Alaçam Şelalesi kurudu mu?

Yusuf KAYIŞOĞLU 25 Temmuz 2019 Perşembe, 06:02

"Bir gün lazım olur" sözünü eskilerden çok duyardık.

"Atma, koy kenara, bir gün lazım olur" derlerdi.

Keşke!..

Çevreye de böyle bakılabilseydi.

Bir daha gelineceği düşüncesiyle kirletilmeseydi.

Yok olup gitmesine göz yumulmasaydı.

Çevreye sahip çıkmak için illaki sahibi olmanın önemli olmadığı içselleştirilebilseydi.

Kulakları çınlasın, böyle zamanlarda gazetecilikte çok şey öğrendiğimiz Rıza Ertekin'in, Bursalıların çok da bilmediği güzellikleri gezi yazıları yoluyla aktardığımız günlerde, "İyi mi yapıyorsunuz?

İnsanlar bu güzellikleri öğrendikçe, yok edileceğini bilmiyor musun?" sözü geliyor aklıma...

Maalesef insan vahşeti karşısında kentlerin neler yaşadığını her gün yaşayarak öğreniyoruz.

Haklıydı.

Lakin, öyle güzel bir kentte yaşıyoruz ki insan bu güzellikleri herkesin görmesini istiyor.

Ağacı, böceği, çevreyi önemsemeden yaşayanlara karşı bu değerlerin farkında olan çok sayıda Bursalı da var elbette.

Son dönemde Bursa'yı abluka altına alan mermer, taş ocaklarıyla katı atık, çer çöpten enerji üretmeyi planlayan yatırımcılardan korumak için harekete geçen doğaseverler ve hâlâ adaleti tescil etmekten çekinmeyen yürekli mahkemelerin varlığıyla güzellikleri bir avuç kalan bu tarihi şehir geleceğe doğru yürümeye devam ediyor.

Ancak, her gün kan kaybediyor.

Önceki gün doğa tutkunu Levent Erbab'ın bir paylaşımı vardı.

İsyan ediyor.

Öfkesini, yaşadığı üzüntüsünü, "An itibarıyla Alaçam Şelalesi.

Şelale kurumuş.

Şelalenin suyunu yukarıdan kesmişler.

Borularla su fabrikalarına çekildiğinden şüphemiz yok.

Yazıklar olsun buna izin verenlere, buna sessiz kalanlara!

Bu mevsimde gürül gürül akması gerekiyordu!" sözleriyle paylaşıyordu.

Maalesef, Bursa'da o kadar çok su fabrikası kurulmaya başladı ki!..

Hepsinin kaynağı da Uludağ'ın suları.

Sadece su fabrikaları mı?

Bir de dağlardaki küçük küçük derelerin toplanarak bir noktaya taşınmasıyla oluşturulan hidroelektrik santralleri var.

Alaçam bölgesinde de Keles yolu üzerinde de böyle santraller var.

Bu santraller, barajlar üzerinden değil küçük dereciklerin borular içine alınarak bir noktaya akıtılmasıyla elektrik üretiyor.

Bu da doğal olarak küçük derelerin yataklarının değişmesine, akıp gittiği için de noktaların kurumasına neden oluyor.

Alaçam Şelalesi'nin kurumuş olmasına isyan eden çevrecilerin Bursa'da sesinin daha fazla çıkabilmesi için bu kenti yönetenlerin de onlar kadar çevreye sahip çıkması gerekiyor.

Herkesin elini kolunu sallarcasına su fabrikası veya HES kurmasına Bursa'yı yönetenlerin sessiz kalmaması gerekiyor.

Uludağ ve diğer su kaynaklarının korunabilmesi için Bursa'nın su haritasının oluşturulması ve korunması konusunda planlar yapılması artık bir zorunluluk oluşturuyor.

Yoksa Bursa Ovası'nın çarpık yapılaşmaya kurban edilmesi gibi Uludağ ve öteki su kaynaklarının yok olup gitmesine de ağıt yakarız ancak...

Can alıcı soru şu:

Alaçam Şelalesi kurudu mu?

Kuruduysa neden kurudu?

Bursa'yı yönetenler bu sorulara yanıt vererek çevreye karşı duyarlılıklarını Bursalılara göstermeli ve bu konuda izlenecek yol haritası için kolları sıvamalılar.

(Öncesi)