Gelenekçi İslam anlayışı ve sosyoloji!

Yüksel BAYSAL 23 Nisan 2017 Pazar, 09:05

TUSİAD Başkanı Erol Bilecik, "Çok yorulduk" dedi.

Yerden göğe haklı...

2014 yılından bu yana sürekli sandık başına çağrılıyoruz.

İki seçim, bir referandum geçirdik.

İktidarı elinde tutanlar bunlar yetmezmiş gibi "İdam ve Avrupa Birliği için" referandum çağrıları yaptılar.

Ekonomi, terör, işsizlik, ülkemizde bilimsel gelişmeleri konuşmak yerine, gerilimli bir ortamda birbirimizle didişmeye devam ediyoruz.

Bilgi ve teknoloji çağını ıskalıyoruz.

 

****

 

Politikanın bu dar koridorlarında sıkışmaktan yorulduğumuz için Demokrasi ve Uzlaşma Grubu'nun konuğu İslam Sosyolojisi konusunda uzman emekli öğretim üyesi Prof. Dr. İzzet Er'di.

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığı'nın yanı sıra Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş olan İzzet Er'le sosyoloji dünyasında ufuk turu attık.

Max Weber'den, Karl Marks'tan, Durkheim'den, O. Comte'tan söz ettik.

Elbette İbn-i Haldun'u, onun Mukaddime adlı başyapıtını, Farabi'yi, Sabri Ülgener'i, Hilmi Ziya Ülken'i de es geçmedik.

İzzet Hoca, özellikle birkaç kitabın adını andı...

Max Weber'in "Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu" adlı eserinden söz etti.

Yerlilerden Mümtaz Turhan'ın "Kültür Değişmeleri" yapıtının okunmasını salık verdi.

 

****

 

Öncelikle şunun altını çizeyim, toplumbilim yani sosyoloji bir tür toplumu anlama rehberidir.

Hangi toplum kesimleri ne düşünüyor, nasıl yaşıyor, ne tür kültürel gelenekleri geleceğe taşıyor, bütün bunların yanıtını aramaktır bir anlamda toplumbilim...

Masada oturup, ahkam kesme yerine sahadan elde edilen verilerin yorumlanmasıdır sosyoloji...

Bu alanda Türkiye'de yetişmiş çok önemli bilim insanları var.

Behice Boran, Mübeccel Kıray alan araştırmaları da yapan ülkedeki en önemli toplumbilimcilerdendir.

 

****

Profesör İzzet Er daha çok dini hayatın alanlarıyla ilgili konuştu.

İslam'ın bir devlet projesi öngörmediğini, genel ilkeler koyduğunu söyledi.

Niyazi Pakyürek de, "Devletin dini adalettir" diye eklemede bulundu bu söze...

 

****

 

Millet kavramının Batı'dan geldiğini, bu kavramın Orta-Doğu'ya uymayacağını, çok sayıda Arap devletinin var olduğunu, bunun adına ancak ümmet denileceğinin altını çizdi.

Çok tartışmalı bir konu...

Ulus devlet çağı yani millet kavramı burjuva sınıfının geliştiği yerde ortaya çıktı.

Kapitalizmin gelişmediği Orta-Doğu, Afrika gibi ülkelerde ulus devletlerin ortaya çıkması da Avrupa'dan sonra olmuştur.

Ayrıca, pek çok ülkenin sınırları emperyalist devletlerin çıkarları amacıyla yapay bir şekilde çizilmiştir.

Arap devletleri bin parçaya bölünerek, aşiret yapısı korunarak, bir büyük güç olmalarının önüne geçilmiştir.

Biraz da onun için İsrail o topraklarda rahatça at koşturabilmektedir.

 

****

Neyse...

İzzet Hoca'nın, İslam hukukunda, ötekisi ile birlikte yaşama konusunda ilkeler olduğunu anlatması, "Mürted" yani dinden çıkmanın bir kişinin öldürülmesi anlamına gelmeyeceğini, ancak saldırı durumunda bir savunma yapılabileceğini söylemesi,  Hazreti Ömer'in ganimetlerden elde edilen gelirleri belirli kişilere aktarmak yerine tüm halka paylaştırması örneği, çağdaş dünyayla ilişki bağlamında önemli görüşlerdi.

 

****

 

Yine de katılan arkadaşlarla ortak kanaatimiz şu ki, Prof. Dr. İzzet Er, Diyanet İşler Başkanı Ali Bardoğlu çizgisinde değil...

Daha gelenekçi bir İslam anlayışına sahip...

Oysa çağdaş dünyanın ihtiyaçlarına cevap verecek, bilimsel gelişmelerin önünü açacak, hoşgörüyü çoğaltacak yeni bir anlayışa ihtiyacımız var.

Ülkede yeterince gelenekçi İslam anlayışı var!