‘Adalet Yürüyüşü’ herkes için bir demokrasi sınavıdır

Yusuf KAYIŞOĞLU 01 Temmuz 2017 Cumartesi, 06:00

16 günü geride kalan 'Adalet Yürüyüşü'nün Maltepe final noktası olacak.

Sakarya'ya girmek üzere Kılıçdaroğlu.

Ankara'dan bu yana her gün ortalama 20 kilometre yürüyor.

15 Haziran'da Ankara Güvenpark'tan yola çıkan Kılıçdaroğlu'yla birlikte olan birçok isim, bilhassa ayak parmakları konusunda ciddi sorunlar yaşıyor.

Dün...

Kılıçdaroğlu'ndan bir gün değil, bir saat dahi ayrılmayan, yakın koruma ekibiyle sürekli temasta bulunan isimlerden birisi olan CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız'ın kalp krizi geçirip Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılması...

Bu uzun yolculuğun ne denli zor ve meşakkatli olduğunu göstermesi bakımından önemli bir işaret olmalı.

Yıldız'ın durumu ciddi.

İstanbul'a sevk edildi.

Anadamarı yüzde 90 tıkalı olduğu için İstanbul'da açık kalp ameliyatı olacak.

Ankara Güvenpark'tan yola çıkan Kılıçdaroğlu'nun 'Adalet Yürüyüşü'ne destek veren binlerce 'Adalet Yürüyüşçüsü' ise dün Sakarya'nın girişine kadar geldi.

Hendek'i geride bıraktılar.

Ufak tefek provokatif girişimlere rağmen yürüyüş sorunsuz devam ediyor.

Ankara'dan İstanbul'a uzanan 438 kilometrelik 'Adalet Yürüyüşü' aynı zamanda Türkiye'nin demokrasiyle de bir sınavı.

Dünya tarihine geçmesi beklenen bu büyük yürüyüş her ne kadar AK Parti iktidarının hukuk üzerindeki egemenliği, adaleti yok ettiği görüşü üzerinden ete kemiğe bürünmüş olsa da bu yürüyüşün güvenliği, Maltepe'ye varışı iktidar açısından da çok önemli.

Arka arkaya gelen tutuklamalarla ciddi eleştiriler alan AK Parti iktidarının yürüyüşe dönük provokasyonlara izin vermemesi...

Dünya tarihine geçecek bu sivil eyleme güvenlik noktasında yaptığı katkı, elbette kendisini dünyaya anlatması konusunda da önemli olacak.

Yani...

Adalet isteğiyle yollara düşen, her gün 20 kilometrelik yolculuk esnasında ayakkabıların altını eritir noktaya gelen sıcağa rağmen durmayan on binlerce insanın güvenliği, bu noktadan sonra Ankara'dan 'Adalet' isteğiyle yola çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Başbakan Binali Yıldırım'ın sorumluluğunda.

Çünkü her türlü sataşmaya, kamp yerlerinde havaya sıkılan kurşunlara, dökülen gübrelere kadar bütün tahrik edici girişimlere alkıştan başka tepki vermeyen on binlerce 'Adalet Yürüyüşçüsü'nün çıkarılmak istenen bir kargaşada hiç payının olmayacağını geride kalan 16 gün gösterdi!..

 

BU KEZ GÜLRİZ SURURİ...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun eline aldığı 'Adalet' yazılı pankartla başlattığı 'Adalet Yürüyüşü'ne her gün yeni bir sanatçı katılıyor.

Dün...

'Adalet Yürüyüşü'nde Kılıçdaroğlu'na, belli bir süre ünlü tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi eşlik etti.

Sururi ile birlikte Kılıçdaroğlu'na eşlik eden isimlerden birisi de edebiyat üzerine yazılar yazan gazeteci Zeynel Oral'dı.

Yaşı nedeniyle belli bir süre Kılıçdaroğlu'yla yürüyen Sururi, neden 'Adalet Yürüyüşü'ne katıldığını şu sözlerle açıklıyor:

"Ben adaletsiz bir ülkede yaşamaktan çok yoruldum 15 senedir.

Ve seyirci kalmaktan da çok yoruldum.
Eğitim çok çok önemli.

Birden bire geriye döndük.

Hatta Osmanlı'ya da dönmedik de Arabistan'a döndük.

Ve Türkçemizden her şey atılıyor.

Böyle bir şeye nasıl izin verilebiliyor?

Çünkü kanun yok, çünkü hukuk yok.

Bütün bunlara 'dur' dememiz lazım.

Buraya katılmasaydım vicdanıma cevap veremezdim."

 

HER GÜN AYNI UYARI

Kılıçdaroğlu'nun 9 gün daha sürmesi beklenen 'Adalet Yürüyüşü'nde her gün ısrarla tekrar edilen iki uyarı var.

CHP Grup Başkanvekillerinden Özgür Özel ile Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, 'Adalet Yürüyüşü'ne katılmak için Türkiye'nin değişik kentlerinden gelenlere önce yürüyüş boyunca atılacak tek sloganın "Hak, hukuk, adalet" olduğunu duyuruyorlar.

Bu slogan dışında başka bir sloganın atılmasına izin verilmeyeceğini, Türk bayrağından başka bir bayrağın, flamanın açılmasının söz konusu olamayacağını dile getiriyorlar.

Bu uyarının ardından ikinci uyarılarını yapıyorlar.

"Belirlenen kurallara uymayanlar bizimle yürümesin, kortejden ayrılsın" diyorlar.

Ve tabii...

Bütün provokatif girişimlere karşı sadece alkışla karşılık verilmesinin çok çok önemli olduğunu her fırsatta dile getirmelerinin altını çizmek gerekiyor.