir köylünün akşam yemeğinde neyi yiyip neyi yiyemeyeceğini tahmin edemeyen 'aydınlardan' bu topluma ne gibi bir fayda gelebilir?

Belki de belli bir kitle de bu tiplerden kaçınmak için, muhafazakâr kodlarının da dürtüsü ile başka karanlıklara düşüyor!..

                                                        ***

Gelinen noktada toplum, şizofren 'din adamları' ile halkın gerçeklerinden uzak ithal aydınlar arasında kıvranıp duruyor. Hangisi daha tehlikeli?

Konu nereden buraya geldi?

Sabah, Emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel'in sosyal medyadaki birkaç paylaşımına denk geldim. FETÖ tarafından yok edilmeye çalışılmış bir isim Önsel... Açık kumpaslarda yargılandı, zulüm gördü.

Ancak bugün toplumu aydınlatmak için büyük çaba gösteriyor. Kaleme aldığı çok önemli, değerli ve etkileyici kitapları var ki, her vatandaşın okuması gerektiğine inanıyorum.

Peki, Önsel kim; emekli asker...

Dönün bakın bu ülkede kaç tane halktan, hakikatten, cumhuriyetten, Anadolu'dan yana aydın var?

Bunların kaç tanesi asker kökenli?

Üniformayla bu millet için mücadele verenler, FETÖ'nün ve siyasetin tüm zulmüne rağmen... Kendilerini yalnız bırakan bu toplumu kurtarmak için canla başla çalışıyorlar.

Bırakın viski içmeden televizyona çıkamayan ithal tipleri!..

Bırakın para içinde yüzen sahte din adamlarını!..

Yüzünüzü Mustafa Kemal'in askerlerine dönün...