Referandumun gölgesi YSK…

Yusuf KAYIŞOĞLU 19 Nisan 2017 Çarşamba, 06:32

 

Derin yaraları olan Anadolu'nun ağır yükü bitmiyor.

16 Nisan'da gerçekleşen referandum, sonucuyla ve yeni sistemiyle Türkiye'nin tartışmalı konularından biri olmaya devam edecek gibi duruyor.

Yüksek Seçim Kurulu'nun oylama başlamadan açıkladığıyla oylama sırasında uygulamaya soktuğu kararlar, referandumu tartışmalı hale getirdi ve bu haliyle de tartışma sürecek görüntüsü veriyor.

Ve tabii...

Olağanüstü hal şartlarında gerçekleşen bir seçimin sorgulanması da kaçınılmaz gözüküyor.

Yüzde 51'e yüzde 49'luk bir sonuçla partili cumhurbaşkanı ve kararname çıkarma yetkisi veren 18 maddelik anayasa değişikliği teklifi tartışmalara yol açan, itirazların yoğun olduğu halk oylamasıyla kabul edilmiş oldu.

Bu sonuç, Cumhurbaşkanı'na partili olmanın yolunu hemen açıyor.

Ancak...

Geriye kalan maddelerinin uygulamaya gireceği tarih, Kasım 2019'da gerçekleşecek genel seçimler olacak.

Tabii...

Öncesinde bir oldubitti gerçekleşmezse...

2019'a kadar çıkarılacak kanunlarla sistemin çerçevesi oturtulacak ama YSK'nın seçim sürecinde devreye soktuğu uygulamalar, OHAL şartlarında yaşananlar referandumun sonucunu hep tartışmalı kılacak.

CHP'nin 2,5 milyon oy için itirazları var.

Referandumun tekrarlanmasını istiyor.

Bu itirazlar ne ölçüde dikkate alınacak?

Bu ve buna benzer sorular, sokaklara akmaya başlayan kalabalıklar, Türkiye'nin sancılı bir sürecin ortasına atıldığının işaretlerini taşıyor.

Çevresi savaş içinde bir ülkenin keskin sonuçlar doğuracak bir referanduma sürüklenmesi kimin hesabı ise Türkiye'yi giderek kutuplaştırdığı açık.

Böyle bir Türkiye, ancak ve ancak uygulamalarla rahatlayabilir.

Bunun yolu da yeni bir anayasadan geçiyor.

Kişi hak ve özgürlüklerinin güvenceye alındığı, dışarıdan da içeriden de bakanın güven duyduğu bir ülke olabilmesi için Türkiye'nin yüzde 1'lik bir farkla değişen bir anayasaya değil, 55 milyon seçmenin Meclis'teki gibi nitelikli çoğunluğunun oyunu alacak bir anayasaya ihtiyacı var.

Cumhurbaşkanı'nın seçim sonucuna ilişkin değerlendirmeleri de geçmiş yıllardaki seçim sonuçlarına göre farklıydı.

Toplumu rahatlatmaktan çok seçmenine mesaj veren bir tarzı vardı, Cumhurbaşkanı'nın...

Cumhurbaşkanının geçmişteki rolünü üstlenen ise başbakanlığını referandum sonucuyla 2019'da sonlandıracak olan Başbakan Binali Yıldırım'dı.

Umut edelim ki...

Türkiye, referandumla ipi kopmuş uçurtma gibi sürüklenmesin.

 

KİM KAZANDI, KİM KAYBETTİ?

 

Her seçimin göreceli olarak kazananı ve kaybedeni olur.

Bu seçimin kazananı var mı?

Elbette göreceli olarak var.

Başkanlığı çok isteyen Cumhurbaşkanı elbette kazanan taraf.

Kaybedeni?

Bu sorunun cevabı herkese göre değişebilir.

'Bütün bir Türkiye kaybetti' diyen de çıkar bu soruya, 'sadece hayır diyenler' de tam aksi 'bu seçimin kaybedeni yok, sadece kazananı var' diyen de...

Ama şu açık ki, bu kadar kutuplaşmış bir ülkede kim kazanırsa kazansın, herkesin kaybedeceği, tek bir kıvılcımın bütün bir ülkeyi alev topuna çevirebileceği bir gerilimin eşiğindeyiz artık.

Bunu ancak devleti yönetenler engelleyebilir.

Burada uygulamalar öne çıkacak.

Herkes için adalet devrede olursa, gerilim düşer, Türkiye panikatak durumda kalmaz.

Rahatlar.

 

BUNDAN SONRA

 

Referandumdan evet çıktı ama Türkiye'nin en önemli büyükşehirleri hayır dedi.

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin, Diyarbakır, Muğla...

Bu şehirler arasında bir tek Bursa yok.

Ancak Bursa'da da AK Parti ile MHP'de, 1 Kasım seçim sonuçları göz önünde bulundurulduğunda aşağıya doğru bir iniş var.

Yani, 2019'da devreye girecek anayasa değişikliğinde ortaya çıkan tercihler, AK Partililere bir uyarı yapıyor.

Yerel seçimlerde ellerinde olan birçok belediyenin, hayır cephesinin birleşebileceği bir aday karşısında kaybedebileceğine işaret ediyor.

Kaldı ki...

Yerel seçimler, genel seçimlerden çok kısa bir süre önce gerçekleşecek ve buradan çıkacak sonucun milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimine etkisi büyük olacak gibi duruyor.