Gül gaza gelmeden gazlıyor

Yusuf KAYIŞOĞLU 14 Ocak 2018 Pazar, 06:00

Gaza gelmiyor.

Baskıya beklenen yanıtı vermiyor.

Tepkisini, kafasından geçeni çok daha teknik ortaya koymaya devam ediyor.

Artık rutinleşen bir şekilde yine bir Cuma namazı sonrası mikrofonlar devleti yönetenlere uzatıldı.

Ve tabii...

Mikrofonlar devletin yönetenlerin dikkatle izlediği önceki dönem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e de...

Kendisine dönük eleştirilere yanıt vermeyeceğini söyledi.

Bu tarz bir siyasetin erbabı olmadığını gösterdi.

Ama...

Bu cümleleri söylerken, asıl ifade etmek istediği duygularını bu cümlenin içine serpiştirdiği sözcüklerle yine ortaya koydu.

"Umarım OHAL son olur" dedi.

Yani...

Aykırı sese hele hele kendi mahallesinden gelen seslere tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yine eleştiri getirdi.

Gazetecilerin tutuksuz yargılanması gerektiği sözleri de başta Adalet Bakanı Bekir Bozdağ olmak üzere hükümete dönük önemli bir eleştiriydi.

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği bir kararın alt mahkemeler tarafından kabul edilmemesi, direnilmesi de önemli bir gelişme elbette...

Hukukun en üst basamağını altındakiler tanımıyorsa ve buna direniyorsa...

Siyaset de buna eşlik ediyorsa...

Türkiye'de hukukla ilgili beklentiler sekteye uğradığı gibi derin hayal kırıklıkları da oluşuyor.

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararın üstüne çıkılması Avrupa ve dünya tarafından Türkiye'de sıkıntılı bir sürecin keskinleşmesi olarak kabul görebilir.

Böyle bir durumun sıkışmış Türk ekonomisi üzerindeki etkilerini hesaba katmadan açıklamalar yapan hükümet üyelerinin kendi hedefleriyle 80 milyonun hedefleri arasında empati yapması gerekir.

Zira...

AK Parti'nin hoşuna gitmeyen kararlara verdiği tepki, hukuk kuralları içinde ele alınacak gibi durmuyor.

Sürekli iktidar hedefinin Türkiye'deki normalleşme iklimine ne kadar katkı koyduğunu birkaç kez düşünmeliler.

OHAL'in, hükümet üyelerinin "FETÖ ile mücadele şimdi tamamlandı" açıklamalarına rağmen bir kez daha uzatılması...

2019 yerel ve genel seçimlerine kadar bu sürecin devam ettirilmek istendiği hissini derinleştiriyor çünkü...

 

MHP'YE NE KADAR İHTİYACI VAR?

2019 genel seçimleri için Cumhurbaşkanı'nın kapısını çalan MHP, Anayasa değişikliğindeki evetçi tavrının sonucunu görmek istiyor.

İyi Parti'nin ete kemiğe bürünmesiyle 2019'da alacağı mesafe MHP için istediği gibi olmayabilir çünkü...

Kaldı ki...

Bahçeli'nin MHP'nin Cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceğini açıklamasıyla MHP'nin tek seçeneği olarak AK Parti ile ittifak yapabilmesi kalmıştı.

Mevcut durumda AK Parti, ittifak sürecini oluşturmak için komisyon kurulmasına karar verdi.

Her iki parti de bu komisyona jet hızıyla üyeler verdi.

AK Parti'nin 2019 genel seçimlerinde yüzde 50'iyi geçebilmesi önceki seçimlere göre daha kolay değil.

Bu nedenle MHP seçmeninin kendisine gelebileceği kadarının gelmesini istiyor olabilir.

Ve tabii...

Kafasında geçmesini arzuladığı yeni yasalar varsa, bu konuda MHP'nin desteğini de yanında görmek istiyor olabilir.

Bu birlikteliğin 2019'a kadar sürüp sürmeyeceği, Bahçeli'nin daha önceki ortakları ANAP ve DSP'ye beklemediği anda erken seçime sürüklemesi gibi seçenekler de bu birliktelikte göz ardı edilmemeli...