Nereden bakarsanız bakın; HAKLILAR

Yusuf KAYIŞOĞLU 06 Aralık 2018 Perşembe, 06:02

Ayrımcılık bir tohum gibi ekilmiş ve maalesef herkese bir pay düşüyor buradan.

Öyle ya da böyle bir kimlik gibi bu topraklara serpiştirilmiş.

Her yerde bir sen-ben durumu var.

Bu sadece kimlik üzerinden yaşanan bir ayrışma da değil.

İş yaşamında da bu var.

Kadınla erkek aynı işi yaptığı halde kadına düşük ücret verilmesi bir ayrımcılık değil mi?

Aynı iş yerinde biri kadrolu diğeri sözleşmeli çalışıyor.

Üstelik devlette...

Birinin aldığı maaş diğerinin aldığı maaşın üzerinde.

Kaldı ki...

Özlük hakları konusunda biri kendisini daha rahat hissederken diğeri aynı işi hem de aynı yerde yaptığı halde hem düşük ücret alıyor hem de aynı özlük haklarına sahip olamıyor.

Modern dünyanın algılayabileceği şeyler değil ama maalesef ülkemizde olan bu.

Eğitimde sözleşmeli öğretmen var.

Vekil öğretmen var.

Sağlıkta sözleşmeli personel var.

Kadrolu olan var, olmayan ama kamuda çalışan var.

Oysa hepsi aynı işi yapıyor.

CHP'nin seçim meydanlarında sıklıkla dile getirdiği taşeron meselesi iktidar tarafından mecburen ele alınıp bir yasa çıkarıldığında bu sorunların ortadan kalkacağı düşünülüyordu.

Ama öyle olmadı.

Kamudaki taşeron garabetini ortadan kaldırmak için çıkarılan yasa sorunları çözmediği gibi yeni mağduriyetler yarattı.

Öyle bir durumdayız ki...

Bir sorunu çözmek için çıkarılan yasalar çıktığı gün mağduriyetler yaratıyor.

Kendilerini bu mağdurlar arasında görenlerin kimileri KADASED örneğinde olduğu gibi dernekleşerek seslerini duyurmaya çalışıyor.

Kamu Personeli Olmayan Aile Sağlığı Çalışanları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği(KADASED) üyeleri de kadrolu olabilmek için mücadele veriyorlar.

Mağduriyetleri öyle bir noktaya varmış ki seslerini duyurabilmek için dernekleşmek zorunda kalmışlar.

Türkiye genelinde 5 bin 600 kamuda çalışan ama kamu personeli olmayan var.

Hepsi kadro bekliyor.

Taleplerini defalarca iletmelerine rağmen hala sorunlarına bir çözüm bulabilmiş değiller.

Ne istiyorlar?

Diğer kamu çalışanları gibi özlük hakkı.

Özlük hakları olmadığı için tayin olma şansları yok.

Çakılılar.

Bir istekleri de becayiş.

Kamu personeli olmayan aile sağlığı çalışanlarının izin ve tazminat talepleri de var.

Bütün bu sorunlarının ise tek bir çözümü var.

O da kadro.

Aynı yerde, aynı kurumda aynı işi yapanların tabii tutulduğu bir ayrımdan söz ediyorlar.

Bunun sona ermesini istiyorlar.

Nereden bakarsanız bakın; HAKLILAR.

BURSA'NIN BİRİNCİLİĞİ

İstanbul 9. sırada.

Bursa 1. sırada.

İkinci sırada Gaziantep var.

Üçte Sakarya.

Dörtte Antalya Büyükşehir Belediyesi.

Tahmin edeceğiniz gibi borçlu büyükşehir belediyeleri listesi bu.

Bursa'nın İller Bankası verilerine göre 1 milyar 73 milyon lira borcu var.

Gaziantep'in 821 milyon lira.

İstanbul'un borcu 458 milyon lira.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ise bu listenin 46'ıncı basamağında...

Ankara 16'ta.

En az borcu olan belediyeler ise Artvin, Iğdır, Tunceli, Muş ve Uşak belediyeleri.

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin borcunun yanında bu beş belediyenin toplam borcu bile devede kulak misali kalıyor.

İnanılmaz bir borç yükü var, Bursa'nın.

Bu borçlu yapıyla yol yürümek ne kadar kolay olabilir?