Bir merhabaya hasret...

Yusuf KAYIŞOĞLU 11 Ağustos 2019 Pazar, 06:11

Alışmıştık aslında...

Birdenbire vazgeçildi.

Gerçi...

Turizm Bakanı, "Tatil 9 güne çıkarılmasa da olur, oteller doluymuş zaten" sözleriyle 10 yıldan fazladır süregelen 9 günlük tatil macerası da sona erdi.

Oteller boşsa demek ki tatil süresi 9 gün olacak.

Doluysa Kurban Bayramı'nda 4, Ramazan Bayramı'nda 3 güne razı olacağız.

Otelcilere göre ayar söz konusu çünkü...

Neyse...

Bugün Kurban Bayramı'nın birinci günü...

Herkes için güzel bir bayram olsun.

Herkes anlık mutlulukları çoğaltabilsin.

Oteller dolu olduğu için tatile gidemeyenler evlerinde eşle dostla sohbet edip, eski bayramları yâd ederler belki...

Bir de...

Yol gözleyen kimsesiz yaşlıları, annesiz babasız Sevgi Evleri'nde yaşama tutunmaya çalışan o biçare çocukları hatırlarlar.

"Bir gidelim mi" derler.

Bayramlarda o kadar çok insan var ki bu durumda...

Sadece çocuklar...

Sadece bakım evlerinde kalan yaşlılar değiller, mahallerimizde eşinden dostundan uzak yaşayan çok sayıda insan var, bir merhabaya hasret.

Çağımızın belki de en büyük sorunu bu...

Yalnızlık.

Artık çocukların anne ve babalarıyla iç içe yaşamları hayal bile edilemiyor.

Zamanın getirdiği kimi şartlar var çünkü...

Eskiden şehirler ayırırdı aileleri şimdi ülkeler ayırıyor.

Kavuşmak zorlaşıyor.

İş koşulları da eskisi gibi değil.

O kadar ağır ki...

İnsanlar kendilerine zaman ayıramıyor.

Soluk almak için bayramları iple çeker hale geliyor.

Mesafeler uzun zaman kısa olunca herkes kendi kabuğuna çekilip "Merhaba" demeyi unutur hale geliyor.

Türkiye'de ortalama insan ömrünün 78'li yaşlara çıktığı düşünülürse, merhabaya hasret insan sayısının da gelecek yıllarda çok daha fazla olacağını hesap edebilirsiniz.

Devletler, insan ömrünün uzamasıyla ilgili çalışmalar yapmalı, ömrünün son baharını yaşamaları konusunda yaşlı insanlara daha fazla imkânlar sunmalı.

Bir bayram yazısında belki bu konular ağır gelebilir ama şu bir gerçek ki insan ömrünün uzadığı ülkelerde yaşam kalitesi artmış olsa da ileri yaşla ilgili çok daha fazla çalışma yapılması da bir zorunluluk haline geliyor.

Türkiye'de ömür artıyor ama aynı ölçüde ileri yaştaki insanlar için bakımevleri, sosyal donatı alanları, geriatri hastaneleri artmıyor.

Bugün alınacak önlemlerle yaşlılarımızın ileri yaşlarda rahat etmesini sağlayacak adımları atabilirsek, bizim insanlarımız da Danimarkalılar, İsveçliler, Almanlar gibi ömürlerinin son anına kadar keyifli yaşarlar, seyahatler yapıp güzel anlarını çoğaltabilirler.

Dünyanın bugünkü gibi kan gölüne dönmediği, hırsın aklın önüne geçmediği bir zamanda yaşamak herkesin hakkı.

Bu duygu ile Kurban Bayramı'nızı kutluyor, ömür boyu mutlu olmanızı diliyorum.