Neler oluyor hayatta

Vedat ASLAN 09 Ekim 2019 Çarşamba, 06:00

Suriye'ye operasyonun beklendiği dakikalarda önce Twitter'da savaş başladı. Türk kullanıcılarla ABD'liler arasında. Hayli göğüs göğse tweet atma mücadeleleri izlendi. Kora kor... ABD'lilerin anladığı dilde yani İngilizce tweetler marifetiyle günlerini gösterdik Conilere!

'Eyy Amerika' ve 'Ansızın Geliyoruz' misali etiketlerle küffarın üzerine yürüdük sosyal âlemde. Onlar da "Turkey Is Not Our Friend (Türkiye dostumuz değildir)" etiketiyle Türk akınlarını atlatmaya çalıştılar. İngilizce tartışma alevlendi. Tweetler havada uçuştu. Ürkerek okudum...

Saatler sonra "Savaşa Hayır" etiketi devreye girdi. Uzun menzilli tweetlerin kullanıldığı savaşın ardından sanki biraz duruldu ortalık. Yoruldular herhal. Lakin ilk anlar çok sıcak ve korkutucuydu. Bizim yerli ve milli Twitter kullanıcılarımız örgütlenip marşlarla sınıra yürüyecekler zannettim bir an... Öyle yüksekti doz...

Şimdilik herkes klavyesini kınına koydu... Bir sonraki gerginliğe kadar...

XXX

Sarı yelelerini Yaradan'dan ötürü sevdiğim Başkan Trump önce "Ekonominizi mahvederim, beni oraya getirtmeyin. Adamı zıvanadan çıkartmayın!" şeklinde tehdit paylaşımında bulundu. 1 gün sonraysa şu tweet geldi:

"Birçokları Türkiye'nin ABD'nin büyük bir ticaret ortağı olduğunu unutuyor. Türkiye, F-35'lerin çelik gövdesini yapıyor. Türkiye İdlib'de pek çok canı kurtarmama yardım etti. Türkiye NATO'nun önemli bir üyesi. Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Kasım'da Washington'da konuğum olacak."

'Ağamız bizimle dalga geçiyor' durumu hasıl oldu yine. Önce dövdü sonra sevdi. Önce yerin dibine soktu sonra el uzattı. Son derece sinir bozucu bir durum. Kedinin yumakla oynaması gibi oynayıp duruyor 80 milyonluk ülkeyle!..

Fakirliğin gözü çıksın. Borçsuz ve teknoloji sahibi bir ülke olsaydık koyardık postayı. Şimdiyse mecburen kasımda Washington'da olacağız. Ağamın davetine icap etmemek olmaz.

Ahanda buraya yazıyorum. Kesin bize bir şeyler satacak. Hem de fahiş fiyatla. Sıkıysa alma. Düştük bir çılgının ocağına. Allah yar ve yardımcımız olsun!..

XXX

5.8'lik deprem sonrasında İstanbul'da takke düştü kel göründü. Onlarca okul boşaltıldı. Öğrenciler geçici okullara nakledildi. Yazık oldu talebelere.

Asıl şaşırtıcı olan boşaltılan okullardan yüzde 70'ine yakınının, 17 Ağustos depremi sonrasında inşa edilmiş okulların olması.

Deprem sonrasında yönetmeliğe uygun binalar yapmıştık güya. Hepimiz öyle zannediyorduk en azından. Müteahhitler çok sıkı denetlendi, bizi yönetenler 17 Ağustos sonrasında inşaatlarda kuş uçurtmadılar! İnce elediler sık dokudular. Hele devlete iş yapan müteahhitler öyle denetlendi ki 'İllallah' dediler. Canlarından bezdiler!..

Vallahi de böyle sanıyorduk.

Demek ki deprem yönetmeliği hiçbir şey ifade etmiyor. Sadece bir kâğıt üzerindeki 5-6 paragraftan ibaret. Tamamen inşaatı yapanla denetleyenin arasındaki ilişki binanın depreme karşı dayanıklılığını belirtiyor.

Gerisi fasa fiso... Burkina Faso...

Bakın bana bile kalitesiz nükte yaptırdılar yazının sonunda. Burkina Faso ne yahu? Böyle nükte mi olur? Sinirlenince dengem bozuldu. Çekileyim en iyisi...

Özür dilerim...