HÜZÜN ÇİÇEKLERİ

Turgay AKBULUT 20 Haziran 2019 Perşembe, 06:02

Kosova zaferinin ardından savaş alanında inceleme yapan 1. Murat Hüdavendigar, Miloş adlı bir Sırp tarafından hançerlenerek şehit düşer. Aradan geçen 630 yılda Kosova ovasında hâlâ hüzün çiçekleri açar...

Kosova ile ilgili yazımızın dün yayınlanan bölümünde ülkenin tarihi ve doğal güzelliklerinden bahsetmiştik. Bugün ise meselenin asıl önemli olan kısmına yani; etnik çeşitlilik, iç çatışmalar, dini inanç, tarihi riskler ile Türkiye ve Bursa'nın bölgedeki rolünü aktarmaya çalışacağım. 'Hüzün diyarı' demiştik Kosova için... Bu hüzün nereden geliyor? 1389 yılında... Balkanlar'da hızla ilerleyen Türk gücünü durdurmak isteyen Sırp Kralı Lazar'ın topladığı büyük ordu ile Kosova meydanında karşı karşıya gelen Osmanlı birlikleri, düşmanı bozguna uğratarak bölgeyi hâkimiyeti altına aldı. Ancak kan gölüne dönen geniş sahayı derin bir hüzün kaplamıştı... Zira zafer kazanan 1. Murat Hüdavendigar savaş alanında inceleme yaparken Miloş adlı bir Sırp tarafından hançerlenerek şehit düşmüştü... Aradan geçen 630 yılda Kosova ovasında hâlâ hüzün çiçekleri açar...

TARİHLE YÜZLEŞMEK...

Osmanlı'dan geriye kalanlara dönün bir bakın... Ne görüyorsunuz? Evlatlık verilmiş yavrular gibi boynu bükük kalmış Balkan devletleri... Bugün hâlâ Yunanistan'da, Bulgaristan'da, Makedonya'da, Kosova'da, Bosna'da mazinin ihtişamlı günleriyle kendilerini avutan gözü yaşlı insanlar var. Üsküp kalesine çıkarken, Türkiye için yazdığı şiiri bağıra bağıra okuyan ihtiyar amcadan tutun da Kosova'da gördüğü Türk askerinin boynuna sarılan yaşlı teyzeye kadar tarihin, kültürün, insanlığın boynumuza yüklediği sorumluluğu yok sayamayız. Orada olmak, tarihin bir ucundan tutup kendine çekmek gibi... Acı, keder, sevinç, zafer ve gözyaşı ile dolu tarihimizle yüzleşmek için orada olmalıyız.

NE İŞİMİZ VAR?

Belediyecilik anlayışımız, maddi gerçekler ve belki de siyasal nedenlerden ötürü, Balkan coğrafyasını mesken tutan Bursalı yerel yöneticileri az eleştirmedik... Zira yeterince eksiğimiz varken, başka diyarlarla uğraşılması çoğu kimseye pek akıllıca görünmüyordu. Yeteri kadar milli şuura, tarih bilincine sahip ve Balkan aşığı biri olduğumu düşünerek söylemeliyim ki bu durumu ben de tuhaf karşılıyordum. Ancak yalın bilginin bizi ne kadar yanıltabileceğini ilk Üsküp ziyaretimde öğrenmiştim. İkinci Üsküp ve Kosova ziyaretlerimde ise 'Acaba daha fazla ne yapabiliriz?' düşüncesine kapıldım. Sevgiyi ve sadakati satın alabilecek ne var ki bu dünyada? Binlerce kilometre ötede, maziden aldığı sadakatle 'Türkiye için canımı veririm!' diyen bir ihtiyarın sevgisine neye değişebiliriz?

ANMA PROGRAMI

Zaferlerle dolu yüzyılların ardından gelen kara baharın bizden kopardığı hüzün çiçekleri sahipsiz kalmasın diye Türkiye'nin verdiği büyük mücadelenin öncüsü Osmangazi Belediyesi, vefatının 630'uncu yılında şehit padişah Murat Hüdavendigar'ı Kosova'daki kabri başında andı. Bu anmayı dua okuyup dönmek olarak algılamayın sakın. Orada tarihi bir geçit vardı adeta... Arasına yollar, yıllar, dağlar, denizler girmiş kardeşlerin kavuşması vardı... Bu nedenle düzenlenen tören bir anmadan çok çok fazlasıydı... Bu tarihsel törene şahitlik ettiğim için mutluyum.

BURSA'NIN MİSYONU

Bursa'nın, Balkanlar'da üstlendiği misyonu doğru okumak gerekli. Bu bir kentin yapabileceğinden fazlası... Aslında ortada bir devlet politikası var. Bursa ise yönetim kadroları ve demografik yapısı ile bu misyonun öncüsü olmuş bir kent. TİKA ile birlikte bölgedeki en etkili kurumlar Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Osmangazi Belediyesi... Ortaya konan çaba ve çalışmaları insani, tarihi ve kültürel açıdan tartışmak bile hata olur. Doğru yoldayız. Eminim ki Türkiye ve Bursa büyüdükçe bölgedeki etkinliği ve hizmetleri de artacaktır.

