Abdülhamid, İngiliz Elçisi’ne tokat attı mı?

Yüksel BAYSAL 14 Şubat 2018 Çarşamba, 08:56

AKP iktidarını destekleyen düşünce ve sanat adamları, tarihte kendilerine referans olabilecek dayanak noktaları arıyorlar ama geleneksel yargılarına teslim oldukları için doğruyu görmekte zorlanıyorlar.

Abdülhamid'den Tarkan-Malkoçoğlu gibi bir kahraman çıkarmaya çalışıyorlar.

Hem de tarih dizisiyle...

****

Bülent Ecevit'in Demokratik Sol Partisi'nde iki dönem milletvekilliği yapan Ali Rahmi Beyreli, Abdülhamid konusunda uzun bir yazı gönderdi.

100. ölüm yıl dönümünde, Cumhuriyet tarihiyle çarpıştırılmaya çalışılan ve fotoğrafın bir yüzü gösterilen Abdülhamid'in gerçek durumunu ortaya koyması için bazı bölümlerini kısaltarak, bilginize sunmak istiyorum:

 "AKP iktidarı ile birlikte Laik-Demokratik Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder 'Mustafa Kemal Atatürk' ismini ve Cumhuriyet Devrimleri'ni erozyona uğratma çabaları artık iyice hız kazanmış durumda.

...Atatürk isminin karşısına birini çıkarmak gereksinimi duyuyorlar. Aslında gönüllerinden geçen son Osmanlı padişahı Vahdettin. Ama Milli Mücadele'ye karşı çıktığı için, Kurtuluş Savaşı sırasında iş birliği yaptığı İngilizlere sığınıp ülkeden kaçmış olması Vahdettin'in fiyakasını bozduğu için, (bu nedenlerle Vahdettin'i halkımıza kabul ettiremeyeceklerini bildikleri için) bu işlevi görebilecek en yakın isim olarak 2. Abdülhamid'i buldular ve yalan yanlış ifadelerle parlatmaya çalışıyorlar.

2. Abdülhamid yanlışları ve doğruları ile 33 yıl Osmanlı devletini yönetmiş, kendi düşünceleri doğrultusunda Osmanlı devletini yaşatmaya ve toprak kayıplarını önlemeye çalışmış ama istediği başarıyı maalesef sağlayamamış tarihsel bir kişiliktir. (Onun döneminde Bosna-Hersek, Bulgaristan, Doğu Rumeli, Girit, Kıbrıs, Tunus, Mısır, iki Türkiye büyüklüğünde toplam 1,6 milyon kilometrekare toprak kaybedilmiştir).

Sırf Cumhuriyet düşmanlığı yapmak için Atatürk'ün karşısına çıkarmak öncelikle 2. Abdülhamid'e saygısızlıktır. Farklı dönemlerin, farklı koşulların insanlarıdırlar.

Sayın M. Metin Hülagü, 2. Abdülhamid'in hususi doktoru Atıf Hüseyin Bey'in hatıratını 'Sultan 2. Abdülhamid'in Sürgün Günleri' adıyla kitap haline getirip yayınlamış. Çok da iyi yapmış. Dolayısıyla 2. Abdülhamid'in bazı konulardaki görüşlerini öğrenmek, bizim 2. Abdülhamid hakkında düşünce sahibi olabilmemize yarar sağlıyor.

Özellikle, 1. Dünya Savaşı'na doğru giderken Abdülhamid'in gelişen olaylara ilişkin görüşleri, aynı zamanda bugünkü AKP politikalarını da anlamamız açısından bizlere bir hayli yardımcı oluyor."

*****

İşte Ali Rahmi Beyreli'nin sözünü ettiği o kitaptan bazı alıntılar:

"Ben size her vakit İngiltere'den korkarım demez miydim? İşte bakınız ne yaptı? Sultan Osman'ı, Reşadiye'yi (Birinci Dünya Savaşı başında paraları ödendiği halde el konulan gemileri kastediyor-ARB) zapt etti...

(Zaman, zaman Almanya'dan, ABD'den parasını ödeyip de almakta zorlandığımız silahları düşününce 100 yıldır Batı'nın bize karşı tavrının hiç değişmediği ortaya çıkıyor-Ali Rahmi Beyreli).

"Şayet biz İttifak'ı Müselles'e iltihak edersek bunu vesile ittihaz ederek Mısır'ı ilhak, Hicaz, Yemen, Suriye'yi taht'i işgale alır... Bir de boğazları gelir zorlar... İstihkâmları bombardıman eder."

"Ben her vakit İngilizlerden korkarım... Ona hiçbir şey olmaz. O herkese zarar yapar..."

****

"Bismark, yalnız oralardan cüz'i bir kısım araziyi Karadağ'a terk etsinler diye cevap göndermiş... Ben de hemen Derviş Paşa'yı çağırdım... Haydi İşkodra'ya git... Arnavutları kandır... Devletin başına mesele çıkarmasınlar. (Burgorima ve sairin terkine) Razı olsunlar dedim. Bütün Rumeli'yi zayi etmekten ise cüz'i bir parçayı zayi etmek selameti memleket idi. Öyle yaptım."

****

"İki günden beri gazeteler kapitülasyonların kaldırıldığına dair makaleler yazıyorlar. Fakat devletlerin razı olacağına hiç aklım kesmiyor. Onlar razı olmazsa bilmem biz zorla nasıl yapabiliriz. Bütün devletlere nasıl karşı durabiliriz? Yoksa işimiz fenaya varır."

