Siyasi çıkmaz

Turgay AKBULUT 14 Ocak 2020 Salı, 06:05

Kemal Sunal, Şener Şen, Müjde Ar, Adile Naşit ve İlyas Salman gibi Türk sinemasının dev isimlerinin oynadığı Kibar Feyzo filminin meşhur sahnesidir...

Ağanın zulmü, başlık parası derdi, sevdiğinin hasreti derken... Tüfeği kapan Kibar Feyzo yıllardır kendisine kan kusturanlara döner ve 'Kimin kanı daha pis' diye sorar. Tüfek kime dönse feryat, figan ve yalvarmalar başlar...

Kibar Feyzo, sahnenin sonunda ise 'Kanı en pis sensin' diyerek Maho Ağa'yı vurur...

Maho Ağa belki sistemi temsil ettiği için kurban gitmiştir ancak sahnedeki hemen hemen herkesin kanı pistir.

                                                                        ***

Türkiye siyasetinin bizi getirdiği çıkmaz sokağın belirleyici sorusu da bu değil mi?

'Kimin kanı daha pis...'

Son 20 yılın tablosuna dönüp baktığınızda, tercihlerimizi daima kötünün iyisinden yana kullanmak zorunda bırakıldığımızı göreceksiniz! Bu zorunlu siyasi tablo ülkeyi bataklığa saplarken, toplumun da psikolojisini bozdu!..

                                                                       ***

Meselenin iktidar ya da muhalefetle ilgisi yok. Her kimi destekliyorsanız destekleyin ortada bir yarım kalmışlık, bir eksiklik var.

İşin en açık tarifi şu ki; biz kimi seçersek seçelim hata yapmış oluyoruz. 'Zorunluluğun' bizi sürüklediği bu çıkmaz sokağın aktörlerinin tamamı aslında toplumla uzaktan yakından ilgisi olmayan, kendi menfaat ve ajandalarının bekçiliğini yapan kimseler!

Bu sistemde vatandaşa biçilen rol ise önceliklerini belirlemekten başka bir şey değil.

Tablodaki ana aktörlere bir bakın!

'Atatürk, cumhuriyet, eşitlik, bağımsız yargı, adalet' gibi vaatlerle siyasi arenada kendisine yer açıp, günün sonunda peşine takılanları terör panayırına götürenler!

'Vatan, millet, din, başörtüsü, fakir, gariban' gibi söylemlerle gelip, günün sonunda boğazlarına kadar harama batanlar!..

                                                                     ***

Sizi hangisi temsil ediyor? Terör panayırı mı? Haram bataklığı mı?

Ne acı! Türk insanını bu iki seçenek arasında sıkıştıran kurgulanmış siyasi atmosfer, korkarım ki sonumuz olacak.

Bu kurgulanmış siyasi tablo göz göre göre yarımızı terörist yarımızı ise haramzade yaptı.

Tamamen yanlış ya da tamamen doğru olmayan bu iki yaklaşımın; içlerinde barındırdıkları hırs, öfke, düşmanlık, aptallık ve ihanetin ucu ancak ve ancak cehenneme çıkar!

                                                                    ***

Son günlerde en çok tartışılan konu, CHP'li başkanların eşlerinin, HDP'lilerle birlikte Selahattin Demirtaş'ın yazdığı kitaptan uyarlanan bir tiyatroya gitmesi...

CHP, içinde bolca siyasi mesaj olan bu ziyaret ile neyi amaçlıyor?

Şu ikiyüzlü ve tek taraflı insancıl yalanları bir kenara bırakın artık! Demirtaş denen adam terör örgütü PKK'nın temsilcisi, sözcüsü, militanı, siyasi figürüdür!..

Hakkâri'de, Şırnak'ta askerlerimiz şehit edilirken, kentlerimizde bombalar patlarken dahi bu şarlatan PKK'nın terör örgütü olmadığını savunuyordu. Şimdi cezaevinden 'mal mal' izlediği siyasi tablonun aparatı ve olmazsa olmazı CHP'den aldığı destek, kendisini temize çıkarmaz ama CHP'yi terör örgütünün ilişiği bir yapı haline getirir.

Ah şu siyasi atmosfer!

CHP gibi söylediklerinin büyük kısmı doğru olmasına rağmen yaptıklarının çoğu yanlış olan bir partiyi batmaktan kurtaran şey de tam olarak bu akıl dışı siyasi atmosferdir.

