Sahili işgal eden çadırcılar kadar Mudanyalıların yaşama hakkı yok mu?

Yusuf KAYIŞOĞLU 12 Haziran 2019 Çarşamba, 05:52

Attığı her adım olay oluyor.

Ses edenler...

Eleştirenler...

İşin aslı ortaya çıktığında şaşırıp kalıyor.

Beş yıl içinde birçok kez eleştirildi.

Hatta...

Seçim kazanamaz iddiaları nedeniyle 31 Mart yerel seçimlerinde aday gösterilmemesi için çok uğraşıldı ama bütün anketler iddiaların tersini söylüyordu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da doğru bildiği konularda gözünü budaktan esirgemeyen Hayri Türkyılmaz'ı, yani 25 yıl sonra sosyal demokratları Mudanya'da iktidara taşıyan başkanı yeniden aday gösterdi.

Sandıktan çıkan sonuç Türkyılmaz'ın sadece kazandığını ilan etmedi, yaptıklarıyla halkın beğenisini kazandığını gösterdi.

Bir önceki seçimde aldığı oyun çok daha üstüne çıktı.

Daha seçimin teri kurumamışken Mudanyalıların ve Bursalıların yakındığı, çözüm beklediği trafik konusunda radikal bir karar aldı.

Ana caddelerde yetki Büyükşehir'de olduğu için eli kolu bağlı olan Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, hafta sonları insanları bıktıran trafik çilesine son vermek için pazar günleri kurulan giyim pazarının gününü değiştirdi.

Esnaf, "Pazar kapatılıyor" diye ayaklandı.

Kefenli eylemler yaptı.

Türkyılmaz, bildiği doğrudan geri adım atmadı.

Ortaya bambaşka bir sonuç çıktı.

Türkyılmaz'dan çok önce yapılan pazarla ilgili protokollerin bugüne kadar yok sayıldığı tespit edildi.

Mudanya Belediyesi'nin kasasına girmesi gerekenlerin girmediği ortaya çıkarıldı.

İlgili esnaf odası pazarın yapımını üstlenirken, protokol dahlinde yapması gereken işleri yapmadığı belirlendi.

Velhasıl...

Esnaf, "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu."

Mudanya Belediyesi, Türkyılmaz'ın geri adım atmayan tavrıyla göz ardı edilen bir protokolün varlığını gün yüzüne çıkardı.

Mudanya Belediyesi ve Mudanyalı var olan ancak haberdar olmadığı bir hakkını geri almış oldu.

Bu konu gündemden kalkmışken, Türkyılmaz bir kez daha gündeme geldi.

Bu kez, eleştirenler 'faşist' diyorlardı.

Neden?

Suriyelilerin Mudanya'ya girmesine izin vermiyormuş!..

İşin aslı böyle mi?

Önceki gün düzenlediği basın toplantısıyla konuyu bütün yönleriyle anlattı.

Herhalde hiçbir basın toplantısı böylesine bir halk desteği arkasında bulmamıştır.

Uğur Mumcu Kültür Merkezi'ni Mudanyalılar tıka basa doldurmuştu.

Türkyılmaz'a aldığı karar nedeniyle destek veriyorlardı.

İddia edildiği gibi Suriyelilerin Mudanya'ya girişi yasak mı?

Denize girmelerine izin verilmiyor mu?

Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, Suriyelilerin Mudanya'da denize girmelerine kimsenin bir şey demediğini, sahilin işgal edilmesine dönük bir uygulama içine girdiklerini söyledi.

Görenlerin tepkisini çeken ve Mudanya Belediyesi'ni harekete geçiren sorun şu:

Mudanya'da balıkçı dükkânlarının bulunduğu yarımadanın kıyısında, Mudanya Kapalı Pazarı'nın bulunduğu, Köfteci Yusuf'un olduğu yerde Suriyeliler adeta bir mülteci kampı kurmuşlar.

Sahili çadır kent haline getirmişler.

Mudanyalılar bu durumdan rahatsız olunca gelen şikâyetler üzerine belediye zabıtası devreye girip, çadırları kaldırıyor.

Hepsi bu...

Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz açık açık söyledi.

Bol bol alkışla kesilen konuşmasını şu sözlerle özetleyebiliriz:

"Aynı şeyi Mudanya'da yaşayan biri de yapsa, Bursa'dan gelen birisi de yapsa aynı uygulamayla karşılaşır.

Denize girmenin, sahili kullanmanın kuralları var.

Biz demokrasiye inanan insanlarız, özgürlüğü savunuyoruz.

Ancak, birinin özgürlüğü diğerinin özgürlüğünü kısıtlamamalı.

Bizim yaptığımız bu.

Kurallar neyi emrediyorsa, biz görevimiz gereği onu yapıyoruz.

Türkiye'den biri Almanya'ya veya başka bir ülkeye gitse kafasına göre bir şey yapabiliyor mu?

O ülkenin bir kuralı var, bir uygulaması var.

O kurallar çerçevesinde herkes hareket etmek zorundaysa, Türkiye'de de var olan kurallara herkes uymak zorunda.

Seçildiğim günden bu yana kimsenin ne nereden geldiğine baktım ne hangi partiye oy verdiğine ne de dinine mezhebine...

Birlikte yaşama kurallarına uyan herkesi çok sevdim, aksi hareket edenlere karşı da hukuk kuralları çerçevesinde hangi uygulama öngörülüyorsa onu yaptım."

Sözler gayet açık.

Uygulama kişiye veya bir ırka yönelik değil.

Türkiye'nin hukuk kuralları neyi emrediyorsa, ona uymayanlara karşı kamu ve toplum düzenini korumak amacıyla yapılmış esasında sıradan bir işlem.

Kaçak yapı gibi...

İmara uymayan yapılara ve yapanlara karşı hangi kurallar geçerliyse sahillerle ilgili düzene uymayanlara da aynı kurallar geçerli.

Bunun insani tarafı üzerinde duruluyorsa, sahilde gezemez hale gelen Mudanyalının hakkı ne olacak?

Sahili çadır kente çeviren Suriyeliler kadar Mudanyalıların yaşama hakkı yok mu?

Bu önemli değil mi?

Mudanya'nın, Bursa'nın gözbebeği olduğunu düşünürsek, sahildeki en küçük olumsuzluğun nasıl etkiler yarattığını hepimiz rahatlıkla anlayabiliriz.

Sahildeki görüntü tam anlamıyla ibretlik!

Suriyeliler tarafından sahil resmen işgal edilmiş!..

Görüntü kirliliği gibi nedenleri bir kenara bıraksanız bile o çadırlarda yaşamak insan sağlığı için de sorunlu değil mi?

Ve tabii güvenlik...

Meselenin bütün yönlerine tarafsız bakabilen, hukuk ekseninde değerlendirme yapanlar Hayri Türkyılmaz'ın ne kadar haklı olduğunu görüyorlar zaten.

Sahildeki çadır işgali Mudanya ve Bursa için yüz karası bir görüntüydü.

Kaldı ki...

Aynı süreçte Kumla'da yine Suriyeliler tarafından sahile yasalara aykırı bir biçimde kurulmuş çadırlar Büyükşehir ve Gemlik Belediyesi zabıta ekipleri tarafından hem de Mudanya ile aynı süreçte kaldırılmışken, Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz'a yönelik eleştirileri anlamak mümkün olabilir mi?

Büyükşehir de Gemlik de Mudanya Belediyesi de yasalar neyi emrediyorsa onu yapıyor.

O vakit, kafasına esen herkes gidip sahile çadır kursun!..

İstenen bu mu?