STRATEJİK KONULAR

Büyük ve iddialı bir devletin meselelere 'kardeşlik' hukukundan bakamayacağını düşünenlere ise farklı bir pencere açmak isterim. Türkiye'nin bölgesel güç olma iddiası, AB süreci ve ekonomik hedefleri ele alındığında, bugün karşılıksız ve beklentisiz şekilde yürüttüğü faaliyetlerin muhakkak bir dönüşü olacak. Kosova, Makedonya, Bosna üretim açısından kısır ülkeler. Bu ülkelerin zamanla yükselecek alım güçleri ve ekonomik büyüklükleri Türkiye için önemli ticaret ortakları yaratacaktır. Yine bugün üye olmasalar bile yarın AB'ye üye olma potansiyelleri bulunan bu ülkelerin, üyelik yolunda Türkiye'yi destekleyecekleri de açıktır. Türkiye, bölgede restore ettiği tarihi yapılar, yürüttüğü faaliyetlerle sadece kültürel değerleri değil beraberinde dostluğu, kardeşliği de ayağa kaldırıyor. Birlik ve beraberlik ruhunun devamlılığını sağlıyor. Bu açıdan Türkiye'nin misyonuna çok büyük katkı yapan Osmangazi Belediyesi de takdiri hak ediyor.

YALAN TEZLER!

Tarih ve kültür şuurunun yaşatılmasının ne kadar önemli olduğunu Sırp örneği üstünden anlatmak isterim. Kosova'daki anma programına katılan ünlü tarihçi Prof. Dr. Feridun Emecen, Sırpların uydurdukları yalan tarih tezleri ile milli bir şuur yarattıklarından söz etti. Neydi bu yalan tezler? Kosova savaşından bilindiği üzere Osmanlı güçleri Sırpları kesin bir yenilgiye uğratmıştı. Ancak savaşın ardından Murat Hüdavendigar'ın şehit edilmesi, tabiri caizse büyük zafere gölge düşürmüştü. Belki padişahın şehit olmasından dolayı Osmanlı'nın kazandığı bir savaşın ardından kutlama yapamamasından belki de 'büyük düşman' olarak gördükleri 1. Murat'ın şehit düşmesinden ötürü Sırplar Kosova savaşını kendilerinin kazandığını iddia ediyor.

SIRPLARIN İDDİALARI

Padişahı şehit eden Miloş'u milli kahraman ilan eden Sırplar, hızını alamamış olacak ki tarihsel süreç içinde bu hadise ile ilgili çeşitli efsaneler de türetmişler. Meseleyi yerde yatan birinin ani bir hareketle padişahı hançerlemesinden öte kahramanlık hikâyesine dönüştürmeye çalışan Sırplar, Miloş'un kendine bağlı birlikleriyle Hüdavendigar'ın kaldığı otağa baskın yaptığı, göğüs göğse çarpıştığı gibi akla aykırı iddiaları öne sürüyor. Ne yazık ki Avrupalı kimi tarihçiler de bu saçma iddialara destek veriyor. Netice itibari ile bir mağlubiyet ve hainlikten devşirdikleri yalan hikâyelerle milli bilinç oluşturan Sırplar, bugün hâlâ tarihsel iddialarının peşindeler. Hal bu iken, Türkiye olarak bölgedeki kültürel faaliyetler yürütmek ve tarihi varlığımızın delillerini yaşatmak zorundayız.

ABD ETKİSİ

Kosova ile ikili ilişkilerimiz oldukça derin... Tarihi geçmiş bir yana, Kosova'nın bağımsızlık mücadelesine en büyük desteği de Türkiye vermişti. Bölgede Türkçe konuşan halkın varlığı, dinsel ortaklık ve Türkiye'nin Osmangazi Belediyesi ve TİKA eliyle yürüttüğü hizmetler bu dostluğu gün geçtikçe pekiştiriyor. Ancak ABD'nin bölgedeki ağırlığı ve varlığı çok büyük...

Kosova'nın bağımsızlık sürecinde, kendi çıkarları ve stratejisi gereği bu ülkeye büyük destek veren ve NATO'nun bölgeye müdahalesinin önünü açan ABD herkes tarafından seviliyor. Tabii, Türkiye'nin gönül bağı gereği yaptığı işler ile ABD'nin çıkara dayalı girişimleri mukayese edilemez ancak yine de böyle bir gerçekliğin varlığını belirtmek isterim. Türkün, Balkanlar'daki varlığının devamını sağlamak için çalışan, kültürümüz dilimiz ölmesin diye çabalayan tüm ilgili kurumlarla birlikte Osmangazi Belediyesi'ne ve Başkan Mustafa Dündar'a teşekkür etmek isterim. Dilerim, gönül coğrafyamızın uzandığı her karşı toprakta bundan böyle mutluluk çiçekleri açar...