TÜRKİYE'NİN HALLERİ

Turgay AKBULUT 14 Aralık 2019 Cumartesi, 06:11

'Nasıl bilirdiniz?' diye sorsalar ne söyleyeceğiz bu ülke ile ilgili? Anlamak, anlatmak, tanımak o kadar zor ki... Kimi ülke eğlencelidir, kimisi acılarla dolu, kimi ülke aç, kimisi bolluk içinde. Türkiye ise ortaya karışık.

Her şeyden biraz var. Her ne yaşarsak yaşayalım biliriz ki uzun sürmez. Ve yine biliriz ki beterin daima beteri var bu ülkede!

                                                               ***

Sanırım şu 'beterin beteri' kısmı yaşadığımız bu kaotik, akıl dışı hayatın ta kendisi... Gülmek ve ağlamak arasında tereddüde düşmemize neden olan şu yaşam biçimimize bir bakın...

Malum ülkemizin temel gelir kaynağı vergi!

Meclis 2020 bütçe görüşmelerine devam ediyor. Öngörülen bütçenin ana gelir kalemleri; piyango, at yarışı, iddia, loto, kumar, içki, sigara, faiz gelirleri...

Yani yarın, 'Günahlara tövbe ettik namaza başlıyoruz' desek ülke batacak!..

                                                             ***

Televizyon karşısında 5 dakikadan fazla oturup da psikolojisi bozulmayan vatandaşın algılarında muhakkak sorun vardır.

Haber akışına bir bakın:

'Ayakkabı boyacısı baba oğlunun şehit olduğu haberini boya sandığının başında alıyor.'

'Şehit babası borçlarını ödeyemediği için evini satılığa çıkarıyor.'

'Eski kocası tarafından tehdit edildiği için savcılığa 14 defa şikâyette bulunan kadın sokak ortasında öldürülüyor.'

Asgari ücretin bile fazla geleceği vasıfsızlıktaki adamların, sırf siyaset-cemaat, amca-dayı ilişkileri üstünden devletin sırtından ne büyük paralar 'kazandığını' bilen bir vatandaşın, 'evini satılığa çıkaran şehit babası' haberi karşısında ne hissedeceğini kestirmek güç değil!

En gereksiz mevzuları 'itibar' edip para saçanların, şehit babasını itibar meselesi yapmamalarını anlamak kolay iş değil!..

                                                              ***

Bir de gündüz kuşağında yer alan ve her nedense adına ısrarla 'kadın programı' dedikleri saçmalık ve ahlâksızlıkları konu edinen yapımlar var.

Belgesel tadında hepsi!

Kurmaca ve gerçeklik arasında bu kadar ince çizginin olduğu başka bir alan bulamazsınız!..

Bu programlardan birinde kadın çocuğunun kocasından olmadığını iddia ediyor. 'Kimden peki çocuk?' diyorlar... 'Ahmet'ten olabilir, belki de Hasan'dan ya da sütçü Niyazi'den' diye cevap veriyor... Kadın Beylikdüzü-Zeytinburnu metrobüs hattının yolcularını tek tek sayıyor...

Bir adam ise katıldığı programda, evli bir kadının çocuğunun kendisinden olduğunu iddia ediyor. DNA testi yapıyor. Çocuk ne kocadan ne de o adamdan çıkıyor. Baba belli değil!..

Bir kadın başka başka şehirlerden yaşını başını almış 4-5 adamı evlenme vaadi ile dolandırmış. Kadın paraları alıp kayıplara karışınca bizim dayılar da hemen televizyona koşuyor. Dayılardan ilki çok öfkeli, ikincisi sadece gülüyor, üçüncüsü ise iki gözü iki çeşme hâlâ 'Hani evlenecektik' deyip ağıt yakıyor.

Bu sırada feryat edenin haline dayanamayan dayılardan biri, 'Ağlama ortak ne yapalım kaderimiz böyleymiş' diyor!..

Duruma bakın! Kurban bayramında ortak danaya girmiş gibi davranan koca adamların şu haline ne denebilir ki?

Şu ünlü; aşçı, bahçıvan, sütçü, şoför hikâyesi Fransız kültürünün ürünüdür. Türk toplumunda ve kültüründe böylesi rezil, ahlâksız meseleler konu edilmezdi. Ancak gündüz kuşağındaki bu programlar devam ederse... İşin sonu iyi değil!..

                                                       ***

Dindar bir ülke miyiz? Sanmıyorum! Ancak dindarmış gibi yapan bir ülke olduğumuza şüphem yok. Tabii 'dini' meslek ve meze edenlerin tamamına yakınının en baskın özelliği 'işine geldiği' gibi davranmasıdır.

Bu nedenle siyasetçilerden başlayarak, ülkenin büyük çoğunluğu meselelere hep işine geldiği gibi yaklaşır! Aklınız karışmasın. Kendinizi bazen Hollanda'da bazen, Norveç'te bazen Somali'de bazen de Suudi Arabistan'da yaşıyor zannedebilirsiniz!..

Şu an hangi ülkedeyiz emin değilim. Ancak asgari ücret tespit görüşmeleri sürüyor. Eğer Avrupa ülkeleri gibi bir yaklaşımla belirlenecekse asgari ücret; o zaman lütfen alım gücü temel kriter olsun. Çünkü bu enflasyonda rakamların hiçbir önemi yok. Bir asgari ücretle en az 20 defa benzin deposu doldurulabilsin mesela...

Yok, gâvur Avrupa bize uymuyorsa ve dinimize uygun olacaksa asgari ücret...

Diyanetin hesabı ortada; kişi başı fitre 23 TL. Ee 'en az 3 çocuk', anne, baba... Bir aile 5 kişi eder. Günlük fitresi ise 115 TL. Aylık ise 3 bin 450 TL...

'Müslümanın' hesabı ortada! Yine de vatandaş asgari ücretin gâvuruna da razı!..