Ne yazık ki siyasi tabloda 'kanlar o kadar pis' ki her parti kendine yaşam alanı bulabiliyor.

Aksi halde, uydurduğu kardeşlik masallarında, tonlarca patlayıcı ile gencecik çocukları öldüren katiller sürüsüne 'iyi adam' rolü veren bu siyasi çizginin silinip gitmesi gerekirdi.

                                                                            ***

Aptal mıyız yoksa korkak mı? Neden açık açık konuşmuyoruz ki?  Misal bu CHP ile Atatürk'ün ne ilgisi var?

Uzun yıllardır Türk fikir ve medyasını işgal eden soytarıların bize sundukları sahte Atatürk kimliğinin ardına sığınan yüzlerce kişi ve kurumdan biri olmaktan öte nedir ki CHP?

Komediye bir bakın; teröristlerle, Türkiye Cumhuriyeti'ne kast edenlerle halaya giren kimseler, aptalca ve şuursuzca konuyu Atatürk'e bağlıyor.

Öyle bir Atatürk profili çiziyorlar ki; sanki Gazi hayatta olsa HDP'ye üye olup, bir de bu hainlere özerklik verirdi!

Atatürk'ü kirletmekten vazgeçin artık! Tarihin hiçbir döneminde sizin anlattığınız ya da hayalini kurduğunuz bir Atatürk yaşamadı!

Atatürk; ülkesine ve milletine kast eden her unsuru demir yumruğu ile ezmiştir!

Atatürk; bir askeri için bir kentin yakılması emrini vermiştir!

Atatürk; bırakın üç beş çapulcuyu... İngiltere'ye, Fransa'ya karşı dahi taviz vermemiştir!

Atatürk; ülkenin bütünlüğü ve milletin canı üstünden kimseyle pazarlık etmemiştir!

Atatürk; militarist, sert, tavizsiz, cesur bir karaktere sahiptir!

Atatürk; yüksek Türk kültür ve tarihinden beslenen katıksız bir Türk milliyetçisidir!..

                                                                 ***

Atatürkçülük nedir?

Bir insan bir parti bir kurum... Nasıl olur da Atatürk'ün tam ters istikametinde gider de üstüne üstlük bir de Atatürkçü olur.

Sizin ellerinizde pembe çiçeklerle gezip, her isteyene istediğini veren Atatürk'ünüz nereden çıktı?

Selanik'te, İstanbul'da, Çanakkale'de, Libya'da, Suriye'de, Samsun'da, Erzurum'da, Sivas'ta, Amasya'da, Sakarya'da, Dumlupınar'da, Menemen'de, Ankara'da, Meclis'te, Çankaya'da...

Hiçbir yerde böyle bir Atatürk yok! Kendi yolunuza uydurmaya çalıştığınız Atatürk, sizlere çok çok büyük gelir!

Sizler Atatürkçü olmayı bırakın, Gazi'yi zerre anlamamış sadece istismar etmiş kimselersiniz!..

Lütfen yapmayın bunu! Bırakın gençler Atatürk'ü doğru anlasın... Sizler de gidin kendiniz gibi, size benzeyen birini bulup onu istismar edin.

CHP işte bu; Atatürk'ün hatıra ve mirasının katili...

İşlerine geldiği gibi; kimi zaman diyalogcu, kimi zaman Maocu, kimi zaman komünist, kimi zaman teslimiyetçi, kimi zaman millet düşmanı, kimi zaman halktan kopuk bir elit... Yonta yonta kendilerine benzetmeye çalıştılar Mustafa Kemal'i...

Zıtları gibi Atatürk'ü sokmadıkları kılık kalmadı!..

                                                                           ***

Mesele sadece CHP midir?

Muhalefetin tuttuğu yanlış yol bir zarar veriyorsa ülkeye, iktidarın yanlışlarının bedelini varın siz düşünün!

CHP'nin, HDP'lilerin dizinin dibinde oturması ile AK Partililerin cumhuriyet düşmanı tarikat ve cemaatlerin elinden tutması arasında ne fark var?..

Bu ülkedeki tarikat ve cemaatlerin hemen hemen hepsi, Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak ve Atatürk'ün mirasını ortadan kaldırmak için mücadele veriyor. Yani nereden bakarsanız bakın terör faaliyeti yürütüyorlar!

