4857 sayılı İş Kanunu'nda; 'Ücret'

Yalçın KUBAT 08 Nisan 2019 Pazartesi, 06:00

Anayasanın 55'inci maddesinde; "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır." hükümleri gereğince ücreti koruma altına almıştır.

Ücretin tanımını yapacak olursak genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Uygulamada günlük ücret ve maktu ücret olmak üzere iki tür ücret uygulaması bulunmaktadır. Yapılan işin durumuna göre ücret türlerini zamana göre ücret, parça başına ücret, yüzde usulüne göre ücret gibi ayrımlara tabi tutabiliriz. Maktu (Aylık Ücretli) ücret, genelde beyaz yakalılar, mühendisler ve mesai parası ödenmek istenmeyen üst düzey yöneticiler için kullanılmaktadır. Maktu (aylık ücretli) ücretle çalışan işçinin iş sözleşmesine göre, ay içinde eksik gün çalışıp çalışmadığına veya ayın 28, 29, 31 gün çekip çekmediğine bakılmaksızın ücretinin 30 gün üzerinden maktu olarak ödenmesi söz konusudur.

Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile iş yerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir.

Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, iş yerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı'ndan sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir.

Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler.

Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik gereğince işyerleri ve işletmelerinde İş Kanunu hükümlerinin uygulandığı işverenler ile üçüncü kişiler, Türkiye genelinde çalıştırdıkları işçi sayısının en az  5 olması hâlinde, çalıştırdıkları işçiye o ay içinde yapacakları her türlü ödemenin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödemekle yükümlüdürler. Banka aracılığıyla ödeme yapılmasına imkân bulunmaması hâlinde ödemeler, T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü şubeleri aracılığıyla yapılır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde 4857 sayılı Yasa'nın 102. maddesi gereğince idari paraca cezası uygulanması gerekmektedir.

Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanun'dan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur.

Alkol kullanımı nedeniyle oluşabilecek yanlışları önlemek amacıyla meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkân ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Beş yıl sonra ücret ile ilgili bir iddiada bulunulması kanunen mümkün değildir.

Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmaktadır. Şunu belirtmek gerekir ki ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz. Görüldüğü üzere yasa koyucu işçinin ücretinin ödenmemesi halinde iş görme ediminin yerine getirmeyebileceğini hüküm altına almıştır. Çalışılmayan bu günlere ait ücret ödemesi de olmayacaktır. Ücret ödenmemesi nedeniyle uygulanacak faizin başlangıcını yirmi günün bitimi olarak değerlendirmek gerekir. Ayca 24. maddesinin II. bendinin e fıkrasına göre İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse işçi iş akdini haklı nedenle derhal sona erdirebilir hükmüne istinaden işçiye ücretinin ödenmemesi halinde haklı olarak iş akdi feshi yetkisi tanımıştır.

İşverenin konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması veya iflası nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan son üç aylık ücret alacakları İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanır. Görüldüğü üzere yasa koyucu ücret garantisini belirli hal ve durumlara göre belli bir süre itibarıyla garanti altına almıştır.

İş hukuku anlamında önemli bir konuda işçinin ücret ile ilgili Anayasamızdan, Uluslararası Sözleşmelerden, Yasalardan oluşan hakları dikkate alınarak fiili olarak almış olduğu ücretlerden üzerinden tahakkuk ve tediyelerin yapılması, 4857 sayılı Yasa'nın 39. maddesinde belirtilen asgari ücretin altında ücret ödenmemesi gerekmektedir.

İş hukukunun temel direğini oluşturan ücret konusu önemi itibarıyla birçok konuyla bağlantılı olarak karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle ücretin ödenmesi ne kadar önemli ise ödendiğinin ispatı da bir o kadar önemlidir. Ücretler ister banka kanalıyla ödensin isterse işçi sayısının beşten aşağı olması nedeniyle bordro üzerinden ödensin ücret ödemelerinde bordroların imzalatılması ve işçiye ücret, sosyal yardım gibi ödemeler ile ücretten yapılan kesintileri gösteren bir ücret hesap pusulası vermek gerekmektedir.

Yasa koyucu ücretin ödenmesini bir hakkın yerine getirilmesi olarak gördüğünden konunun önemine binaen 4857 sayılı Yasa'nın 32. maddesinde belirtilen ücret ile işçinin bu Kanun'dan veya toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücret ödemelerini süresi içinde kasten ödemeyen veya eksik ödeyen, 39. maddesinde belirtilen komisyonun belirlediği asgari ücreti işçiye ödemeyen veya noksan ödeyen, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını zorunlu tutulduğu halde özel olarak açılan banka hesabına ödemeyen işveren, işveren vekili ve üçüncü kişiye bu durumda olan her işçi ve her ay için idari para cezası ödenmesini hüküm altına almıştır.