BATI’DA YENİ YÖNETİM ANLAYIŞ VE EĞİLİMLERİ

Ziya GÜNEY 21 Ağustos 2017 Pazartesi, 08:07

Uzun yıllar kaldığımız, yerinde inceleme imkânı bulduğumuz AB ülkelerindeki belediyecilik, şehircilik ve çevre konularındaki gelişmeleri, yeni eğilim ve çalışmaları yakından izlemeye gayret ediyoruz...

Bugün de siz değerli okuyucularımıza, bu ülkelerde gerek merkezi gerekse yerel yönetimlerdeki yeni yönetim anlayışı ve eğilimlerden örnekler vermeye çalışacağız..

AB ülkelerindeki merkezi ve yerel yönetimlerin, vatandaşlarına hizmet sunarken "insan odaklı" olmasına özel bir çaba sarf ettiklerini görüyoruz...

Dolayısıyla da klasik bürokratik kültür, yerini vatandaş odaklı kültüre bırakıyor. Kamu yönetimleri de bu anlayışa uygun olarak yapılandırılıyor...

Bu ülkelerde, sorunları daha çabuk fark edebilen, vatandaşlarının talep ve sorunlarını daha süratli algılayabilen, yeni fırsatların ortaya çıkmasını sağlayabilecek, liderlik yerine ekip çalışmasını ön plana çıkaran anlayış, köhnemiş bürokrasinin yerini hızla almaya başlamıştır.

Gelişmiş Batı ülkelerinin önde gelen aydın ve yazarlarının söylem ve makalelerinde yeni bir bürokratik yapılanmanın gerekliliği görüşü hızla yayılmakta ve bu durum ülkemizde pek bilinmeyen ve tartışılmayan yeni bir kavramla "adhokrasi" olarak tarif edilmektedir.

AB ülkelerinde, demokratik değerlerin gelişmesine paralel olarak seçilmişlerle atanmışlar arasındaki görev, yetki paylaşımı ve ilişkilerin yeniden tanzimi konularında yoğun araştırma ve çalışmalar devam etmektedir.

Bu ülkelerde özel sektörde özellikle de imalat sektöründe uzun zamandır uygulanan toplam kalite yönetim ve anlayışının kamu hizmet sektöründe nasıl uygulanabileceği ciddi araştırmalara konu olmaktadır.

Kamu kuruluşlarının denetlenmesinde hukuka uygunluk ve performans denetimi yanında referandum, teknolojide bilgisayar ve internet kullanımındaki gelişmelere paralel olarak vatandaşların sürekli idareyi etkileme ve toplumun iradesini idareye yansıtma çalışmaları hızla uygulamaya geçirilmektedir.

AB ülkelerinde yaşanan sorunların sadece idarenin ve yöneticilerin çalışmaları ile değil topyekûn toplumun çabasıyla çözülebileceği görüşü yaygınlaşırken, belli kişilerden ciddi ve köklü çözümler bekleme fikri büyük ölçüde terk edilmektedir.

Ayrıca bilim adamlarıyla araştırmacıların mevcut yönetim yapısı ile bütünleşmelerinin sakıncalarına dikkat çekilerek, mevcut idari ve siyasi yapının dışında da daha iyi, güzel ve faydalıyı bulmayı sağlayacak fikri ortam ve atmosferin oluşmasının gerekli olduğu görüşü her geçen gün ağırlık kazanmaktadır.