4857 sayılı İş Yasası'nda süreli fesih - ihbar önel ve tazminatı

Yalçın KUBAT 11 Şubat 2019 Pazartesi, 06:00

Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş akdi fesihlerinde karşı tarafa önel vermek için belirsiz süreli iş akdi ile çalışmak gerekmektedir. Belirli süreli iş akitleri belli bir süreyi kapsaması ve o süre sonunda iş akdinin sonlanacağının işçi ve işveren tarafından bilinmesi nedeniyle süreli feshe gidilmesi ve ihbar öneli verilmesine gerek bulunmamaktadır. Yine haklı olarak yapılan ani iş akdi fesihlerinde ihbar öneli verilmesi söz konusu olmayacaktır. Örneğin kadın işçinin evlilik dolayısıyla evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde, ücretlerin ödenmemesi sebebiyle işçi tarafından, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uyulmaması nedeniyle işveren tarafından yapılan fesihler ani fesih olup bu gibi durumlarda ihbar öneli verilmesine gerek yoktur.

İhbar öneli, süreli fesih olup hep ihbar tazminatı olarak algılanmaktadır. Oysa 4857 sayılı Yasa'nın 17. maddesi 'Süreli Fesih' başlığı adı altında ihbar öneli tanzim edilmekte olup yasa koyucu bahse konu maddede ihbar önelinin verilmemesi halinde bu süreye ait ücretin tazminat olarak ödeneceğini belirtmektendir. İş akdi feshinden önce önel verilmesi durumunda bu sürelere ait ücretin tazminat olarak ödenmesine gerek bulunmamaktadır. Yanlış anlaşılan bir konu da ihbar öneline ait ücretin tazminat olarak sadece işveren tarafından ödeneceğinin düşünülmesidir. Oysa ihbar öneli verilmesi karşılıklı borç yükleyen emredici bir hükümdür. Belirsiz süreli iş akdinin feshinden önce gerek işçi gerekse işveren tarafından karşı tarafa verilmesi gereken bir borç yükümlülüğüdür.

İhbar önel süreleri belirsiz süreli iş akdi ile istihdam edilen işçinin hizmet sürelerine göre değişmektedir. Aşağıda belirtildiği gibi,

İş sözleşmeleri;

a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,

b) İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,

c) İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,

d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta,

ihbar öneli verilmesi gerekir ve bu süre sonucunda iş akdi feshedilmiş sayılır.

Bu süreler asgari olup gerek iş sözleşmesi gerekse toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir. Ancak belirtilen yasal sınırların altına çekilmesi söz konusu olamaz. Bildirim şartına uymayan taraf, gerek işçi olsun gerekse işveren bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.

Haklı bir neden olmadan işçinin iş akdini sonlandıracak olan işveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.

İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, 4857 sayılı Yasa'nın 18, 19, 20 ve 21. maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. Yani bildirim sürelerine ait ücreti peşin ödenmek suretiyle iş akdi feshedilen işçinin iade davası açmasına engel bir durum söz konusu değildir.

4857 sayılı Yasa'nın 18. maddenin birinci fıkrası uyarınca aynı Kanun'un 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan örneğin işe iade davası açma şartlarına hak kazanamayan işçilerin iş sözleşmesi fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenmek zorundadır.

4857 sayılı Yasa'nın 'Toplu İşçi Çıkarma' başlıklı 29. maddesi gereğince işveren toplu işçi çıkarılmasına tabi işçileri 30 gün önceden bir yazı ile iş yeri sendika temsilcilerine ve Türkiye İş Kurumu'na bildirmek zorundadır. Toplu çıkışa tabi işçilerin fesih tarihleri 30 gün sonra hüküm doğurmaktadır. Uygulamada bu 30 günlük süre içinde işçilere ihbar önelleri verilmeye çalışılmakla birlikte bu 30 günlük süre içinde ihbar önelinin verilmesi söz konusu olmayıp ihbar önelinin sürekli olarak verilmesi, önele ait ücretin tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir.

Belirtmek gerekir ki kıdem tazminatı hesabında önelli fesih durumlarında hizmet akdinin bitiş süresi ihbar önel süresinin bitiş tarihi ile toplu çıkış olan iş akdi fesihlerinde 30 günlük sürenin sonu olan tarih dikkate alınarak tespit edilen hizmet süresi üzerinden kıdem tazminatı hesaplaması yapılması uygun olacaktır.

4857 sayılı Yasa'nın 'Yeni İş Arama İzni' başlıklı 27. maddesi gereğince bildirim süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermeye mecburdur. İş arama izninin süresi günde iki saatten az olamaz ve işçi isterse iş arama izin saatlerini birleştirerek toplu kullanabilir. Ancak iş arama iznini toplu kullanmak isteyen işçi, bunu işten ayrılacağı günden evvelki günlere rastlatmak ve bu durumu işverene bildirmek zorundadır. İşveren yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa o süreye ilişkin ücret işçiye ödenir. İşveren, iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırır ise işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten, çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder. Keza iş arama izni olarak verilen iki saatlik izinleri iş günleri içindir.

Son olarak bildirim sürelerine ait tazminatı olarak peşin ödenecek ücretin hesabında 4857 sayılı Yasa'nın 'Ücret ve Ücretin Ödenmesi' başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün örneğin yemek, yol gibi sözleşme ve Kanun'dan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Hesaplamalar ücret yanında bu sosyal yardımlarda dikkate alınarak yapılır. Yapılan brüt hesaplamadan gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılarak kalan net kısmı ödenir. Kıdem tazminatı hesaplamasında tavan olmakla birlikte ihbar tazminatı hesaplamasında herhangi bir tavan uygulaması olmayıp mevzuatta da bununla ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.