6306 SAYILI KENTSEL DÖNÜŞÜM YASASI NELER GETİRİYOR...( 2 )

Ziya GÜNEY 30 Ekim 2017 Pazartesi, 07:47

(13.06.2012 tarihli köşe yazımızı aynen yayınlıyoruz...)

Geçen hafta TBMM'de, 16 Mayıs'ta kabul edilip Cumhurbaşkanınca da onaylanarak 31.5.2012 tarihinde yürürlüğe giren mevzubahis yasa yürürlüğe girmeden önceki kentsel dönüşümle ilgili bazı yasalara eklenen maddeler ile  kentsel dönüşümün sağlıklı yapılamadığını ifade etmiş ve yeni yasa hakkındaki görüş ve düşüncelerimizi kısaca maddeler halinde özetlemeye çalışmıştık.

Ülkemizin % 92'sinin deprem riski altında kaldığı, % 65'inin ise 1. ve 2. derecede deprem bölgelerinde bulunduğu ayrıca bu bölgelerin gerek nüfus gerekse sanayi açısından son derece yoğun ve stratejik öneme sahip olduğunu, bu köşedeki yazılarımız da dâhil olmak üzere birçok zeminde dile getirdik...

Bütün bunlara ilaveten plansız ve çarpık yapılaşmanın kentlerimizi bir ur gibi sardığını, teknik ve sosyal altyapı standartları açısından da kentlerimizin dünya ligindeki yerinin çok gerilerde bulunduğunu ve 3. lig olarak tanımlanacağını her zeminde ifade etmeye çalıştık.

Bütün bu sebeplerle yeni kentsel dönüşüm yasasının bir taraftan kentlerimizi modern ve çağdaş  diğer taraftan da deprem risklerine karşı daha güvenli hale getirmek kısacası kentlerimizi 3. ligden hiç olmazsa 2.lige çıkarmak için büyük bir fırsat olacağını düşünüyorduk...

Bu konuda ülkemiz içerisindeki yaklaşık 20, yurt dışındaki çeşitli ülkelerden 40-50 kentsel dönüşüm projesini inceleme fırsatımız oldu.

Bütün bunların ışığında yeni kentsel dönüşüm yasasındaki bazı eksiklikleri bundan evvelki yazımızda birkaç madde halinde özetlemiştik. Bugün de diğer bazı konulardaki eksiklik ve uygulamada çıkabilecek aksaklıkları kısaca özetlemek istiyoruz...

-Öncelikle çıkarılan yasanın kentsel dönüşüm planlarının üzerine oturduğu, bölge gelişme planı, il çevre düzeni ve metropol nazım imar gibi üst ölçekli planlar ile uyum ve ahenkli olmasını sağlayan bir anlayış ve perspektif içermemektedir.

-Yasada kentsel politikaların şekillenmesinde sivil toplum örgütleri ve toplumun farklı kesimlerinin katılımını sağlayacak düzenlemeler yer almamaktadır.

-Yasada bakanlığın yanında çok geniş yetkilerle donatılan TOKİ'nin bugüne kadar yapmış olduğu inşaatlarda kamu kuruluşu statüsü ile 4708 Sayılı Yapı Denetim Yasası kapsamı dışında kaldığı bilinmektedir. Ancak uygulamada TOKİ inşaatlarının müteahhit ve taşeronlar tarafından yapıldığı ve kentsel dönüşümdeki belirleyici rolü dikkate alınarak mevzubahis Yapı Denetim Yasası kapsamına alınmamış olması ileride birçok hukuki ve teknik sorunlara yol açabilecektir.

-Yasada yapılan düzenleme ile risk taşımayan yapıların da 'uygulama bütünlüğü' gerekçesiyle kanun hükümlerine tabi olacağı belirtilmiştir. Bu düzenleme ile riskli yapıların yanı sıra risk taşımayan yapılar, bakanlığın belirleyeceği sınırların içinde kalmaları durumunda yıkılabilecektir.

-Yasada yapılan 'gerekli görüldüğünde Bakanlar Kurulu kararı ile sosyal donatı ve altyapı harcamaları uygulama maliyetine dâhil edilmeyebilir' biçimindeki istisna düzenlemesi, genel olarak sosyal donatı ve altyapı harcamalarının maliyete ekleneceğini göstermektedir

-Yasada kentsel dönüşümle ilgili ihalelerin 4734 sayılı Kamu İhale Yasası'nın 21. maddesinde yer alan çok özel durumlarda uygulanan "idarece davet edilen firmaların teklif verebileceği" yöntemin belirlenmiş olması ulusal ve uluslararası bazı firma ve konsorsiyumların korunacağı izlemini uyandırmaktadır.

-Yasada kentsel dönüşüm uygulamaları hakkında idari dava açılabileceği ancak bu idari davalarda yürütmeyi durdurma kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır. (Bu madde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.)

-Yasa ile Hazine dışındaki kamu kurumlarına ait taşınmazların da üstelik bu alanların riskli bölgede olma koşulu da aranmadan bakanlığa tahsis edilmesi sonucunda, kentlerimizin rantı yükselen merkezi bölgelerindeki kamu tesislerine (okul, hastane vb.) yönelik satış süreci hız kazanacaktır.(Bu madde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.)

-Yasada, riskli bulunan yapıların maliklerine, bu yapıların yıktırılması için 60 günden az olmamak üzere süre verilmesi bu süre içerisinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının "idari makamlarca yıktırılması" sürecinin başlatılacağının yer alması vatandaşlarımız üzerinde büyük bir baskı oluşturacak ve hak kayıplarına sebep olabilecektir.

-Yasa ile riskli yapıların bulunduğu alanların yanı sıra, bakanlık tarafından belirlenecek, yapılaşmamış boş rezerv yapı alanlarında her türlü imar ve yapılaşma işlemlerinin geçici olarak durdurulması öngörülmüştür. Riskli alanlar açısından yerinde olan bu düzenleme, diğer alanlar açısından 'Hukuk Devleti' ilkesine aykırı uygulamalara neden olabilecektir.

-Riskli yapıların bulunduğu alanlar ile rezerv yapı alanı olarak belirlenen bölgelerde, İmar Kanunu ve bu kanun uyarınca çıkarılmış olan ve uyulması zorunlu teknik ve sosyal altyapı standartlarına uyulmaması yönündeki hükümler sebebiyle kentlerin bu bölümlerinde özel standart belirleme yetkisi sosyal ve teknik standartların düşürülmesinin önünü açacaktır.

Bu da daha yüksek yoğunluk ve kat, daha az yeşil alan, daha az okul, daha az sosyal ve kültürel tesis içeren planların onaylanabilmesi anlamına gelmektedir.

(Bugün kentimizdeki kentsel dönüşüm adına yaşanan kaos ve kargaşada başımıza gelebilecekleri yasa çıktıktan yaklaşık 10 gün sonra bu sütunlarda ve daha sonra birçok zeminde dile getirmiştik. Keşke yanılmış olsaydık!..)