"Ahval pek kötü... Dünya karıştı... Boğazları da set ettiğimizi bu sabah gazeteler yazıyor. Çok fena... İngiliz gemileri Boğaz'ı zorlayıp da İstanbul'a gelirse bu İstanbul'un halkının hali ne olur? Vay vay! Ah! Ben her vakit söyledim. Bu İngilizler işin içine karıştı mı iş fenadır. Mağrur bir millettir. Dediklerinin üstesinden gelmek ister. Diğerlerine ehemmiyet vermez."

"Olanca ehemmiyeti Çanakkale'ye veriyorlar. Gemilerle askerlerle hücum ediyorlar. Zaten gönderdiği asker telef olsa da onun için ehemmiyeti yok. Galiba bizden de çok mecruh oluyor. Acaba telefat yani şehit çok mu? Acaba İngilizler nasıl mağlubuz diye çekilecekler? Buna benim aklım ermiyor."

*****

"Bakalım Çanakkale'nin kapanmasından dolayı muharebenin hitamında İngiliz, Fransız ve sair devletler bizden ne kadar zarar ziyan dava edecekler?"

(Bu zihniyetin devamı da 2003 yılında kazara Meclis'te kabul edilmeyen tezkere sonrasında benzer korkuya kapılmışlar aylarca ABD'nin nasıl bir öç alacağı konusunda varsayımlarda bulunmuşlardı-Ali Rahmi Beyreli.)

"Ben de İngiltere hükümetiyle daima hüsn-i münasebatta bulunmak isterdim. Hükümet-i Osmaniye'nin hayırhahı olduğunu takdir ederim."

****

 "Hem düşmanın İstanbul'a girmesinde hiçbir menfaati yok... Girse bile onlar medeni insanlardır! Kimseye zarar etmezler!"

(Ah benim yüce padişahım! O medeni insanlar hem o zaman, hem de senden yüzyıl sonra işgal ettikleri Irak'ta, Libya'da, cehenneme çevirdikleri Suriye'de halka neler yaptılar ve hâlâ yapmaya devam ediyorlar gel de gör!-ARB).

****

"Bu harp ne olacak? Daha musalaha olmayacak mı? Aman ya Rabbi!

 Bari neticede kabak bizim başımıza patlamasa... Gazetelerde o kadar şiddetli kötü sözler yazıp hain İngilizler, alçak Moskoflar gibi, yalancı Fransızlar gibi fena sözlerle büsbütün onların kin ve garazlarını teşdidden başka faydası olmayacak sözler yazacağına bari İngilizlerle, Fransızlarla biz şimdiye kadar dost geçindik. Kırım muharebesinde onlardan muavenet gördük, Mısır'ın imtiyazını da yine tasdik ediyoruz. Zaten İngilizler de her vakit orasını muvakkaten işgal ettiğini söyleyip durmuyor mu? Aramızda büyük ihtilaf yok zemininde yazsalar fena olmazdı..."

"Bizim gazeteler pek ileri varıyorlar... İngilizlere, Fransızlara, Ruslara atıp tutuyorlar... Hain alçak, namussuz gibi tabirler kullanıyorlar... Bu gibi sözler yakışmaz. Hem muzır hem de edebe mugayir. Kin ve garazı teşvikten ne çıkar? Yarın yüz yüze bakılacak. Harbin bir sonu elbet vardır."

****

"Müttefikler yine verdiği sözden nükül edemez."

(Yüce Hünkar'ım yaşasaydın da görseydin! Değil verdikleri sözlerde durmak, yazılı antlaşmalara bile uymayıp neredeyse yurdun tamamını işgal ettiler, bugün de verdikleri hiçbir sözde durmuyorla!-ARB).

*****

Bu anılar sayesinde hem 2. Abdülhamid hakkında daha doğru fikir edinebiliyor, hem de son yıllarda 2. Abdülhamid'i parlatmaya çalışan AKP iktidarının 'Değişimci, çağı yakalamış' siyaset anlayışının aslında hangi çağı yakalamış olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz!..

Sonucunda koskoca bir imparatorluğu batıran bu siyaset anlayışına bugün övgüler düzenlere ve bu siyaset anlayışına destek verenlere inat Türkiye'deki bütün Cumhuriyetçi-Yurtsever-Ulusalcı güçler; bıkmadan, usanmadan, bu siyaset anlayışının devamında Türk insanını gelecekte neyin beklediğini göstermek, uyarmak için ellerinden gelen tüm çabayı göstermek zorundadırlar.

Bu arada Türk Halkı bir konuyu da mutlaka hatırlamalı, hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır;

Yüz yıl önce koca bir devleti batıran bu siyaset anlayışının ülkemize, halkımıza verdiği zararlardan, Abdülhamid ve Vahdettin karşıtı politikaları hayata geçiren (aynı zamanda bugünkü Ulusal-Sol siyasi çizginin temelini de oluşturan) Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bağımsızlıkçı, cesur, laik-demokratik siyasi çizgileri sayesinde kurtulabilmiştik.

****

Bu yazının dip notu: İngiliz elçiye tokat atmak mı? Duyun-u Umumiye denilen, ülkenin gelirlerini bile ipotek eden anlaşmayı imzalayan Abdülhamid ve dönemin yöneticilerinin, elbette borç aldıkları ülkelerin elçileri karşısında el pençe divan durduklarını biliyoruz!..