JUDAS'IN ÖPÜCÜĞÜ

Turgay AKBULUT 10 Haziran 2019 Pazartesi, 06:00

Biliyorum, işler bazen o kadar karmaşık hale gelir ki içinden çıkmak için epey zamana ihtiyaç duyulur. Zamanın çözebileceği sorunlar karşısında kişileri ve kurumları suçlamanın faydası yoktur. Özellikle 'kapalı devre' ilişkileri eleştirirken iki kere düşünmek gerekir.

Yumurtanın içeriden kırılmasını beklemeden, müdahaleye kalkmanın kimseye faydası olmaz.

Ancak gördüğümüz kadarıyla sorunlarıyla baş edemeyen sistem kendine zarar vermeye başladı. Bu yumurtanın kırılacağı yok...

***

Cehaletten mi korkaklıktan mı bilemiyorum sorunlarımızı konuşamıyoruz. Ortak değer yargıları, ortak hareket alanları, ortak fikir üretemiyoruz. Sevincimiz, kederimiz bile bir değil.

Bütünleşme sorunumuz var.

***

Cumhuriyet dönemi, bir hesaplaşma süreci şeklinde kendini tekrar edip duruyor. İktidarı ele geçirenin 'diğerlerini' biçtiği bu kısır döngüden nasıl çıkacağız?

Toplum ve devlet olarak üst üste iki doğru yapmaktan acizken üstelik...

Hayatın doğal akışının bu problemi çözmesini beklersek, belki de 100 sene daha kendi bataklığımızda debelenip dururuz.

Konuşmak, düşünmek, sorgulamak, anlamaya çalışmak gerekiyor. Hainleri ve kahramanları farklı olan bir milletin kör istikametinin varacağı nokta kime ne kazandırır?

Bırakın 2023, 2071 gibi hedef göstermeleri... Şu halimizle 3023'e ulaşsak ne çıkar!..

***

Kendimizi kandırarak bu ülkeye bir fayda sağlayamayız.

Eğitim sistemimiz Mozambik düzeyinde. Bilimden yoksun okullarda yetiştirdiğimiz çocuklar yarın dünyanın yuvarlak olduğunu inkâr edecek!

Ekonomi... Alman arabasına binip, Alman beyaz eşyası kullanıp, 'Almanya bizi kıskanıyor!' hezeyanlarını bir kenara bırakırsak... Döviz kuru 1 kuruş yükselince hop oturup hop kalkan bir devletin ekonomisinin neyini konuşacağız?

Vergi ekonomisi ile vatandaşın sırtından devlet yönetmeye kalkmak, Orta Çağ derebeyliklerinin yöntemidir!..

***

Sistemin yetiştirdiği nesle bir bakın...

Solcumuz; terör örgütleriyle omuz omuza halay çekiyor, sağcımız aklın ve vicdanın varlığını inkâra kalkıyor, milliyetçimiz millete düşmanlık yapıyor, dindarımız ahlâksızlıkta sınır tanımıyor!..

Bu sistemi kabul mü edeceğiz gerçekten?

***

15 Temmuz'un üstünden neredeyse 3 sene geçti...

Yaşadığımız şeyin vahametini bile kavrayamadık henüz, çünkü üstüne konuşmadık. 'Darbe Araştırma Komisyonu' kurup, kimseye bir şey sormadan göstermelik bir raporla işi bağladık...

Televizyona çıkan, beyinlerinin tek tarafını kullanan hatta çoğu FETÖ'nün eski destekçisi zibidilerden masallar dinledik...

Neden konuşmuyoruz?

Liseli öğrenciler müebbet alırken, generaller nasıl terfi etti!

Sağı solu hep FETÖ'cü olanlar nasıl oldu da önemli görevlere getirildi!

FETÖ soruşturmalarında, milliyetçiye, solcuya, ateiste, Atatürkçüye ceza verip, asıl FETÖ'cüleri tereyağından kıl çeker gibi serbest bırakan savcıları neden konuşmuyoruz?

FETÖ borsasını, kumaşlara sarılı paraları...

Her yere sızan FETÖ'nün nasıl olup da tek bir siyasi partiye sızmamış olmasını sorgulamayacak mıyız?

***

Kıymetli okur; içinde bulunduğumuz türlü türlü zorlukları aşabilecek gücümüz de kapasitemiz de var...

Ekonomi de düzelir, eğitim sistemi de... Ama vicdanları karartmamak ve toplumsal ahlâkı kaybetmemek gerekli.

Tarihi yeniden yazacak değiliz. Ancak konuşmamız gerekenleri konuşalım artık. Bize dayatılan sahte kahramanları, sahte destanları, sahte hukuksal süreçleri, sahte kardeşlikleri kabullenerek, kendi sonumuzu yazmayalım.

Bu yumurta içeriden kırılmayacaksa, masal dinlemenin zamanı bitmiş demektir.

Takip edin, 'Judas'ın Öpücüğü'nü konuşalım.