HANGİ MİLLİYETÇİLİK?

Turgay AKBULUT 05 Mart 2019 Salı, 06:05

Türkiye'de uzun süredir bir şeyler oluyor. Hem de kör göze parmak sokarcasına!..

Ancak kimseden ses çıkmıyor.

Sıradan vatandaşı bir kenara bırakın, 'aydın' kesiminin en azından kendi payına düşeni dahi konuşamadığı bir ülke olduysa Türkiye;

Mustafa Kemal Atatürk'ün verdiği büyük mücadele, Cumhuriyet aydınlanması, devrimler, İstiklal Savaşı bir yanıyla yarım kaldı demektir!..

***

Kıymetli okur...

Toplumlar dillerden oluşur. Bizim "kelime" dediğimiz şey aslında duygudur. Bu nedenle bazı dillerden Türkçeye çeviri yaparken, kimi zaman anlam tam karşılığını bulmaz. Bunun nedeni; o kelime ile sembolize edilen duygu ve düşüncenin karşılığının bizim toplumumuzda olmamasıdır.

Nitekim Türkçeden de başka dillere çeviri yaparken bu durumla karşılaşılır.

Dil toplumun ruhudur...

Ergenekon gibi önemli bir destanımızı, kumpas operasyonları çerçevesinde 'terör örgütü' etiketiyle harcayanların;bu topluma yaptığı kötülük, bir kelimeyi-ismi 'kara listeye' aldırmaktan çok fazlasıdır.

Ergenekon, gelecek nesiller için bir destandan çok daha başka şeyler çağrıştıracak.

Dile sahip çıkmak, kültüre, tarihe, millete sahip çıkmaktır.

***

Kelimeler bir kenarda kalsın şimdilik!..

Uzunca bir süredir algılarımız ve onları oluşturan kavramlarla da fazlasıyla oynanıyor.

Biz ve bizim seviyemizdeki diğer toplumlar karmaşık mesele ve kavramlara yaklaşımını ilk etapta 'örnekler' üstünden belirler.

Yani liberalizmin, siyasal dinciliğin, milliyetçiliğin, Türkçülüğün, sosyalizmin ne olduğunu bilmez ama kimlerin bu fikirler etrafında toplandığına bakar.

Doğru kabul ettiği kişiye göre de kendini bir fikre bağlar.

****

Kıymetli okur...

Yukarıda yaptığımız analiz daha çok klasik, sorgulamayanve kendini tamamlamamış toplumlar için geçerlidir.

Ancak Türkiye'nin gittiği nokta artık başka...

Dünya ile iç içe büyüyen yeni kuşağın olaylara yaklaşımı geleneksel Anadolu insanından çok farklı.

Genç kuşağın, klasik toplumdan en önemli farkı, kişilerüstünden bir fikre bağlanmayı reddetmeleri. Onlar daha çok uzun süreli gözlem yapma yolunu seçiyor ve kendi tarafından önce karşısında duracağı tarafı belirliyor...

Örneğin sorgulayıcı genç kuşak, dinci gruplara, cemaatlere, siyasal dincilere mesafelidir.  Çünkü daha yolun başındayken bu gruplarla ilgili karşılaştıkları hadiseler; darbe teşebbüsü, hırsızlık, yolsuzluk, taciz, tecavüz...

Gençler hayat pratiğine bakar...

Dünya huzuru, barış, kardeşlik, cennet, hurilerle başlayıp; taciz, tecavüz, hortumculukla biten hikâyelere yanaşmaz!

Doğrunun kendisi kadar temsili de önemlidir. Hırsıza helal mal pazarlatamazsınız...

***

Kıymetli okur...

Şimdi ben kendi payıma düşeni söyleyeyim...

Öncelikle Cumhur İttifakı çerçevesinde MHP tabanıyla buluşmaya çalışan mevcut iktidar partisinin yönetici ve adaylarını uyarayım:

Milliyetçilik doğrudan millet ile ilgili bir kavramdır.

Millet olmadan milliyetçilik olmaz!

Bugünün gerçeklerinde yapılabilecek tek milliyetçilik halkın, toplumun, vatandaşın, milletin milliyetçiliğidir.

Bugün yapılabilecek milliyetçilik; refahın, huzurun, adaletin, eşitliğin milliyetçiliğidir...

Devletin milliyetçiliği olmaz mı? Pekâlâ olur ki; ancak devlet milliyetçiliğinin şartları çok başkadır.

Durum tahlilindeki bir hata mıdır bilemiyorum ancak; milletçiliği ekonomik bir duruşu olmayan, halktan kopuk, toplumun dertlerini ötelemiş bir ideoloji çerçevesine hapsetmeye çalışmak büyük hata olur.

***

Tüm bunlarla birlikte hatırlatmak isterim ki:

Türk milliyetçiliği; evrensel insan hakları değerlerine sonuna kadar bağlıdır ve her bireyin dinine, mezhebine, diline bakmadan insanca eşit ve hür yaşama hakkını savunur.

Türk milliyetçiliği; ilerici, aydınlık, çağdaş, dün ve bugünün mukayesesini yapabilecek nesillerin yetiştirilmesi gerektiğini savunur.

Türk milliyetçiliği; Cumhuriyet'e ve onun değerlerine sonuna kadar bağlıdır.

Türk milliyetçiliği; Mustafa Kemal Atatürk'ü kutup yıldızı kabul eder.

Türk milliyetçiliği; karma ekonomik modeli savunur, emeği yüce değer kabul eder ve her insanın muhtaçlık duygusundan uzak şekilde kendi ihtiyaçlarını karşılayabileceği, refaha ulaşmış bir toplum yaratmaya çalışır.

Türk milliyetçiliği; sosyal devlet anlayışını savunur, eğitim ve sağlık gibi zorunlu ihtiyaçların eşit, adil ve ücretsiz biçimde devlet tarafından karşılanması gerektiğini kabul eder.

***

Milletle devleti ayrıştırmaya çalışan ya da millet ve halk kavramlarını birbirlerinin uç noktalarına taşıyan her söylem bu yolculuğa zarar verir...

Dolayısıyla burada Erol Güngör'ün, 'Halkçılık olmadan milliyetçilik olmaz...' tespitini enine boyuna düşünmek gerekli.   

Türk milliyetçilerine çağrım ise; yukarıda saydığım ilkeleri es geçerek, sakın küçük hesapların adamı olmayın!

Özellikle dilimize, kavramlarımıza ve algımıza sahip çıkalım.

Kimsenin bunları dönüştürmesine izin vermeyin!

Çünkü-en azından ben- Türk milliyetçiliğinin tarihinde "sığır ticareti" diye bir bölüm okumadım, bilmiyorum ve tanık olmadım!..