İş çığırından çıktı!

Turgay AKBULUT 21 Kasım 2020 Cumartesi, 06:00

Dilimizde 'idareci' diye bir kelime var...

Bu sözcük neyi çağrıştırıyor sizde?

Arayı bulmaya çalışan, zaman kazanan, rol yapan, işi tam yapamasa da yapıyormuş gibi davranan; hatta küçük yalanlar söyleyen... Bende tam olarak bunları çağrıştırıyor!

Sanırım yönetim konusunda pek de iyi olmadığımız için bu kelime hayatımızın içinde. Sanki hiçbir işi iyi ve tam yapamıyormuş gibi...

Günü kurtaran insanların kelimesi bu! Beceriksizliğin bir tık üstü!..

                                                                               ***

Korona salgını ile ilgili durum da yakın zamana kadar böyleydi. Yönetemiyorduk ama idare etmeye çalışıyor, rol yapıyorduk. Artık idare de edemiyoruz, rol yapmanın da gereği kalmadı.

Bu mızrak o çuvala çok ama çok büyük geliyor...

Tahmini olarak günlük pozitif vaka sayılarının yüzde 4'ünü açıklıyor idareciler... Bilime, akla, mantığa uymayan senaryolarla, 'belirti göstermeyen hasta değildir' denilerek ürkütücü tablo saklanmaya çabalanıyor!

Bu iş bilmezlik nedeniyle belirti göstermeyen yüzbinlerce virüs taşıyıcısı aramızda geziyor!..

                                                                          ***

Tüm uyarılara rağmen okulları açan idareciler şimdi de 'yılsonuna kadar kapatıyoruz' dedi... Koca okullar tuhafiye dükkânına döndü?!..

Geçen hafta açıklanan 'önlemlere' bir bakın... O sıraya konulmuş açıklamalardan hangisi önlem?

İnsanın aklı almıyor, eğleniyorlar bizimle!  'Ben demiştim' demek için konuşuyor idareciler. Koca devlet 'tavsiye heyetine' döndü.

Eğer bu işler tavsiye ile olabiliyorsa, idareciler nasihat ile çözüm üretebiliyorlarsa... O halde polisleri de çeksinler sokaklardan. Hırlıya, hırsıza, uğursuza nasihat edilsin! Katilere tavsiyelerde bulunulsun!..

                                                                           ***

3 gün önce bir hastanenin korona acil servisinde yaklaşık 10 saat geçirdim. Rengi solmuş, ayakta zor duran, üst üste yüzlerce insan, hepsinin elinde beyaz bir dosya. Sanki mahşer yeri; amel defterini kapan gelmiş...

Sayısı yetersiz sağlık çalışanları, ter kan içinde koşturuyor, bir nefeslik mola vermeye vakitleri yok. Her kapının önünde uzun bir kuyruk.

'Kırmızı bölge' denilen alanda onlarca hasta yatak bekliyor. Kimi sedyeye yatırılmış, kimi ayakta, kimi koltuklara uzanmış...

Hasta yakınlarından yükselen 'ne bekliyoruz?' seslerine, 'Yatak yok, boşalsın hemen sizi alacağız' diye cevap veriyor sağlıkçılar.

'Koca devletin bir yatağı mı yok?' diye düşünüyor her bir hasta ve yakını.

Ama yok işte!..

Sorun yatak sayısının yetersizliği değil ki... Asıl mesele bu kadar insanı yatağa düşürmeleri. Korkarım ki son düzlükteki en iyi günlerimiz de bunlar olacak. İş çığırından çıktı. Neler olabileceğini hayal ediyorum ama yazamıyorum...

Sağlık çalışanlarının bunca emeğine ve fedakârlığına da yazık etti idareciler!..

                                                                                   ***

Virüsün çıkış noktası Çin... Şu an salgına karşı en güvenli bölge orası.

Neden mi?

Bizim gibi idare etmediler, salgını yönettiler! Hem tüm dünyaya bu hastalığı bulaştırdılar hem de kendileri işin içinden sıyrılıp çıktı!..

Diyecek çok da bir söz yok aslında...

Açık açık bizimle eğleniyorlar?!..