Kız çocuklarının okutulmaması gerektiği propagandası ile milleti cahil, devleti geri bırakmaya çalışmak açık bir terör faaliyetidir!.

Her ortamda, laiklik karşıtı söylemler ile cumhuriyetin kazanımlarını hedef almak açık bir terör faaliyetidir!

Toplumu, dindar-dinsiz ya da Alevi-Sünni diye ayırmaya çalışmak açık bir terör faaliyetidir!

Devletin kurum ve kuruluşlarına, dinsel temelli yapıların emir komuta zincirindeki müritlerini yerleştirmek, terör faaliyetine zemin hazırlamaktır ve açıkça anayasal suçtur!..

                                                                                ***

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yakın isimlerden SADAT kurucusu Adnan Tanrıverdi, katıldığı bir toplantıda açık açık terör suçu işliyor.

Ne diyor bu zat?

'Ülkenin adı değişmeli...'

'Eyalet sistemi gelmeli...'

'Türkçe ikinci dil olmalı...'

'Türkiye'yi Mehdi'nin gelişine hazırlamalıyız...'

Son dediği delilik diğerleri ise açıkça Anayasal suç!

İnsan düşünmeden edemiyor, topluma açık alanlarda bunları söyleyenler acaba kapalı kapılar arkasında ne konuşuyorlardır?..

                                                       

                                                                                  ***

Hadi yine açık konuşalım. Uzun yıllardır PKK ile uğraştığımız için terör algımız, terörle ilgili bilgilerimiz ve yasalarımız biraz tek taraflı kaldı.

Oysa terör çok boyutlu ve yönlü bir hadisedir. Terör bir aracın tanımlamasından çok, bir hedefin adıdır aslında. Yani elinizde silah ya da kalem olmasının hiçbir önemi yoktur. Sizi terörist yapacak şey elinizdeki aracı hangi amaçla kullandığınızdır.

Algı ve yasalardaki zafiyet çoğu kez toplumu lime lime edenlerin elini kolunu sallayarak aramızda gezmesine imkân tanıyor.

Öte yandan terör bugünle ilgili olduğu kadar gelecekle de ilgili bir kavramdır. Bugün 'hedefe' ulaşmak için siyaseti, parayı, dini, kalemi, medyayı kullanan kimselerin yarın silah kullanabilme ihtimali de doğrudan terör alanına girer...

Sözün kısası... Terörü algılar üstünden değil, gerçeklik üstünden tanımlamakta fayda var. Bugün değilse bile yarın muhakkak bu tanımlamalar ve yasalar değişecek.

                                                                          ***

Millete kötünün iyisini seçmek zorunda bırakan bu kurgulanmış sisteme yakından bakın.

Ankara'da yaşayan bir kadın Kütahya Belediyesi'nde çalışıyor. Kişiye özel yasalarla adını yazmaktan aciz kimseler önemli görevlere atanıyor. Şirketlere özel ihalelerle devletin milyonları peşkeş çekiliyor... Sırf birileri zengin olsun diye 5 liralık ihaleler 20 liraya veriliyor...

Asgari ücretle çalışan, kıt kanaat geçinen ya da işsiz bir vatandaş ise milyonluk vurgunları, devlet zararlarını, soygunları avuçları patlayana kadar alkışlıyor.

Üstelik göz göre göre yapılan bu tarz işlerde, siyasetin bir cephesi asgari ücretle çalışan diğer cepheyi hırsızlıkla suçluyor...

Tıpkı bir terör eyleminde bir cephenin diğerini teröristlikle suçlaması gibi!

Yani bu kısır ve kirli siyasal atmosfer insanımızı birbirine düşman ediyor.

                                                                             ***

Peki, bu aptallığın bedeli ne?

Türkiye'nin 3 tarafı denizlerle çevrili. 4 mevsim yaşanıyor. Dağ, göl, orman, akarsu, tarih... Kar, yağmur, güneş... Ne ararsan var. Hitit, Sümer, Göbeklitepe, Truva bu topraklarda. İncil'de geçen 7 kilisenin tamamı Anadolu'da. Zeytin, çay, fındık, turunçgiller, buğday, pancar ne ekersen karşılığını alırsın bu coğrafyada. Yerin altı üstünden zengin ve çok önemli madenlerimiz var. Kaç tane üniversitemiz var sayısını bilmiyoruz artık.

Sonuç; acımızdan ölüyoruz!..