Dağlar arasında bir kent: Muş

Yusuf KAYIŞOĞLU 12 Nisan 2017 Çarşamba, 06:05

Önce Muş...

Ardından Bingöl...

Sonrasında Elazığ.

Üç il, üç farklı görüntü...

Sıra dağların ortasında Bursa Ovası gibi uzayıp giden düzlüklerin içine kurulmuş Muş.

Dağlar, karlı tepeleriyle bir çift göz gibi izliyor sürekli Muş'u...

Güney'den, Kuzey'den, Batı'dan, Doğu'dan çevirmiş Muş'u...

Binlerce metre yükseklikteki Muş'un dağları öyle sivri uçlu dağlar değil.

Ancak...

Haziran ayına kadar tepelerinde kalan kar, Fırat'ın kollarına hayat vermeye devam ediyor.

Kışın uzun seyretmesi...

Çevre illerdeki terör, Muş'ta haliyle işsizliği büyütmüş.

Avrupa ülkelerine giden de var.

İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlere giden de...

Bursa da epey payını almış Muş'tan...

Bursa'da oturup da Muş'a gelmiş insanlarla karşılaşmak uzak diyarlarda hoş oluyor elbette...

Diyorlar ki, "Bursa'da küçük bir Muş daha var."

Haklılar.

Muşlu Bursalıların çokluğu bunun kanıtı gibiydi.

Havası...

Suyu...

Toprağı...

Hele ki o kızıl gibi duran dağlarıyla Muş, yeşilden başka bir şey görmeyen Bursalıları kendisine hayran bırakacak kadar ihtişamlı.

Doğunun dağlar arasına gizlenmiş illerinde dolaşırken anlıyorsunuz ki Anadolu, batısında ayrı bir güzel doğusunda ayrı...

Ermenilerden kalma çok sayıda kilise olduğu söyleniyor.

Ama hemen ekleniyor:

"Hepsi harabe oldu.

Harap edilmeselerdi, Muş turistlerin gözdesi olurdu."

Surp Garapet Manastırı'ndan söz ediyorlar.

Yine...

Muş'un içinde yer alan Kale Mahallesi'ne vurgu yapıyorlar.

Tarihi yapıların korunmamasının Muş'a büyük zarar verdiğinin altını çiziyorlar.

Kürtlerle Ermenilerin birlikte yaşadığı Muş'ta sonradan Müslümanlığı seçen Ermeniler olduğu da anlatılıyor.

Hatta...

Annesi veya babası Ermeni birçok Türk vatandaşının Muş'ta yaşamaya devam ettiği belirtiliyor.

Kültürlerin bir zamanlar birbiriyle kucaklaştığı Muş'ta hayat ise artık eskisine göre tekdüze...

Göç ve işsizlik girdabında yolunu arayan Muş'un kaderi nasıl değişir?

Umudunu şans oyunlarına bağlamış yüzlerce gençten birisine sorsanız bu soruyu alacağınız cevap ortada aslında...

"Devlet, buraya iki fabrika yapsa işsizlik kalmaz ama yapmıyor" diyecekler.

Öyle de diyorlar zaten.

Acil, derhal, daha hangi kelimelerle anlatılır ki yaşanan bu durum!

Terör bitmeden yatırım gider mi Muş'a?

 

MUŞ GİBİ BİNGÖL DE...

 

Muş Ovası gibi değil ama Bingöl de dağlar arasına gizlenmiş bir ovanın içinde kurulmuş.

Birden çok dere ve ırmağın yolu kesişiyor Bingöl'de...

Muş'a göre merkezi daha kalabalık, yerleşim daha planlı gibi geliyor insana...

Ama hayat, Muş'taki gibi umutsuzluk girdabında kaybolup gidiyor.

İşsizlik en önemli sorun.

Gençler işsiz...

Kahveler ağzına kadar dolu.

Devlet en büyük iş kapısı...

Dört yıldızlı oteller son birkaç yılın eseri ama kapanma tehlikesiyle karşı karşıyalar.

Havaalanları var.

Muş gibi Bingöl de tarihi yapılara sahip.

Ayrıca...

Yüzen adalarına vurgu yapıyorlar.

Göl içinde gün boyu dolaşan adalara sahip olduklarının altını çiziyorlar.

"Terör bitse, çözüm olsa, Bingöl'e turist yağar" diyorlar.

Doğu Anadolu Bölgesi'nin iç havzasında kalan kentler arasında en fazla ormana sahip il olan Bingöl'de yaşayanlar, yeni güne daha umutlu uyanmak için gözlerini Ankara'ya çevirmişler.

Muşlular gibi onlar da yatırım bekliyorlar.

 

REFERANDUMDA NE OLUR?

 

Muş, Bingöl, Elazığ'ı kapsayan üç şehirli doğu turunda, elbette referanduma dair sohbetlerin de konuğu olduk.

Muş'ta hayırların açık ara önde olduğu söyleniyor.

Bingöl'de evetler önde ancak hayırların 1 Kasım erken genel seçimleri baz alındığında önemli bir artış göstereceği belirtiliyor.

Elazığ'da ise gözler MHP tabanında...

Doğuda söylenen bir şey daha var.

Diyorlar ki, "Burada yapılan anketlere kimse güvenmesin.

Sokakta kimse gerçek fikrini söylemiyor."

Zaman artık bir elin parmakları kadar kaldı.

Anketlerin her zamankinin aksine fazla rağbet görmediği aşikâr.

Yani, gerçek anket sandıktan çıkacak.